Reklamı Kapat

Ankara-Washington Hattında Kedi Fare Oyunu

Son dönem Türk-Amerikan ilişkilerindeki keskin “gel-gitler” ve “bulanıklık”, adeta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile özdeşleşmeye başlamış durumda. Washington’dan bir taraftan salvolar gelirken, diğer taraftan da “yok öyle bir şey, her şey yolunda, planlandığı gibi gidiyor” demek neredeyse alışkanlık haline geldi.

Bu husus, Biden hadisesinde artık çığırından çıkmaya başladı. Şöyle ki; geçen ay Harvard Üniversitesi’nde söylediği sözlerin Türkiye’de büyük tepki çekmesi üzerine Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada: “Biden’ın, Türkiye veya bölgedeki diğer müttefik ve partnerlerin kasten Suriye’de IŞİD veya diğer şiddet yanlısı aşırıcıların büyümesine destek verdiği veya imkan sağladığına yönelik oluşan herhangi bir imadan dolayı özür diledi.” denilmişti.

Fakat bu ay içerisinde Türkiye’yi ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi beklenen aynı Biden bir kaç gün önce CNN’e verdiği mülakatta: “Benim Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan özür dilediğim konuşuldu. Ben ondan asla özür dilemedim. Kendisini iyi tanırım. Onunla ilgilendim. Onu aradım ve ‘Bak, rapor edilen benim söylediklerimi tam yansıtmıyordu. Söylediğim şuydu’ dedim” dedi.

“Hayır, ben özür dilemedim” ifadesi medyayı sallarken, bu sefer Beyaz Saray Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmeyi “sabırsızlıkla beklediğini” belirten bir açıklama yayınladı.

“Peki, ne var” bunda diyeceksiniz. Cümlenin devamını okuyunca siz de “Allah Allah” diyeceksiniz. Cümle aynen şöyle devam ediyor: “Başkan Yardımcısının CNN’e verdiği mülakatta söylediği gibi, gerçekten bir yanlış anlaşılma vardı. Biden, Türkiye’nin Suriye’de IŞİD veya şiddet yanlısı aşırıcıların büyümesine destek verdiği veya imkan sağladığını ima etme niyetinde değildi.”

Adamlar resmen kafa buluyor!

***

Bu kafa bulma girişimleri elbette bir ilk değil. Haziran 2012 sonrası altı ay içerisinde Ankara’dan istediklerini elde edemeyen ABD, Mayıs 2013’ten bu yana adeta Türkiye ile kedi-fare oyunu oynuyor.

Nitekim bu hususta Cumhurbaşkanı Erdoğan Paris dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada: “ABD’de her birimin sözcüsünden farklı bir ses çıkıyor. Beyaz Saray Sözcüsü bir şey söylüyor, Pentagon Sözcüsü başka bir şey, Dışişleri Sözcüsü daha başka bir şey, Ulusal Güvenlik Kurulu Sözcüsü başka bir şey” demek suretiyle bu çok sesliliğe dikkatleri çekmişti.

Aslında bu dikkat çekişin altında, Washington yönetiminin Türkiye’ye yönelik uyguladığı baskı politikasına basın üzerinden bir gönderme, “üstü örtülü bir sitem/tepki” söz konusuydu.

ABD de aynı yöntemi izleyerek Türkiye’ye basın üzerinden bir cevap gönderdi...

Dolayısıyla, ikili ilişkilerin mevcut durumu ve geleceğiyle ilgili ciddi soru işaretleri kafaları kurcalıyor; özellikle de Washington Post’ta yer alan haber sonrası. Söz konusu gazetenin “ABD, Türkiye ile uzun süreli ittifakının çatırdadığını görüyor” başlıklı haberinde, “Suriye krizinin giderek kırılgan hale gelen diplomatik ilişkideki fay hatlarını gözler önüne serdiği, Türkiye ile ABD arasında Suriye konusunda giderek daha hasmane hale bürünen görüş ayrılıklarının 60 yıllık ittifakın dayanıklılığını sınadığı, bazılarının iki ülkenin hâlâ müttefik olup olmadığını sorgulamaya başladığı” öne sürülüyor.

Bu arada, Beyaz Saray’ın buna cevabı da gecikmedi: “Her okuduğunuza inanmayın!”

***

Bu durumda karşımıza iki olasılık çıkıyor: Ya Beyaz Saray’a rağmen Türkiye-ABD ilişkilerine birileri “ayar çekmek” istiyor ya da Beyaz Saray bize “numara çekiyor”!

Soracaksınız; “çok mu önemli” diye. Evet, önemli. Eğer karşınızdaki ABD ise o zaman fazlasıyla dikkate almak lazım. Özellikle de güç kaybı yaşamaya başladığı ve bunu birilerine fatura etmeye çalıştığı bir dönemde...

Eğer, 1944 ile başlayan, 1947’de Truman Doktrini’yle adı konulan ve 1952’de NATO’ya üyelikle kıyılan bir nikahınız varsa daha dikkatli olmak zorundasınız; özellikle de bir takım “eksen kayması” arayış ve çabalarının nasıl sonlandırıldığını biliyorsanız.

O zaman karşımıza şöyle bir durum çıkıyor: ABD bir kararın arifesinde!

Suriye ve Kürtler konusunda büyük ölçüde karara varmış gibi görünen, bunu sadece zamana yayan ABD, anlaşılan o ki Türkiye konusunda da bir karara varmak üzere ve Obama’nın eli bu sefer oldukça zayıf!

Lafın özü, Bush ile Türk-Amerikan ilişkilerinde nasıl bir dönem sonlandıysa, Obama ile başlayan dönem de sonlanmak üzere görünüyor ve ABD sadece uzatmaları oynuyor. Apar topar “Ortadoğu Mezarlığı”na gömülen “Model Ortaklık” bunun en somut göstergesi. Arzu eden “Stratejik Ortaklık” mezarına ve onun yükseliş ve gömülüş sürecine bakabilir...

Çünkü, Biden’ın ziyaretinin niçin bu kadar önemli olduğunun cevabı da oralarda saklı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. M. Seyfettin Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?