Reklamı Kapat

Koyu cehalet!

Eğitimsizlik mi, cehalet mi, ihmal mi, vurdumduymazlık mı diyeceğiz başımıza gelen musibetlere, felaketlere. İşlerimizin bir türlü kitabına uygun olmamasını, bir şeylerin hep eksik ve yarım yamalak olmasını kim bilir neye bağlamak gerek Şunu da hatırlamalı; bugünün, bu devrin meselesi değil bu, son 150-200 yılımızın hadisesi…

Elbette ki kaderdir, elbette ki fıtrattır tüm olanlar, ancak neden sadece kötü olayları veya neticeleri “kader” olarak değerlendiriyoruz. Yani, tedbirini alıp kazaya sebep olmamak da “kader” olmuyor mu Herhangi bir işin olumlu neticelenmesini kader saymayacak mıyız

Meseleyi sadece iş kazaları veya yaşanan felaketler olarak düşünmemek gerek. Toplumsal bir kaliteye sahip değiliz maalesef. Nicelik olarak büyük bir sayıya ulaşsak da, nitelik olarak çuvallıyoruz. Son 200 senedir insanlarımızı yeterli kaliteye ve bilince eriştiremediğimiz içindir ki ne uzayıp ne kısalan bir ülkeyiz. “Gelişmekte olan” vasfı bu “arafta kalma” halimizi çok iyi anlatıyor. Ne az gelişmiş, ne de gelişmiş; gelişmekte olan! Ne zaman (her anlamda) gelişeceğiz, bilen yok… Son on yıllarda da bu kalitesizlik, bu bilinçsizlik ve cahillik, adeta bir payeye, bir rütbeye dönüşmüş durumda ve insanların bilgi sahibi olmama, bilinçlenmeme ve patavatsızlaşma eğilimlerini giderek artırıyor.

Türkiye’de hangi işimiz düzgün, hangi işimiz kuralına uygun, hangi işimizde bilinçli ve mantıklıyız, tartışılır. Günlük hayattan tutun da siyasete kadar alabildiğine bir seviye düşüklüğü, bilgi noksanlığı, haddini bilmeme, terbiyeyi gözetmeme, mütevaziliğe aykırı bir ton davranış vaka-i adiyyeden artık. Eğitimsizlik mi, cehalet mi, bilinçsizlik mi diyeceğiz bu içinde bulunduğumuz perişanlığa Belki de hepsi aynı anda yaşanıyor bu topraklarda.

20-25 kişilik bir minibüse 45 kişi bindirmek, biraz daha fazla kar edeyim diye bile bile işçiyi ölüme göndermek, trafikte yol vermedi diye adam öldürmek veya düğünde sevineceğim diye havaya ateş açıp birini vurmak, cehalete mi girer, bilinçsizliğe mi, ahmaklığa mı Otobüste, “ne bakıyorsun ” diye yanında karısı bulunan adamın üstüne saldıran insanlar var. Fırsatını bulsa, araya girenler olmasa, babası yaşındaki adamı öldürecek insanlarla bir arada yaşıyoruz. Sebep müthiş; “Ne bakıyorsun ” Belki saldırsa, adamı dövse, öldürse ve sonunda yakalansa, diyecekleri de belli: “Bir an gözüm karardı, anlık öfkenin kurbanı oldum. Pişmanım.” Bilinçsiz adam, cahil adam, mantıksız adam için “anlık öfke” geçerli bir neden ne de olsa. Diploması da olsa, eğitim de alsa farklı bir cehalet durumudur bu. Koyu cehalet, koyu bilinçsizlik. Belki de buna “yeni cehalet” demek gerek. Eskisine nazaran çok farklı bir cehalet hali. İnançlı da olsa Allah korkusunu giderek yitirmeyi de ekleyin bu listeye.

Akıl, mantık, insaf ve izan milyonlarca insanımızın yanından bile geçmiyor maalesef. Eğitimsizlik, cehalet, yüzyıllar boyu bizi kemirip durdu, şu anda da diplomalı ama cahil bir insan topluluğuyla sınanıyoruz. İçinde yaşadığı şartları tahlil etmekten uzak, hakkını aramaktan aciz, yoksunluğa ve yoksulluğa talim ettirilmiş kitleler, ağzına çalınan bir parmak balla mutlu oluyor. Öte taraftan, cebine uzanan ellere, gaspedilen haklarına ses bile veremiyor maalesef.

Emniyet şeridini yola çevirenler de, ambulansın peşine takılıp (yol veren insanların iyi niyetini suiistimal ederek) açılan yolda gazlayanlar da, kuyrukta beklemeyi beceremeyenler de, kamu malının çalınmasını “yiyor ama çalışıyor” sakilliğiyle normal karşılayanlar da, gücün kötüye kullanımını hak olarak görenler de, kar edeceğim diye ağacı, ormanı tarumar edip şehri boğan çapsız müteahhitler de maalesef koyu bir cehaletin girdabına kapılmıştır. Normal bir ülkede, hak, hukuk, adalet, insanlara saygı, haddini bilme, çevreye sahip çıkma, kendi dışındakilere de yaşam hakkı tanıma, mütevazi olmak gibi hususlar el üstünde tutulurken, bizim ülkemizde köşedönmeciliğin, vurgunculuğun, patavatsızlığın, hadsizliğin, kaba sabalığın, küfrün, hakaretin, saldırganlığın, hak yemenin hayatın her aşamasında revaçta olmasının da nedeni budur.

Bu koyu cehalet hali, aslında Allah’ın yasaklarını da ihlal etmektir. Haşa, Allah’tan korkmamaktır. Allah korkusu, insana her canlıya karşı, yaşadığı çevreye karşı, içinde bulunduğu duruma karşı bir bilinç yükler. Haddini bilip gereksiz bir böbürlenme ve büyüklenmeye, patavatsızlık ve ahmaklığa sapmamasına neden olur. Allah korkusu öldükçe, insanlar arasında huzursuzlukların, düzensizliklerin, kazaların, belaların artması da kaçınılmazdır.

Cehaletimiz bilgilenmeme ve bilinçlenmeme kaynaklı olduğu kadar Allah korkusunu kaybetmemizle de ilgilidir. Allah’tan korkmayan, kuldan da utanmaz. Halimiz yamandır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?