Reklamı Kapat

Herkes Çok Akıllı

Bilmiyorum dikkatinizi çekiyor mu; artık kimse kimseyle görüşmüyor. Kimsenin kimseye ihtiyacı yok. Herkeste tonlarca akıl var. Herkes akıl verecek bir kimse arıyor. Herkes çok akıllı. Kimse kimseye danışmıyor. Kimse kimseyle istişare etmiyor. En basit konulardan en girift konulara kadar herkesin tonlarca fikri var. Öyle çok fikirleri var ki fikir ne demek onu dahi bilmeyen insanlar adeta fikirlerinden yerlerinde duramıyorlar. Herkes akıl verme, fikir serdetme derdinde. Hiç kimse akıl alayım, fikir edineyim derdinde değil. Bu durum, en kültürsüz insanlardan en kültürlü insanlara kadar böyle. İlkokul mezunu da çok akıllı fikirli, üniversite mezunu da. Eline hiç kitap almamış insanlar da çok akıllı fikirli, elinden kitap düşmeyen insanlar da. O kadar çok akıl fikir var ki irfan denilen haslet arada boğulmuş durumda. İrfan olmayınca da kimsenin kimseye ihtiyacı kalmıyor. Çünkü herkes birilerine akıl verme derdinde. Akıl alma, fikir edinme derdi ise kimsenin semtine uğramıyor.

Semtler bomboş kafalar dopdolu. Gönül kelimesi ise eski bir sözlükte yalnızlığa terkedilmiş vaziyette. Bir gün gelip alacak akılsız bekliyor. Akıllılar dünyasında delilere yer yok gönül, deliler her geçen gün biraz daha deliriyorlar. Biraz daha. Yuhalanma. Her yerde bir yuhalanma. Akıllılar dünyasından.

Sıradan bir olay oluyor; olayı yaşayan hiç kimse etrafına sormuyor. Çünkü o kadar çok akıllılar ki başkasından akıl alsalar o aldıkları akılı koyacak yer yok.

Akıl almak, fikir edinmek hadi okumamış insanlar için bazı korku ve çekince sebebiyle bertaraf edilmiş olsun. Ya okumuşlarımız! Hangisi hangisine bir akıl danışıyor, bir fikir soruyor Aynı camiada bulunan insanların hangisi hangisiyle görüşüyor. Diyelim görüştüler. Her iki taraf da akıl ve fikirle öyle dolu ki, her iki taraf da o beni dinleyecek önyargısıyla kaskatı kesilmiş. Kimse kimseyi dinlemiyor. Kimse kimseye de inanmıyor. Ben şu konuyu bilmiyorum, o bu konuda bilgili ben ondan bu konuda bir fikir edineyim, bir akıl danışayım diye düşünen kimse yok. Herkes çok akıllı. Herkes akıl verecek birini arıyor. Akıl alacak birini arayan yok. İstişare ise ne mümkün! İstişare yaptığını sanan ki böyle sanan kimse de yok ya, söyleyen diyelim, kendisi konuşuyor karşısındakiler kuzu kuzu dinliyor ve dağılıyorlar. Al sana istişare! Konuşan genelde yaşça büyük oluyor veya da yaşça büyük olmasa da diğerlerinden zengin ya da makamı diğerlerinden yüksek; o yüzden hep kendisi konuşuyor diğerleri kuzu, diğerlerinde akıl yok, Allah aklın hepsini ona vermiş, diğerleri ise konu mankeni! Diğerlerinin fikrini sormuyor, sorsa da diğerlerinin fikirleri zaten kendince önemli değil. Önemli olan kendi fikri başkalarınınki önemli değil hatta başkalarınınki fikir bile değil! Fikir dediğin sadece ondakilerdir! Fikirden yerinde duramıyor!

Fikirden yerinde duramayan o büyük büyük yazarlar kendi yaştaşları ya da kültürel birikimi kendi seviyelerinde olan insanlarla da görüşmüyorlar. Görüşseler yani birbirinden akıl fikir alışverişi yapsalar diyelim ülkemizin büyük maddi sorunlarına çare üretemezler belki, aslında kendilerinden beklenen büyük sorunlara çare üretmek, ama etraflarındaki ya da aynı camiada bulunan yaşça kendilerinden küçük ama birikimleri olan insanların durumundan haberdar olurlar ve onların maddi-manevi sorunlarına çözüm üretirler. İlla çözüm üretmek ya da yarar sağlamak için olmasa bile en azından iki yaşlı şair ve yazar birbiriyle konuşurken kendilerinden yaşça küçük olan şair ve yazarların durumları hakkında fikir alışverişinde bulunurlar. Böylece hem kültürel bağlantı kopmaz hem de birlikte bazı sorunlar çözülür. Bu bazı sorunlar bireyden toplumsala doğru büyüyerek koskoca ahlaki sosyal sorunlar yumağına dönüşüyor. Bu bazı sorunlar derken küçümsememeli. Hem maddi hem de manevi sosyal çürümüşlüklere, insani yoksunluklara varıyor. Örneğin aynı kitapları okumuş insanlar birbirine güvenmiyor. Birbirine inanmıyor. Birbirini küçük görüyor. Kibir merkezden çevreye doğru yayılıyor. Küçük saygı göstermiyor. Büyük sevgi göstermiyor. Bu çok basit şeyler bile her gün biraz daha azalıyor, yok oluyor. Herkes kendini yarıtanrı sanıyor!

Herkes çok akıllı. Herkes düz mantık. İlginçtir okuyan yazan insanlar bile düz mantık. Her şeyi matematiksel düşünüyorlar. Hiç, bir şeyi sıradışı düşünmüyorlar. İki kere iki kesin dört eder diye kesin inançları var. Masalsı bir gerçekliği ne yaşıyorlar ne de yaşatıyorlar. Bu şunu yapmışsa kesin sonucu budur diyorlar. Her şeyin bir karşılığını arıyorlar ya da her şeye kullanma olarak bakıyorlar. Karşılığı olmayan bir davranışta bulunmayı zül sayıyorlar. Diyelim bir şair ve yazar bir diğer şair ve yazarı kendine bir karşılığı yoksa hiç beklemediği bir zamanda sevindirmeyi hiç düşünmüyor. Yani her şey matematiksel!

Ben belki de, bir insanın gençliğinde kendisini reddeden kızın yıllar sonra tekrar kız tarafından aranıp sevdiğini söylemesini beklediği kadar masalsı bir şey bekliyorum! Bende akıl yok. Bu çok saçma! Bu yazıyı da niye yazdımsa! Bilmiyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?