Reklamı Kapat

Milli Görüşçüye Mektup

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizamı olarak

gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm,

peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Aziz kardeşim, seni hürmet ve muhabbetlerimle

selamlıyorum. Allah tan rahmetini, bereketini mağfiretini, cennetini diliyorum.

Yaptığın çalışmaların en büyük zaferleri, iki cihan saadetini, en büyük manevi

mükâfatı getirmesini istiyorum.

Ey hayatı iman ve cihad olan kardeşim, Allah, İslam,

Müslüman ve insanlık düşmanı Irkçı emperyalizm, haçlı batı ve işbirlikçilerine

karşı verdiğin mücadeleyi kutluyor ve seni tebrik ediyorum. Sen çok mübarek bir

iş yapıyorsun, bundan dolayı takdirlerimi arz ediyorum.

Geçenlerde sizinle yaptığım hasbihalde gördüğüm birkaç

eksikliği, olumsuz düşünceleri dile getirmek ve tedavi yollarını birlikte

tefekkür için bu mektubu yazıyorum.

Bilmiş ol ki, konuşmalar esnasında beyan edilen üç şey

var. Bu üç şey şudur: 1- Adam yok, 2- İmkân yok, 3- Zaman yok. Bu üç söz, hak

batıl mücadelesinin önderleri olan peygamberlerin, onlara ümmet olmuş salih

kimselerin hiçbir zaman söylemedikleri şeyler olduğunu bilmemiz gerekir. Bu üç

sözü söylemeyi bizlere kim öğretti dersiniz Bize bu sözleri söylemeyi, hidayet

kitabımız Kur an telkin etmiyor. Peygamberimizin karşılaştığı zorluklar

karşısında bu üç sözü söylediğini hiçbir hadis kitabı zikretmiyor. Öyleyse biz

bu üç sözü niçin söylüyoruz

Türkiye de 75 milyon, dünyada 7,5 milyar insan yaşıyor.

Bunların hepsi Allah ın kulları olarak bizim tebliğde muhataplarımızdır.

Bunları yok sayarak adam yok dememiz hatalı bir davranıştır. Bu sözü

söylemememiz gerekir. Bizim vazifemiz hakkı insanlara tebliğ etmektir. İslami

tebligatta muhatabımız bütün insanlıktır. Biz, hakkı tebliğ edeceğimiz insanlar

arasında tasnif yapamayız. Burada, hakkı tebliğ edeceğimiz adam yok diyemeyiz.

Anlatıyoruz, ancak bizi dinlemiyorlar diyemeyiz. Bu sözleri söylemek haramdır

günahtır. Biz bu sözleri söylerken tebliğ ve cihad görevinden kurtulmuş

olmuyoruz, bilakis vebalimizi artırıyoruz. Bir de diyoruz ki sen burayı ve

şartlarını bilmiyorsun, burası hiçbir yere benzemez. Bu söz her yerde aynı

şekilde söyleniyor aziz kardeşim. Bilmiş ol ki bütün iller, diyarlar hep

birbirinin aynıdır. Dünyada doğusu ve batısı olmayan bir yer var mı

Söylediğimiz imkân yok, bize para bulamıyoruz, aidat

alamıyoruz, zenginimiz kalmadı, ben kimseden para isteyemem sözü de

inançlarımıza uygun sözler değildir. Bil ki, bu sözler şeytandandır. Şeytan,

yolumuzu vurmak, bizi cihaddan düşürmek ve cehenneme sürüklemek için bu sözleri

bize öğretiyor ve söylettiriyor. Diyorsun ki, ben buranın gerçeklerini

söylüyorum. Sizin söylediğiniz şeyler, bulunduğunuz yerin gerçekleri değil,

cihad ibadetinin özünde bulunan zorluklardır. Bu zorlukları aşmak ve Allah ın

verdiği imkânları O nun yolunda kullanmak için cehdetmek, vazifelerin en

büyüğüdür. Bizler, bu vazifeleri yaparak insanlığın iki cihan saadetine vesile olmuş

kahramanlar olabiliriz. Allah yerde ve gökte var olan bütün imkânları bizim

emrimize vermiştir.

