Reklamı Kapat

Ben o maçı sahada izledim!

BU akşam Kadıköy’de Brezilya milli takımı ile karşılaşacağız. Bu bir hazırlık maçı ama benim için büyük anlam taşıyacak bir oyun... Neymarlı ve de birçok ünlü isimli Brezilya değil beni heyecanlandıran, duygulandıran. Ya ne mi

Efendim; diyorum ya öteden beri yazılarımla, spor medyasının belki de en şanslı, sporun ta içinden gelmiş bir numarasıyım. Yok ustalık anlamında övünmek değil benimkisi. Bu işi en iyi ben bilirim de değil. Ama şu; spor medyasının içinde benim kadar sporun içinde doğmuş, büyümüş, yoğrulmuş bir ikinci kişinin olduğunu sanmamak. Kasılmıyorum ama gururlanıyorum açıkçası...

Gelelim sadede... Efendim 1956 yılında İstanbul’daki Mithatpaşa Stadı’nda, sonra İnönü Stadı oldu, hatta bir aralık Dolmahçe Stadı da denmişti, yani bundan 58 yıl önce, bir Mayıs günü Türkiye ile Brezilya karşılaşmıştı. Bendeniz de o maçta kale arkasındaki portatif tribünde izlemişti maçı, rahmetli babam ve arkadaşları ile... O zamanlar o statta yeni açık yoktu. Orası boş idi... İşte o boşluğa bu maç için portatif tribün yapıldı. Kalın demir çubuklar ve tahta oturaklar üzerine... Yanlış hatırlamıyorsam 250–300 kişilik falan idi. Yani kale ağlarına sadece üç-dört metre yakındım.

Bizim takım sahaya şöyle çıkmıştı: Şükrü Ersoy (FB)-Kadri Kartal (Karagümrük, sonra İst. Spor), Basri Dirimlili (FB)-Ayhan Hançer (Adalet, sonra BJK)), Naci Erdem (FB), M. Ali Has (önce Fenerbahçe, sonra Adalet ve Beykoz)-İsfendiyar (GS), Kadri Aytaç (GS, sonra Karagümrük ve Fenerbahçe), Ercan Ertuğ (BJK), B. Ahmet Berman (BJK sonra Galatasaray), Lefter Küçükadnoyadis (FB)... Sonra oyuna Seracettin Kırklar (FB) ve Aydemir Nemli (İst.Spor) girmişti. Rakip Brezilya’daki en ünlü oyuncular ise kaleci Gilmar, Djalma Santos, Nilton Santos, Zozimho ve ünlü Didi idi... Bize maçın tek golünü, yine benim arkasında olduğum kaleye sağ bek Djalma Santos ilk yarıda atmıştı. Kapalı tribünlerin önünden orta yaptı, Şükrü ağabey öne çıkmıştı arkasına düşen falsolu topa yetişemedi. Aklımda kalan önemli enstantanelerden ikisi de, Ercan kafayı tepesiyle vurup golü kaçırması ve Aydemir ağabeyin harika frikiğini önümdeki kaleden Gilmar’ın inanılmaz bir refleksle kornere atışıdır.

Bu tarihi maçı sahanın ta içinden izlemiş 11 yaşında bir futbol hastası olarak, bu yazıyı yazmayı, her şeyden önce bir görev bildim. O halde bu akşamki bu özel maçı da hep birlikte izleyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kemal Belgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?