Reklamı Kapat

Sarayın Taşları

Haber şöyle; “Çemişgezek’te TOKİ’nin dar gelirliler için yaptığı konutlardan milletvekilleri ve iş adamları da daire aldı.” Haberi izleyince şunu dedim; ben bu konuyu daha önce yazmıştım, bu yeni bir şey değil ki! TOKİ dar gelirlilere daire satmıyor dükkân sahiplerine daire satıyor. Nasıl dükkân sahipleri diyorsanız ilgili yazımı okuyabilirsiniz. Meseleye ben ilgili milletvekilinin göz göre göre olayı nasıl tevil ettiği (yalan söylediği) açısından bakacağım. Tevilden ziyade bir Müslüman’ın ya da Müslümanların para eline geçince nasıl Müslüman’ca hayattan yavaş yavaş uzaklaştığı zaviyesine bakacağım.

İlgili milletvekili canlı yayında o daireleri “halkı teşvik etmek için” aldığını söylüyor. Teşvik! Sanki TOKİ yoksul halka milyonlarca daire yaptı ama bizim yoksul halk daireleri alma gereği duymuyor, milletvekilimiz alsın nasıl olsa bizim bir evimiz (kirada otursak da!) var bizim ihtiyacımız yok, yazık milletvekiline adamın en az elli tane dairesi olmazsa rahat edemiyormuş psikolojisi bozuluyormuş biz kirada oturmaya razıyız vekilimizin elli tane dairesi olsun da ne olursa olsun diyorlarmış da daireleri almıyorlarmış vekil de halkı teşvik etmek için daire almış! Saray yaptırmadığına sevinelim halk olarak! Ulu önderleri saray yaptırdı. Kaç yıldır kiralarda sürünüyormuş onun için saraydan aşağısı kurtarmaz aga demiş; haklı tabi asgari ücretle başbakanlık yaptı, cumhurbaşkanı olunca eline geçen dokuz yüz lira asgari ücretle saray yaptırmak onun da hakkı! Sen ne yalan dünyasın ey yalan dünya! (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin önündeki Beyazıt’a doğru çıkan Ordu Caddesi’nde beyaz taşlar var; Bizans sarayından kalmaymış! Bilenler bilir; burada saray mı varmış deyip inanamıyor insan! Peki nerede kral, nerede o saray içindeki debdebeli yaşam! Hepsi yalan olmuş!)

Mesele şu; Müslümanlar parayla olan imtihanı kaybetmişlerdir! Sadece yönetenler değil yönetilenler de! Milletvekili olduğun zaman bir dairen var sonra hemen ikiye çıkıyor, sonra üçe, sonra dörde, beşe, altıya, dokuza, on dokuza! Sonu yok bu işin. Oysa mezar bir kişilik! Evlat sayılı. Ne olacak o kadar mal mülk! Bu parayı ben kazandım sana ne! Sen kazanmadın, Allah nasip etti, imtihan için! Sense o meşhur sahabe gibi davrandın; iki koyunun oldu, mescitte namazda ön saftan arka safa geçtin, üç koyunun oldu, daha arka safa, dört koyunun oldu mescide geç gelmeye başladın, beş koyunun oldu mescide bazen gelir bazen gelmez oldun, altı koyunun oldu mescidi tamamen bıraktın. Koskoca sürün oldu; İslam devletinin vergi tahsildarları gelip vergi isteyince vermedin, zekât vermen gerektiğini söylediklerinde hayır vermiyorum dedin; bu koyunları kendim kazandım aldım dedin. Sonuç cehennemin dibi! Hani en iyi İslamcı sendin! Hani param olunca hayra dağıtacağım diyordun! Neden yönetenler hep zengin yönetilenlerin yüzde doksanı hep fakir! Paranı hayra dağıtma toplumsal kazançları toplumun refahını artıracak şekilde yükselt! O zaman senin de bu kadar çok paran olamayacak çünkü bunu sen benden iyi biliyorsun. Sosyal adaletin tesis edildiği toplumlarda asgari ücret dokuz yüz lira değil, olmaz! Müslüman zengin olmaz, olmamalıdır. Müslüman yönetici zengin olmaz. Boşuna mı “Ömer adaleti” diyoruz, boşuna mı “Ömer öfkesi” diyoruz. Bütün Müslümanlara Ömer adaleti ve adaletsizliğe karşı Ömer öfkesi lazım. Ömer adaletinin tesis edilmesi için “koskoca halife kuru toprakta yatıyor” olmalıdır, uşakla halifeyi dıştan bakan ayırt edememelidir. Var mı böyle Müslüman bir parti başkanı ya da Müslüman bir şirket yöneticisi! Maalesef yok!

Para parayı çeker diye bir laf var. Haramzadelerin uydurduğu ama neredeyse atasözü olmuş bir laf bu! Para parayı nasıl çekiyor; hiçbir dairesi olmayan ama bir daire parası olan adam bir daire alıyor (TOKİ’den değil bu), üç beş sene sonra bir daire daha, sonra artık yılda bir daire, sonra ayda bir daire almaya başlıyor. Çünkü aldığı dairenin kirasıyla diğer daireleri alıyor. (Sen de burada bu yazıyı okuyup kirada oturmaya devam et, ömrümde bir daire alacağım bankaya gidip faiz ödemeyi içselleştirsem mi, yoksa insan gibi yaşayıp kafayı mı yesem diye düşün dur!)

Sonradan zengin olan bir Müslüman anlatıyor; biz bu hayata alıştık, para kazanmayı durduramıyoruz, ne yaparsak yapalım yine para kazanıyoruz, bu çark döndükçe para geliyor, aslında biz az para kazanmak istiyoruz ama para daha çok para getiriyor, para çoğaldıkça o parayla kazanılan para artıyor. Borsacı değil bu vatandaş, şirket sahibi. Akledemediği tek şey; Müslüman ama Müslüman gibi yaşamıyor. İslam kaidelerine uymuyor. Kendince haklı ama İslam’a göre hem haksız hem haram yiyor. Kul hakkı yiyor.

“Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette!”

Ben de saray yaptırıyorum; hayır simit sarayı değil; ben gönüllere saray yaptırıyorum!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cafer Keklikçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?