Aziz kardeşim, bilmiş ol ki hakkın hâkim batılın zail

olması için verilen bu mücadelede bizim adam ve imkân sıkıntımız yoktur. Adam

da, imkân da çoktur. Bizim adam ve imkânlara ulaşma sıkıntımız vardır. Adama ve

imkâna ulaşmak gayret ister, emek ister.

Aziz kardeşim, bir de deniliyor ki zamanım yoktur. Bu söz

de batıl ve anlamı olmayan bir sözdür. Zaman bakkalda ve marketlerde parayla

satılan bir şey midir ki, yok diyoruz. Zaman da tıpkı hava ve su gibi

Rabbimizin bize meccanen verdiği nimetlerdendir. Biz, zaman nimetini de Allah

yolunda kullanmak zorundayız. Allah bize malınızla, canınızla cihad ediniz

diye sorumluluk yüklüyor. Bizler de adam yok, imkân yok, zaman yok diyerek bu

sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor, yan gelip yatıyoruz. Hâlbuki ki bizler,

tekeden süt çıkarmak azmiyle cihad etmekle emrolunmuşuz. Bilelim ki ürettiğimiz

bütün anlamsız mazeretler bizi cihad kaçkını yapıyor. Rabbimiz bizi ikaz ediyor.

Tevbe suresi 24: De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz,

eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz

ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah tan, Resulünden ve Allah yolunda

cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini (belasını) getirinceye

kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. Bu ayet adam

yok, imkân yok, zaman yok demeyi yasaklayan bir muhtevaya sahiptir.

BAŞARMAK İÇİN

Aziz kardeşim, insan için çalıştığının karşılığı vardır.

Allah ın razı olduğu kullardan olmak, huzur, barış ve kardeşlik ortamında

yaşamak istiyorsak, Hakka bağlı bir medeniyetin kurulmasını arzuluyorsak buna

ulaşmanın yolu çalışmaktır, mücadele etmektir. Dünyevileşmekten kendimizi

kurtarmalıyız. Mazeretlerin arkasına sığınmamalıyız. Çalışmalarımızda bizi

başarıya götürecek hususlar şunlardır: 1- İNANÇ SAHİBİ OLMAK: Zorluklar

karşısında yılmadan mücadeleyi sürdürmektir. Zorluklar bizim içindir. Bizim

örneklerimiz olan hiçbir peygamber davasını kolaylıklar ortamında

yürütmemiştir. Onların karşılaştıkları zorluklar, engeller karşısında günümüzün

zorluk, sıkıntı ve engelleri bir hiç mesabesindedir. Bizi başarıya götürecek

güçlü bir iman SABIR, SEBAT, AZİM, SADAKAT, SALİH AMEL VE HAYRA HİZMET ile olur

ve korunur. İnanmak başarmaktır. 2- İLİM SAHİBİ OLMAK: İlimsiz, fıkıhsız İslam

yaşanmaz, cihad yapılmaz. Hak nedir, batıl nedir, ıslah nedir, ifsat nedir, iyi

nedir, kötü nedir, güzel nedir, çirkin nedir, doğru nedir, yanlış nedir,

faydalı nedir, zararlı nedir, adalet nedir, zulüm nedir   Bunları bilmek zorundayız. Bunlar bilinmeden

görevler yapılamaz.

3- GÖREVİ ÖZÜMSEMEK: Bizler, Allah ın yeryüzündeki

halifesiyiz. Allah bizden mallarımızı ve canlarımızı O nun yolunda savaşalım

diye cennet karşılığında satın almıştır. (Tevbe suresi: 111) Bizim yaratılış

gayemiz yeryüzünü İslam ile imar, ihya ve ıslah etmektir. Bizler ahirette bu

görevden hesaba çekileceğiz. Kulluk görevlerimizi bu açıdan değerlendirmeli ve

özümsemeliyiz.

