Robert Kolej, Washburn ve koparılmak

Pembe kitap, Eşref Edip tarafından 1943 yılında yayınlanır. Esas konu Tevfik Fikret’tir ama Robert Kolej’le ilgili ayrıntı, Osmanlı saflığının en büyük göstergesidir.

“Bu mektebi kuranların dördü de Türkiye’yi yeryüzünden kaldırmaya ahdetmiş Amerikan misyonerleridir.

Mektep müdürü Dr. George Washburn’un itiraflarından anlaşılıyor ki, Türkiye’yi Hıristiyanlaştırmak için Amerika’da bir kaç papaz cemiyeti kurulmuştu. Bunların birisi misyoner Dr. Sayrus Hamlin namında bir azasını Türkiye’ye göndermişti.

Bu mektebin ilk talebelerinden P. M. Mateef diyor ki, `Dr. Hamlin, Müslümanlık nereden İstanbul’a girmişse, Hıristiyanlık’ın da oradan İstanbul’a girmesi için Rumelihisarı’nın en yük-sek kalesi üzerinde bir kolej açmak istiyordu.’

Mektep müdürü Dr. G. Washburn `Türkiye’de Elli Sene’ kitabında diyor ki: `Robert Kolej Bulgaristan devletini kurmak için hazırlanan Bulgar talebelerini de Hıristiyan terbiyesi, Hıristiyan maneviyatı ile yetiştirdi... Mekteple Bulgar tarihi arasında tam bir birlik vardı... Türkleri kuşkulandırmamak için silik bir isim koymaya karar vermiştik. Bunun içindir ki teşeb-büsümüze yardım eden ve bize birçok para bulan misyoner Dr. Robert’in ismini verdik. Mektep Robert Kolej oldu.’

Mektep müdürü Dr. Washburn, Bulgar istiklâlini temin için İstanbul’daki Amerika sefirini tehdit etmiş, İngiliz gazete muhabirlerini elde etmiş, Başvekil Gladstone’a Avam Kamarası’nda Kur’an aleyhindeki meşhur sözünü söyletmiş, 93 Rus Muharebesi’ni (1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı) açtırmaya sebep olmuştu. O muharebenin neticesi olan Berlin Muahedesi, Bulgaristan’ın teşkiline karar verdi. Dört milyon Tuna Türk’ü bir Bulgar ekalliyetinin esareti altına konuldu.

Dr. G. Washburn devam ediyor: Benim mektebi terk ettiğim 1904 tarihine kadar Bulgar meseleleriyle uğraştık. Bulgarları yetiştirdik. Benden sonrakiler de mektebin ananesine riayet edeceklerdir.” (Halil Yaver, Bulgaristan’ı Kim Kurdu, s. 2–12).

Burnumuzun dibinde Bulgar meseleleriyle uğraşan kolej, saygınlığını hep korumuş, milli şair ilan edilmeye çalışılan Tevfik Fikret, Robert Kolej’e ölümüne kadar hizmet etmiş, en ufak bir kırgınlıkta Galatasaray Lisesi’nden bir senede iki üç defa istifa ederken, 1890’ların ortalarında başladığı kolejden 1915 Kasım’ındaki ölümüne kadar istifayı düşünmemiştir. Kolej idaresi tarafından 1913’te maaşı 50 altına yükseltilmiştir. Zira İslam’a nefreti, kolej tarafından memnuniyetle karşılanmış, önemli misyonerler Türkiye ziyaretinde, önce hararetle Fikret’in evi olan Aşiyan’ı sormuşlardır.

Hoş, Akif’in evini soracak değiller ya.

Ki Akif merhumun değil Fikret gibi insanlara tepelerden bakan bir şatosu olsun, mütevazı bir evi bile olmamış, kiralardan kiralara dolaşmış, çoluk çocuğu sefalet içerisinde ölmüştür. Aşiyan hâlâ koruduğu aykırı ruhu ile ne zaman gitseniz yabancı konuklarını ağırlamaktadır zaten.

Yukarıda bahsi geçen George Washburn’un yazdığı,“Robert Kolej Hatıraları, İstanbul’da Elli Yıl” kitabını geçen hafta aldım. Meydan Yayınları’ndan çıkan 2011 tarihli yapıtın ilk sayfası, Bulgaristan liyakat nişanlı bir yazarın eseri olduğunu hatırlattı.

Hazinesi zayıflamış, toprakları kaybedilmiş, demoralize olmuş bir halkın belki Robert Kolej gibi bir misyoner yuvasına tepkisi olamazdı. Ama ya idareciler Wasburn için Türkler: “Asyalı despotizmleriyle altı yüz yıldır birçok halkları yöneten, Orta Asya’dan gelip Avrupa’nın başına bela olan en dikkate değer ırk”tı.

Wasburn’un torunları da aynı kafada ki, çıkardıkları isyanlarla Doğu Rumeli’yi etimizden et koparır gibi Bulgaristan’a bağladıkları gibi, o azgın iştiha bitip tükenmedi ki, Güneydoğu’muzda yeni canlarımızı bizden koparmak için akla gelmedik şeytanlıkları yapmaktalar.

Osmanlı topraklarında pek çok misyoner okulu vardı ama ilk Amerikan kolejinin İstanbul’da açılması çok ilginçti. Kolejin yeri Ahmet Vefik Paşa’ya aittir, paraya ihtiyacı vardır, kolej heyetine arazisini satar ama ödeme kısmına bir şart konur, kolej binası için izin alınana kadar Vefik Paşa’ya ödeme yapılmayacaktır.

Şehir bu işe şaşar ama paşanın etkisi ile 1862’de onay alınır.

Daha da ilginci kolejin kurulmasına Türkler karşı çıkmıyorlar, “Zor olan şey Fransa, Rusya ve Roma Katolik Kilisesi’yle baş etmekti.” Zira İngiliz dilinin ve Amerikan Protestanlığının doğuda yayılması; okulun tüzüğü İncil’e dayansa da; Ortodoksları, Türklerden çok rahatsız etmekte idi.

Robert Kolej’den 4 yıl sonra bir kardeşi olur; Suriye Protestan Koleji, Beyrut’ta açılır. Can sıkıcı bir kardeşi daha olur, Fransa hükümetinin ricası ile kurulan eğitim dili Fransızca olan Galatasaray Lisesi, Pera’da açılır ama bir Fransız okulundan ziyade Türk okulu gibi olur.

Sonra ne mi olur Robert Kolej’den mezun olan sadece Hıristiyanlar Osmanlı’ya ihanet etmekle kalmazlar orada tahsil gören pek çok Türk de, artık bir daha kendi kültürünü, dinini, tarihini, edebiyatını, musikisini asla beğenmeyecektir.

Bu da Robert Kolej’in müthiş başarısını taçlandıracaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?