Reklamı Kapat

Topraklarımızı ve bombalatmak ve bombalamak

Paradokslar ülkesiyiz. Ne yaptığımız ve ettiğimiz belli

değil. Bu, iradesizlikten kaynaklanıyor ya da iradenin başkalarının elinde

olmasından. Kendi irademizle hareket edememek.

Coğrafyamızda ve topraklarımızda yaşananlara önce

içeriden sonra da dışarıdan bakıyoruz, olayları ve durumları kavramak için çok

yönlü bakamda yarar var. 1980 sonrasında coğrafyamız üzerinde somut ve açık

oyunlar oynanıyor. Bunları genelde dışımızdaki bakış açı ve bilgileriyle

değerlendiriyoruz. Dolayısıyla hemen her bakış bizi yanlış sonuçlara götürüyor.

1991 öncesinde krallıklar ve despot yönetimler,

yöneticiler Batının eseri. Bundan sonra bu tutum farklı bir dil ve üslup

getirdi. Demokrasi adı altında işgal, soykırım ve vahşet.

Coğrafyamızda beliren terör örgütleri olayını veya bu uç

oluşları farklı açılardan değerlendirebiliriz. IŞİD örneğindeki bir tutum ve

vahşet asla benimsenemez. Bu bizim öteden beri karşı durduğumuz bir durum.

Bunların kimler tarafından örgütlendiği, zemin hazırlandığı elbette bir diğer

önemli ayrıntı. Elde edilen güç kendi olanaklarından kaynaklanmıyor. Onları

besleyen ve zemin hazırlayan güçler göz ardı edilmemeli. Peki, bunları bu

yollara iten ya da bu gibi oluşlara iten nedenler üzerinde niçin hiç

durulmuyor. Örneğin Irak işgalinde öldürülen milyonlarca insan, ırzlarına

geçilen kadınlar, kimyasalların etkisiyle sakat kalan milyonlar, ellerinden

alınan malları ve yurtları. İnsanları böyle bir oluşa iten bu ağır durumlar göz

ardı edilebilir mi Evinden barkından olan milyonlarca insan, komşu ülkelerde

perişan durumda. Oyunları düzenleyen ve sahneleyenler bunu keyifle izliyorlar.

Aslında bir tuluat sahnesinin ağır bir gösterimidir bu. Böyle olunca da ezilen

milyonlarca insan kurtuluş yollarını arıyor. Kendi zaliminin kendisine sunduğu

kimi olanaklar ile savaşıyor. Yani açmaz içinde açmazlarla yüz yüze coğrafyamız

insanı. Ne yandan bakılırsa bakılsın içinden çıkılamayacak kadar hem ağır hem

vahim bir durum oluşturuyor. Emperyalizm oyununu çok yönlü oynuyor ve her

halükârda kendini haklı çıkarıyor. Nereden atlarsa atlasın dört ayakları üzerine

düşüyor.

Bu olaylara bakarken bir de Siyonistlerin bakış açılarını

ve tavırlarını da dikkate almak gerekiyor. Olayları ve durumları nasıl

değerlendiriyor. Bunlar da bir ölçüde sorunun özünü bilmede yararı oluyor.

Bir diğeri de Batı ruhuyla donanımlı olan bu ülkenin kimi

önde gelenleri. Onların bakışı da bazı durumları anlamada yarar sağlayabiliyor.

Emperyalizm karşıtlığı yerine onlarla nasıl birlikte olunması gerektiği

çırpınışını izlemekteyiz. Bu da bir ölçü.

Bir diğeri de egemenler desteğiyle iktidarları ellerinde

bulunduranlar. Bunu salt siyasa adamlarıyla sınırlamak doğru değil. İster parti

yöneticileri, ister ülkeyi yöneten devlet erkânı, gazeteciler, iş çevreleri,

cemaatler olsun fark etmiyor. Bunların tamamı dikkate alınmaz ise gene sağlıklı

bir sonuç varılamaz. Birini masum, diğerini işbirlikçi göstermek nesnel bir

bakış değil, bu güdümlü bir bakış olur ancak.

Şu zamanda üzerinde durulması gereken en önemli sorun

Müslüman coğrafyasının emperyalizm tarafından bombalanması. Bir de bunlara

eşlik eden çanak tutan, koşulları hazırlayanlar. Çok açık bir ifade ile Türkiye

kendi topraklarını Emperyalizm ile birlikte bombalıyor. Bu neye benziyor

emperyalizm ile birlikte Suriye ye müdahil olan, sonra yüz üstü ve yalnız

bırakılan bir Türkiye. Türkiye veya Müslümanlar buna diğer İslâm ülkeleri de

dâhildir, insanını, topraklarını, kültür tarihini ve geleceğini bombalıyor. Bu

büyük savaşın asıl sorunu gelecek ve gelecekteki sonuçları. Türkiye emperyalizm

ile birlikte el tutarken acaba gelecekte geriye baktığında acı çekmeyecek mi

Irak a, Afganistan a Mısır a, Libya ya demokrasi geldi mi gelmedi mi Sisi

kimin eseri, Libya daki kaos, Suriye de ve Irak taki katliamlar, işgaller ve

talanlar kimin eseri Bu sonuçlar hiç dikkate alınmayacak mı Gülünesi bir

durum var Esed yerini terk etseydi, demokrasi getirseydi, güçlü bir Suriye ye

adım atılsaydı bu işgaller olmayacak mıydı, diyelim ve şimdilik susalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?