4- DAVAYI TANIMAK: Bizim davamız hak davadır ve tek

davadır. Davayı tanımak iddia ederek olmaz. Onun mükemmelliğini, diğer batıl

davalara olan üstünlüğünü kavrayarak ispat ederek olur. Bizim davamız yüce bir

davadır demekle yol alınmaz. Bu dava için zaman ve imkân fedakârlığında

bulunarak yol alınır.

5- İSTİKAMET SAHİBİ OLMAK: Açıları sağlam olmaktır.

İslam ı doğru olarak kavramak, cihat şuurunda olmak ve bütün görevlerimizi

Allah rızası için yapmaktır.

6- AĞIZ TADIYLA ÇALIŞMAK: Milli Görüşçüler olarak

birbirimizi, Allah için seven bir topluluk olmalıyız. Etrafındaki insanlarla

iyi geçinmek, disiplin ve ciddiyetten taviz vermemektir.

7- MALİ VE İNSAN KAYNAKLARINI HAREKETE GEÇİRMEK: Bilelim

ki görevin esası insan ve mali kaynakları harekete geçirmektir. Hz. Âdem den

günümüze bu iki kaynak her zaman harekete geçirilmiştir. Bize en yakın olan

nokta, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ve onun yaşadığı saadet asrı

dönemidir. Peygamberimize insanlığı ıslah görevi verildiğinde, inanan bir tek

insan var mıydı Maddi imkânlar bakımından yanında nesi vardı Bizler

peygamberimiz ve arkadaşlarının davaları için verdikleri mücadeleyi dikkate

alarak nefis muhasebemizi yapmalıyız. Peygamberimiz ve ashabının o gün davayı

yürütmek için katlandığı eziyetleri, aştıkları zorlukları, içinde bulundukları

çevreyi, sahip oldukları maddi imkânları düşünerek kendimize gelmeliyiz ve

mesul olduğumuz görevlerde ihmal ve gevşeklik göstermemeliyiz. Onlardan bize,

olmuyor, gelmiyorlar, vermiyorlar, yapmıyorlar, adam yok, para yok, zamanım

yok, imkânsızdır, bulamadım, izin vermiyorlar, yaptırmıyorlar vb. sözleri

söylediklerine dair bir rivayet intikal etmemiştir. Onlar bir engelle

karşılaştığında o engele yenik düşmemişler, o engeli Allah ın izniyle yenmişler

ve yollarına devam etmişlerdir.

Aziz kardeşim, görevimiz ve imtihanımız ancak iman ve

cihaddır. Rabbimiz buyuruyor: Tevbe suresi 88: Peygamber ve onunla beraber

iman edenler ise mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler. İşte onlar kurtuluşa

erenlerin ta kendileridirler. Hucurat suresi 15:  Müminler, ancak Allah a ve Resulüne iman

eden, sonra asla hiçbir şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve

canlarıyla cihat edenlerdir. İşte onlar sadıkların ta kendileridir. Enfal

Suresi 60:  Onlara (düşmanlara) karşı

gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın,

onunla Allah ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin

bilmediğiniz, Allah ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda

ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.

Aziz kardeşim, anlatılan bu esasları her an göz önünde

bulundurarak nefsimizi terbiye etmek, hatalarımızı, kusurlarımızı düzeltmek

hepimiz için bir görevdir. Bu, Milli Görüş sahiplerinin önem vermesi gereken

bir konudur. Çünkü Milli Görüş, nefis terbiyesini esas alır. Bütün insanlığın

saadet bulması için yürütülen çalışmalar nefsini terbiye etmiş bir topluluk

tarafından yürütülebilir vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?