Vaiz ve Hatiplerimizin Dikkatine!

Vaiz ve Hatiplerimiz, kürsü veya minberlerden Müslüman cemaate öğüt vermek ve uyarmakla görevlidirler. Aslında bütün Müslümanlar birbirini uyarmakla mükelleftir. Buna emri bilmaruf ve nehy-i anilmünker denilir, kısaca emr-i maruf ve nehyi münker diyebiliriz. Ancak herkes bu görevi hakkıyla yapamadığı için öteden beri bu öğüt ve uyarılar için özel görevliler ihdas edilmiştir. Müftülerimiz de diğerle yeterli olmayan yerlerde aynı görevi yapmakla yükümlüdür.

Ne çare ki bu görevin etkili bir şekilde yapılmadığı görülmektedir. Gerçi televizyonların birçoğu daha doğrusu fitnevizyonlar o kadar yıkıcı ve ahlak bozucu yayınlar yapıyor ki vaiz ve hatiplerimizin verdiği dersler, yaptıkları uyarılar bu yüzden etkili olamıyor denilebilir. Fakat yıkıcılar çoktur diye vaiz ve hatiplerimiz sorumluluktan kurtulamazlar. Bu durumda vaazlar artırılmalı, bazı uyarılar sıklaştırılmalıdır. Önceleri vaizlerin haftada iki gün hatta sadece Cuma günleri vaaz etmeleri programlanmış iken sonraları bu görev haftada dörde çıkarılmıştır. Peki neden hala vaazların etkisi görülmüyor. İşte bu noktada vaiz ve müftülerimizin dikkatini çekmek istiyorum.

Herkesin takdir edeceği gibi içtimai hastalıklar arasında kadınlarımızın açık-saçık veya daracık giysilerle dolaşmalarıdır. Alkol ve uyuşturucu kullanma hastalığı da önemli bir boyut kazanmıştır; ama en çok göze çarpan ve herkesi ve özellikle gençleri etkileyen açık-saçık ve daracık kıyafetlerdir. Seksoloji kitaplarına bakarsanız dinlisinden dinsizine kadar her seksoloji kitabı erkeklerin bakarak veya görerek tahrik edildiklerinin ortak bir tespit olduğunu görürsünüz. Kadınlarda bu durum çok nadir olduğundan onlar durumun farkında olmayabilirler; ama özellikle açık-saçık giysilerle dolaşan kadınlar andığımız kitapları okumuşlar ve durumu bilmektedir. Gazete sayfalarında ve TV ekranlarında okuyor ve görüyoruz ki birçok kadın önce taciz (sarkıntılık), sonra tecavüze uğramaktadır. Bunun başlıca sebebinin açık-saçık ve daracık giysiler olduğu da ortadadır.

Öyleyse vaiz ve hatiplerimiz bu konu üzerine yoğunlaşmalı, olaylardan örnekler vererek etkili konuşmalar yapmaya çalışmalıdır. Camideki vaazları onlar duymuyor denilebilir. Ancak etkili konuşmalar cemaat arasındaki babalar, ağabeyler ve kocalar tarafından kadınlara ulaşacağından şüpheniz olmasın. Ben l960 yılında Balıkesir/Ayvalık’ta Ramazan vaizi idim. En büyük camiinde vaaz ediyordum. Bir adam camide beni bir kenara çekerek: “Hocam vaazlarınız çok güzel, özellikle kadınların açık gezmeleri üzerindeki konuşmalarınız çok mantıklı. Ne olur bunları sıklaştırın. Benim iki kızım var onların baş açık gezmelerini bir türlü önleyemedim. Eğer sizi bu konudaki konuşmalarını sıklaştırırsanız umarım onlar kulağına gider ve etkilenirler” demişti. Ben de konu üzerindeki vaazlarımı sıklaştırdım. Ramazan’dan sonra oradan ayrıldığım için sonucu bilmiyorum ama samimi vaazlarımın boşa gitmediği kanaatindeyim. Gerçekten camilerde yapılan vaazlar etkili olarak yeteri kadar tekrar edilirse mutlaka camiye gelmeyenlerin kulağına da gider.

İlk müftüsü olduğum Sakarya/Ferizli`nin Gölkent kasabasında verdiğim iki konferansın arkasından halkın Belediye Başkanına giderek: “Göl kenarındaki şu meyhaneyi kapat, biz alkolün kötü olduğunu biliyorduk ama bu kadar değil. Şimdi Ferizli ilçe oldu, Müftü de sık-sık buraya gelerek vaaz etmektedir. Alkolün çok daha kötü olduğunu şimdi öğrendik. O meyhanede birkaç sene önce cinayet olmuştu. Bir daha olursa seni sorumlu tutarız” demişler ve Başkan da meyhaneyi kapatmıştı.

Demek oluyor ki konuşmalar etkisini gösteriyor. Yeter ki biz etkili konuşmasını bilelim. Gerek açık-saçık giysilerin ve gerekse alkol ve uyuşturucunun sebep olduğu olaylar hatırlatılarak yapılacak vaaz ve konferanslar hem kadınlarımızı ve hem de erkeklerimizi etkileyecektir. İslam’dan çıkmamış insanlar mantıklı vaazlardan mutlaka etkilenir. Yeter ki biz kırıcı olmadan ihlasla ısrarcı olalım. Burada A’la suresi 9-12. Ayetlerinin meallerini vererek yazımı bitirmek istiyorum. “Eğer vaaz etmek yarıyorsa vaaz et; azıcık Allah korku ve sevgisi olanlar öğüt alacaktır; öğütten ancak çok bedbaht olanlar kaçar; ki onlar en büyük ateşe girecektir”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Hamdi Güner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?