Reklamı Kapat

Esadı kurtarma operasyonu olmasın!..

Suriye 3,5 yıldır yanıyor, insanlar oradan oraya kaçışıyor, hayatta kalma mücadelesi veriyor, Türkiye insani sorumluluk gereği 1,5 milyon sığınmacıyla başa çıkmaya çalışıyor ama dünya tınmıyordu. Ne zaman ortaya IŞİD diye bir örgüt çıktı ve bir anda Irak Musul’u ele geçirdi, Suriye’de ilerlemeye başladı, başta ABD olmak üzere yandaşları harekete geçtiler, koalisyon oluşturmaya başladılar. Bu noktada IŞİD konusunda gerek Türk yetkililer gerek ABD ve yandaşları yeterli bir açıklama yapmayarak sessizliği tercih ettiler. Bu sessizlik bilgisizlikten mi yoksa atılan her adım bilindiği halde olayların belli bir noktaya gelmesini mi bekleniyordu bilemiyoruz.

Çünkü IŞİD’in ilk ortaya çıktığı günlerde Esad muhalifleri ile çatıştığı haberleri medyada yer alıyordu. Böyle olunca da IŞİD ile Esad arasında bir birliktelik akla geliyordu. PKK’nın Suriye kolu PYD’ye karşı girişilen saldırılarla birlikte IŞİD bazı küçük yerleşim yerlerini ele geçirmeye başlayınca birdenbire ABD ve yandaşları hareketlenmeye, ABD’nin koalisyon arayışına girdiği görülmeye başlandı. IŞİD Irak’ta Musul’u ele geçirdiğinde ABD ve yandaşlarının kılı kıpırdamamış, hatta hızlı bir şekilde Bağdat’a doğru ilerlemesini seyretmekle yetinmişlerdi. Bu arada, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne silah sevkıyatına başlanmış, Irak’ta IŞİD’e karşı direniş Peşmergeye havale edilmiş görünüyordu. Bu arada, PKK da çatışmalarda açıktan olmasa bile yer alıyordu. Sanki zaten parçalanmış olan Irak’ın daha küçük parçalara ayrılması işi IŞİD’e havale edilmiş gibi görünüyordu. Bu noktada galiba IŞİD’in hızlı ilerleyişi birilerini korkutmuş olacak ki, Suriye söz konusu olunca henüz Esad’ı gözden çıkarmamış olan ABD-İsrail ikilisi harekete geçme ihtiyacı duydular. Olaylara bu açıdan bakıldığında insanın aklına ABD’nin Suriye’de IŞİD’i bertaraf etmekten çok Esad’ı korumaya yönelik bir strateji belirlediği geliyor. Böyle olunca da Türkiye’nin dâhil olması istenen koalisyon güçleri bir Esa’ı koruma hareketinin parçası olarak ortaya çıkabilirlerdi. Tezkerenin Meclis’ten geçmesinin ardından bir kara harekâtının başlatılması da ihtimal dâhilinde. Çünkü herkes görüyor ki, sadece hava harekâtı ile IŞİD’i bertaraf etmek uzun zaman alacaktır. Öte yandan Türkiye ısrarla Türkiye sınırında Suriye içlerinde bir tampon bölge oluşturulmasını istemiş, başlangıçta sanki bu talep haklı görülmüş gibi bir hava estirilirken birdenbire ABD Savunma Bakanı Hagel ile Pentagon’da basın toplantısı düzenleyen ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey, “Tampon bölge, belli noktada mümkün olabilir ama şu anda bu bizim kampanyamızın bir parçası değil” diyerek ABD tarafından Türkiye’nin isteğinin dikkate alınmadığı otaya çıkıyordu. Yani, ABD ve yandaşlarını Türkiye’ye göçen milyonlar ve bu durumun Türkiye’ye maliyeti hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Onlar sadece Irak ve Suriye’deki operasyonun ABD’ye günlük maliyetinin hesabını yapıyor ve bu paralarında daha sonra hangi ülkelerin zenginliklerine el konularak tahsil edeceklerinin hesabını yapıyorlar. İlk hesaplara göre Irak ve Suriye’de hava operasyonlarının ABD’ye günlük maliyetinin 7 milyon dolar olduğu açıklanıyor. Kısacası fatura peşin peşin kesiliyor ama Türkiye’nin uğradığı zararlar onları hiç ilgilendirmiyor. Maksat Esad iktidarını korusun, ABD ve Siyonistler hedeflerine bir adım daha yaklaşsın, gerisi önemli değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?