Reklamı Kapat

Ermenekte Üç Bakan

28 EKİM günü, Karaman’ın Ermenek ilçesinde su baskını sonucu meydana gelen maden faciası Türkiye’nin yeni bir acıya daha boğulmasına yol açtı. Yerin altında mahsur kalanların yakınlarının feryadı insan olanın yüreğini parçaladı.

Olayla ilgili en çok konuşulanlardan biri yine tedbirsizlik idi. 18 işçimizin yeraltında mahsur kaldığı günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in “Ocağı kapattığımız zaman işveren 50 kişiyi devreye sokuyor” sözü gündeme damgasını vurdu. Denizli Gelişimci Teknik Elemanlar Derneği (DENGE) Başkanı Mehmet Ertuğrul yasaların yetersizliğinden yakındı: “Bazılarının rant elde etmesi için, hükümetin iş sağlığı ve güvenliği yasaları her defasında son anda engelleniyor.”

Ermenek’teki maden faciasında Hükümet’in Enerji ve Tabii Kaynaklar; Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Ulaştırma Bakanları günlerce olay yerinde idiler. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın da olay mahalline gelmeleri takdir topladı. Devlet ve Hükümet’in acılı günlerinde halkın yanında yer alması gerekiyordu, bu yapıldı. Ancak bundan daha güzel ve çok önemli bir şey daha yapılması gerekiyordu: O da Türkiye’de iş güvenliği konusunda hiçbir ihmalkârlığa yol açmayacak şekilde yasal düzenlemelerin vakit geçirmeden yapılması. Asıl işin püf noktası burası idi.

Evet, Hükümet Soma’da da gördüğümüz gibi kaza sırasında görevini eksiksiz yapıyor. Ama, kaza öncesi alınması gereken tedbirler ve yasal düzenlemeler konusunda aynı şeyleri söyleyebilmek mümkün değil. Gerekli tedbirler alınmazsa, bakanların olay yerinde bulunmaları, sadece gelişmeleri saat başı kamuoyuna duyurmaktan (spikerlik) ileri geçemiyor.

BAKANLARA BİR TEKLİF

Başta maden kazaları olmak üzere, iş kazaları hızla artmaya başladı. Soma ve Ermenek faciaları, İstanbul’daki asansör kazası, son olarak Yalvaç’ta 22 kişilik midibüse 46 kişinin bindirilmesi sonucu meydana gelen ve 18 kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazası ve Rumeli Feneri açıklarında bir teknenin batması sonucu 24 kişini hayatını kaybetmesi bunlar arasında.

Bakanların Soma veya Ermenek’te haftalarca kalarak olayı takip etmeleri yeterli değil. Maden ocaklarının kontrol ve denetimini önceden yapmalı, tedbirde kusur etmemeliler. Meselâ, Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanı bazı madenlere ziyaretler yapsın. Yanına konunun uzmanlarını alsın. Bakan bir saatlik bir ziyaret bile yapsa, uzmanlar orada işlerini bitirinceye kadar bulunsun ve raporlarını bakana sunsunlar. Bakan da güvenlik konusundaki eksikliklerin tavizsiz takipçisi olsun.

Bakan düzeyinde böyle 3-5 yere ziyaret yapılsa iş kazalarının büyük oranda azalacağından şüphe yok.

Ben, bu çeşitten bir uygulamayı, 2003’te bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Denizli eski Valisi rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nda gördüm. Meselâ, sabah vakti sportif kıyafetiyle sabah namazını bir camide kılardı. Sağlık ocağı, hastane, okul gibi yerlere mesai saatinden az önce giderek mesainin zamanında başlayıp başlamadığını kontrol ederdi. Özellikle ruhsatsız eğlence yerlerini sıkı bir takibe alırdı. Bir Salı günü, sabahın 8.30’unda Denizli’ye 68 km. mesafedeki benim beldem olan Akalan’a ekibiyle kahveye gelmiş, halkın problemlerini dinleyip sohbet etmişti. Buna fiilen şahit oldum.

Rahmetli Yazıcıoğlu bu ziyaretlerini arada bir yapıyordu ama, kamu personelinde “Vali her an buraya da gelebilir” algısı oluşturuyordu. Bu uygulamalar, işlerin iyi yürümesine, valinin halkın gönlünde taht kurmasına yol açtı.

BAKANLAR GÖRÜYOR MU

Eğer, yasal düzenlemeler yapılır, azami ölçüde tedbirler alınırsa, iş kazalarının en aza indirileceğinden şüphe yoktur. O zaman sayın bakanların haftalarca Soma’da veya Ermenek’te kalmasına ihtiyaç da duyulmayacaktır.

Hükümet durmadan, “Dünyada itibar kazandık” diye övünüyor. Onlara şunu teklif ediyorum: Lütfen, devlet eliyle hazırlanan TÜİK Raporları’nı bir inceleyin. Türkiye ve dünyadaki iş kazalarını bir karşılaştırın. Siz, iş kazaları konusunda ön sıralarda olmakla mı itibar (!) kazanıyorsunuz

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, 31. 10. 2014’te yapılan GİK Toplantısı öncesi olayı şöyle değerlendirdi: “Maden ocağının sahibi devlet, işleticisi şirket, çıkan ürünlerin tamamının alıcısı hükümet, tüketicisi seçmen, oy AKP’nin, ölüm işçinin, acı milletin. Anadolu’da, `Kurt ile beraber olur, kuzuyu yer; koyun ile beraber olur, kuzuya ağlar’ sözü vardır. Patronla beraber olup işçinin hayatını karartıyor, sonra sözüm ona milletle beraber ağlıyor.”

Şu konuda herkes ittifak halinde: İş kazalarında, teftiş ve denetim yetersizliğinden kaynaklanan ihmalkârlıklar var. Hükümet bu gerçeği ne zaman görecek

2001’de, pek çok başarıya imza atmış efsanevî Erbakan Hükümeti döneminde görev yapan, sonra da AKP’ye giden bazı bakanların, “Biz de o hükümette bakandık, o zaman yaptık, şimdi de yaparız” sözleri kulaktan kulağa topluma yansımıştı. O zaman Erbakan Hoca onlara şöyle demişti:

“-Siz bakardınız ama göremezdiniz!”

Ermenek’teki bakanların halini görünce Erbakan Hoca’nın bu sözü aklıma geldi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?