Gizle

Burada gülünmeyecek!

Çanakkale’de hezimete uğrayan Churchill İngiltere’de bir resepsiyonda kendisiyle dalga geçenleri bahçedeki havuza davet eder. Yaverine havuza iki tane balık bırakmasını söyler. Sonra içlerinden birini balığı yakalaması için havuza sokar. Ama bu çok zordur. Churchill balıkları Türklere, suyu ise onları yakalaması ve yok etmesini imkansızlaştıran iman çemberine benzetir. Kalabalık hala şaşkınken yaverine bir kova almasını ve suyu boşaltmasını söyler. Suyu azalan havuzda balıkları yakalamak kolaylaşmıştır.

Ülkemizde uzun yıllar önce başlamıştı bu savaş. Filmlere koyulan kötü imam figürleriyle başladı. Hiçbir filmde kolay kolay ezan okunduğuna şahit olamadık. Sanki bu topraklar Osmanlı bakiyesi değil de Avrupa’nın bir beldesi oluvermişti. İnancımızda önemsediğimiz isimleri en karikatürize karakterlere vererek çocuklarımızdan uzak tutmayı başardılar bu isimleri. Şaban, Mülayim, Mennan vb. hadi o zamanlar bir zihniyet hakimdi. İnanç onların karşı çıkmak zorunda oldukları bir sistemdi. Çünkü adaleti gözetmeyen her sistemi elinin tersiyle iter bizim inanç sistemimiz. Elimizde Kur’an olduğu sürece yeryüzünde zulüm ve sömürüyü kendine şiar edinen herkesin bizden korkması normal. Kendi zenginliğini başkalarının fakirliği ve açlığına endeksleyen zihniyetin çekingeleri de anlamlı. Televizyon ve sinemayı zaten silah olarak kullanan küresel teröristler varken size ne oluyor arkadaş! Neyin peşindesiniz Ülkeyi ahlaksızlaştırmayı başardınız. Evlilik kurumunun dibine kibrit suyu döktünüz. Gençlerini zihinlerini ipotek altına aldınız. Şanlı tarihimizi meze yaptınız. Ahlaksız tekliflerle PR yapıp, bütün suçu Fatmagül’e attınız. Sultan Fatih’i baba sevgisi görmemiş, hırçın bir delikanlı gibi gösterdiniz. Sizden cesaretle Hollywood bugüne kadar dokunamadığı bir değerimize daha açıkça saldırmaktan çekinmedi. Sinemalarımızda haftalarca gösterdiniz. Kimi sinemasal olarak değerlendirme yapmaya çalışırken palyaçoya döndü. Kimi olayın gerçeğini anlatmaya çalışırken “lütfen ama. Bu kadar da olmaz” diye kendi egosunu okşadı. Geleceğimiz ateşe verilmişken itfaiye resmi tatil yapıyor ülkemde. Vah ki ne vah!

Kertenkeleymiş. Git başka yerde sürün!

Yeni bir dizi başladı. Adı “Kertenkele”. Ne anlatmaya çalışıyor bu dizi Hiç birşey! Öyle derin bir kurgu, özenle seçilmiş bir karakter skalası var zannetmeyin. Mevzu basit. Churchill’in bıraktığı yerden devam etmek. Yeşilçamdan devraldığı bayrağı taşımak. Bir hırsızı İmam kılığına sokup cami ile, cemaat ile, Kur’an ile, din ile inanç ile dalga geçmek. İçini boşaltmak hassasiyetlerimizin. Alıştırmak. Bizi papazlarla kandıramayacaklarını anladıklarından olsa gerek “İmam” ile bozmaya çalışıyorlar. Memleketin onca derdi sorunu varken bizi ütopik bir kurgunun kritiğine terkediyorlar. En dindarımızı bile ekran karşısına geçirip kahkahalarla güldürmek ağlanacak haline. Peygamber mesleğini ayaklar altında çiğnemek yani. Neymiş efendim bir İran filminden esinlenilmiş. İran sineması diye oluşturulan algıdan sonra menşei İran filmine dayanan böyle bir saldırıyı görmezden mi geleceğiz Hangi kanalda yayınlanıyor bu dizi “Dindar bir nesil yetiştireceğiz postuna bürünmüş” hükümete yakınlığıyla bilinen ATV’de. Sicili zaten bozuktu. Meşreplerini muammaya çeviren başka işlerini de hatırlıyoruz biz. Huzur sokağında nasıl huzursuzluklar çıktığını, başörtülüler baş rol oldu diye bütün yan karakterlerin etek boyunun nasıl kısaltıldığını da hatırlıyoruz. Diğer yarısının da ahlaken hiçbir farkı olmayan ikizlere ne demeli Ahlak mefhumu sadece birkaç tel saçı örtmekle mi kaim Oluyor mu “Bana bakma” mealindeki tesettürü “Bana dönüp bir daha bak” kılıfına sokmak. Elimizde bir tek okula alınmadığı ve inancını ezdirmediği için kapı önünde gözyaşlarını örtülerine silen genç kızlarımız vardı. Onların da gönyesini bozmak zorundaydınız değil mi Bu yüzden mi “Müslüman” yerine “Muhafazakar” ismini yakıştırdınız kendinize. Muhafaza etmeye çalıştınız değerlere kendi elinizle savaş açmak için miydi kelimelerin terminolojilerini bozma hevesiniz. Dış kaynaklı yapılan işlerin etkisi vasatın altında kalınca taşeron olarak siz mi seçildiniz Derdiniz ne sizin Bu coğrafya da yaşayan inançlı insanların şehrine sokulan “Truva Atı” mısınız

