Reklamı Kapat

Türkiye İşgal Altında

Türkiye’de bir savaş olsa soluğu Avrupa ya da zengin sözde İslam ülkelerinde alacak olanlar hatta belki de şimdiden kaçacakları yeri ayarlamış olanlar bu başlığı hafife alıp hani nerde savaş hemen koşalım diyerek kendilerince espri yapmaya çalışabilirler. Bu tipler kurşungeçirmez konutlarında gününü gün eden, Türk toplumuna üst düzey bir şekilde yabancılaşmış, ülkemizde yaşanan sosyal hayattan haberi olmayan yeni jöntürklerdir. Eğer ülkemizde yaşanmakta olan sosyal yaşamdan haberleri olsa ardı arkası kesilmeyen göç dalgasına bir çare bulmak için ciddi adımlar atarlar ya da adım atma mevkiinde değillerse de böyle adımlar atılmasına ön ayak olurlardı. Maalesef son üç yıldır Türkiye resmen ve alenen işgal edilmiş durumda. Böyle söyleyince birileri hemen oradan başını çıkarıp ömründe birlik, beraberlik ve kardeşlik nedir fiili olarak bilmediği halde birlik, beraberlik ve kardeşlikten dem vurmaya başlamasın. Bu türlü laflara karnımız tok!

Efendiler! Türkiye’nin Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş şehirleri başta olmak üzere bütün şehirleri Suriyeliler tarafından işgal edilmiş durumda. Bu işgalin faturasını özellikle bu şehirlerdeki halkımız çok ağır bir şekilde ödüyor. Bu işgal İstanbul ve Ankara’da bir Kahramanmaraş’taki gibi hissedilmiyor. Tamam Suriyeliler din kardeşimiz, tamam zor durumdalar, tamam ölüm korkusu ama özellikle adı geçen şehirlerdekiler de din kardeşimiz, zor durumdalar, onların hayatı güllük gülistanlık değil ki! Bir kişinin azığı iki kişiyi aç bırakır diye bir atasözümüz var. Kaldı ki Müslüman dinini, namusunu ve vatanını korumak için kaçmaz gerekirse eline silah alır savaşır. Müslüman din, namus ve vatan için ölmeyecek de ne için ölecek. Müslümanlık, villada oturup hayat güllük gülistanlık olsun a-ah savaş ne kötü be birader mi demektir! İslam tarihine bakalım var mı böyle bir Müslümanlık! Çanakkale savunmasıyla övünüyoruz. Çanakkale savaşları villadan ahkâm kesip savaştan kaçınılması gerektiği söylenerek kazanılmamıştır. Vatanın elden gidiyor sen ise vereceğin bir canın derdine düşmüşsün. Benim vatanım elden gittikten sonra benim canımın ne kıymeti var. Müslümanlar hiçbir dönemde ölümden, ölmekten bu kadar korkmamışlardır. Bu ne biçim korku ki yetmiş yaşındaki insanlar bile can havliyle Türkiye sınırını geçiyor. Bir ayağı mezarda olan insanlar savaştan kaçıyorlar. Oysa bir Müslüman için asıl hayat ölümden sonraki ebedi hayat değil midir Kaçtığın yerde ebedi mi kalacaksın ki kaçıyorsun. Allah için savaşanlar eline kazma kürek alarak bile savaşabilirler. Osmanlı üç kıtada savaştan kaçarak, demokrasi laflarıyla filan adalet sağlamadı; Osmanlı İslam için İslam adına savaşarak üç kıtada adaleti ve huzuru sağlamıştır. Diyeceksiniz ki Suriye’de düşman belli değil. Hayır! Düşman, Müslüman’ın dinine, namusuna, vatanına ve canına kasteden herkestir. Bu kim olursa olsun! Durup dururken dine, namusa, vatana ve cana saldıran her kim ise onunla gücü yettiğince savaşmalıdır Müslüman. Savaştan kaçmamalıdır. Kaldı ki şuan ABD ve yandaşları yani şeytan koalisyonu resmen ve alenen Irak ve Suriye’yi işgal etmiş durumda. Müslüman’ın savaşmasına gerekçe olarak bundan daha büyük düşman olabilir mi!

Suriyelileri evimize alarak onlara yardım etmiş olmuyoruz bilakis ABD ve yandaşlarına yardım etmiş oluyoruz. Onlar zaten bunu istiyor; Irak ve Suriye halkı ülkelerini terk etsin yani Türkiye ve diğer ülkelere kaçsın iki ülkenin toprakları, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bizim olsun. Türkiye olarak biz bu amaca hizmet ediyoruz. Oysaki Irak ve Suriye halkı ülkelerinden kaçmadan Türkiye de halkı ve devletiyle onların yanında yer alarak işgal güçleriyle savaşmalıydı/savaşmalıdır. ABD ve yandaşları Irak ve Suriye’yi işgal ediyor Suriyeliler de Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş şehirleri başta olmak üzere Türkiye’yi işgal ediyorlar. Böyle birlik beraberlik olmaz. Kardeşinin vatanı elinden giderken sesini çıkarma, kılını kıpırdatma, ama ülkesi elden gittikten sonra onu sen kendi ülkene alarak yardım etmiş ol. Böyle bir yardım, yardım değil korkaklıktır. Kardeşini ağır bir şekilde yaralayıp sonra hastaneye götürmektir bu. Hem sen çaresiz bırakacaksın hem de o çaresizliğine yardım edip çare bulduğunu söyleyeceksin. Bu çok iğrenç bir durumdur. Eğer yardım edeceksen kardeşinin ülkesi elinden gitmemesi için çalışmalıydın/çalışmalısın.

Suriyelilerin Türkiye’yi işgal etmesiyle birlikte Türkiye’de başta işsizlik arttı. Konut fiyatları yükseldi. Kiralık ev bulunmaz oldu. Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta ev fiyatları İstanbul’daki ev fiyatlarıyla aynı oldu. Kira da aynı şekilde. Çeşitli ahlâksızlıklar arttı. Özellikle fuhuş artmış durumda. Bu dört şehir öyle kozmopolit bir hale geldi ki İstanbul’u bırakın aynen Teksas gibi. Üstelik ne acıdır ki Suriyeli ve Türkiyeli (Kahramanmaraşlı) iki Müslüman İngilizce konuşarak birbiriyle anlaşabiliyorlar. Kapı kardeşimizin (komşumuzun) dilini bilmiyoruz elin gâvurunun diliyle konuşuyoruz. Bu çok acı efendiler bu çok acı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?