Müslümanlar! Hiç mi rahatsız olmuyorsunuz Aşşağılanan, dalga geçilen, sömürülen, ümmet kaygımızı dizilerin baş rol oyuncularına merakımıza terkettiren bu laçka sistemin bir parçası olmak hiç mi tedirgin etmiyor sizi Bu ilke de RTÜK ne işe yarıyor Call Center hizmeti midir Bir bakan çıkıp da küçük beyniyle büyük laflar sarfettiği zaman “Öyle demek istememiştir” diyen akıldan bugün olan olaylara sessiz kalmasına şaşırmayalım mı Zaten ümmetin ızdırabını, kanını ve gözyaşını kendi rahatımıza takas ettirdiniz. Daha ne olsun istiyorsunuz Yazıklar olsun! Küresel din teröristlerin ezberiyle ve Müslüman kimliğiyle ifsad taşeronluğu yapanlara, yapılana rıza gösterenlere, alışanlara, kendi adamının kanalı diye yapılan her işi savunmayı itikattan bir cüz sayana, ekran başında kahkahalarla gülenlere, bulunduğu makamı rencide etmemek adına sesini çıkaramayanlara, sosyal medyada koyduğu 140 karakterlik tepkiyle rahat bir nefes alanlara, inandığı gibi yaşamaktan utanıp, yaşadığı gibi inanmayanlara başlayanlara bir sözüm var. Mahşerde iki elim de yakanızda! Ben ellerimi açtığımda “Ya Rabbi! İçimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi de helak etme!” diye edeceğim dualarımı. Bu asimile operasyonuna karşılık sessizliğe bürünen kurumlardan ses beklemek de benim hakkım. Seçim zamanı mangalda kül bırakmayanları, herşeyin en iyisini bildiğini savunan kalemşörleri, ekranda kendisine ait kelebeğipenceresi olan yorumsuz yorumcuları da er meydanında görmek isteriz. Kaçak dövüşmeyi bırakmayın. Çünkü dünya üzerinde yaşanan tüm sıkıntıların sebebi içinde bulunduğumuz İslam denizinden çıkarılıp, sinirleri ve hassasiyetleri törpülenmiş, kıyamı zayi etmiş halimizle bir akvaryuma konmuş olmamızdır. Süslü cümlelerle, dini serbestlik etiketi ile cilaladığınız renkli oyuncak papağanı gözümüze sokmaya çalışmayın. İşte tüy, işte gaga demeyin. Çünkü; “Biz bu kuşun canlısını istiyoruz!”

Gençlerimiz bağımlı yapılmış

Cinsiyet değiştirenler magazin sayfalarında kanaat önderi yapılırken…Piri reisin balesi, mesnevinin operası ülkemde sahnelenirken, dizilerde hırsızlar sempatik, mafya karizmatik, aile dışı ilişkiler olağan, aşk üçgenleri matematikten bir cüz gibi gösterilirken, sanat diye devlet tiyatrolarında Gallerli yazarların Filistin oyunları sahnelenirken, Yahudi kültür günü adında Filistinde katliam yapan katiller galalar düzenlerken, yarışma ve tartışma programları seviyeleri ayaklar altına sermişken, terör örgütleri topraklarımda hak iddia ederken, Amerika “Bize rağmen” Amerikalığını yapıyorken, Ermeni lobisi önümüzdeki 100. Yılını kutlayacağımız Çanakkale Zaferimizi soykırım safsatasıyla gölgelemek için canhıraş uğraşırken, gençlerimizin hepsi bağımlı yapılmışken, zalime zalim, teröriste terörist demek yasaklanmışken, kendi hırslarını bu toprakların menfaatinden önde tutanlar her fırsatta alkışlanırken….sözü muteber sayılan entelektüel abiler dünya barışıyla meşgulken ve tüm bunlar alnı secdeye değen insanların idaresinde olurken… Cümle uzadı. Bitirmek zorlaştı. Benim de kafam karıştı. Sanırım yine “bilmediğim şeyler” var.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilali Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?