Reklamı Kapat

Medya muhafazakarı!

İslami camia için kendilerine ait, yani kendi hassasiyetlerine göre hareket edecek ve yayın yapacak medya kuruluşları öteden beri arzulanan bir noktaydı. Gazete ve dergi bağlamında bu ihtiyaç, çeşitli şekillerde giderilse de, geniş kitlelere erişebilme ve bir “merkez medya” gibi maddi ve propaganda bağlamında bir güce erişebilme amacı biraz akim kaldı.

Mesela Milli Gazete, 40 yılı aşkın süredir, hiçbir kişi, kurum, kuruluş, iş adamı, holding vs sırtını yaslamadan, hesaplı-kitaplı ve dahi akçeli işlere girişmeden, gerçekten de kendine güvenenlerin desteğiyle sözünü söyledi. Bugün, İslami kesimin olduğu söylenen diğer gazetelere bakınca, bu hususları onlar için de söylemek mümkün değil. Bırakın Milli Gazete gibi 40 yıllık bir süreyi, çok daha kısa süreleri bile “istikamet üzere” katedebilen gazeteden bahsetmek olası değil. (Yeni Asya da kendi mecrasında kendi sözünü söylüyor, onu hariç tutalım)

Gazete ve dergileri olan mütedeyyin kesim için, gönül rahatlığıyla izlenebilecek, çoluğunu çocuğunu “bozmayacak” bir televizyon kanalı düşü ise belki daha da büyük bir ukdeydi. 90’lı yıllarla beraber kurulmaya başlayan “İslami” televizyonlar, bu kesimde bir sevinç vesilesi olmadı değil. Kendi inancını haykıracak bir vasıtaya sahip olmak, tüm dünyayı dizileriyle, filmleriyle bir kültür şokuna ve emperyalizmine uğratan Batı’ya karşı bir cephe açmak mümkün olacaktı. Belki basit gelebilir ama misal, ailesiyle bir film izlerken, “uygusuz” bir anın yaşatacağı mahcubiyete uğramayacağını bilmek bile bir nimetti. 

Bu hayallerle, kurulan yeni TV kanalını takip eden Müslümanlar, ilk şoku şarkıcı-türkücü-arabeskçi taifeye saçılan büyük paralarla ve bunlara yaptırılan ucube programlarla yaşadı. Tepkiler zamana dindi ve onlara da alışıldı zamanla. 1980’den sonra yönünü her anlamda Batı’ya çeviren, daha doğrusu “küçük Amerika” olmaya öykünen Türkiye’de, gerçekten de her şey değişti. Neredeyse o ilginç ifadedeki gibi “değişmeyen tek şey değişimin kendisi” kaldı.

Bu savuran ve istikameti kaybettiren değişim, İslami hassasiyeti olan insanların sisteme alternatif olmaktan vazgeçip eklemlenmesi kararıyla hızlandı. Önceleri çekinceyle yaklaştığı veya benimsemediği birçok hususu bile kanıksamaya, kabullenmeye başladı insanlar.  Sıcak suya konan kurbağanın altını yavaş yavaş ısıtınca haşlandığını fark etmemesi misali, derinden gelen bu değişim ve istikamet sapmasının peyderpey olmasına aldandı toplum. Karşı çıktıklarını, “dünya gerçeği” ambalajına sarıp sarmalayıp kabul eder hale geldi.

Bugün muhafazakar kesime ait tonla gazete, TV, internet sitesi vs var. Ancak muteber, sözüne güvenilir, yayınları takdire şayan ve kaliteli, bilgilendirici, akla ve mantığa ve bilime uygun yayın yapan bir tanesi bile yok. Yayın kriterleri net! Güç odağının dümen suyunda ve çizdiği çerçevede aynı şeyleri tekrarlamak, gerçekleri menfaatler icap ettiriyorsa saptırmak, her doğruyu her yerde söylememek, şartlar gerektiriyorsa doğru olmayanları halka aksettirmek…

Çok izlenen muhafazakar kanalları açın ve bir süre izlemeye çalışın. Veyahut gazetelerini elinize alıp okumaya gayret edin. Hiçbir farklı düşünce, hiçbir sorgulayıcı bakış, hiçbir özgün fikre denk gelemezsiniz. Aynı elden çıkmış gibi duran metinler, sadece yazanların ismi değişerekten yayınlanır. Televizyonlarda da “kadrolu” ve hemen her kanalda denk geleceğiniz “kerameti kendinden menkul” kişilerce dile getirilir benzer fikirler. Aynı tornadan çıkmış bir sürü kişi veya daha doğrusu tüm gazete ve televizyonlarda tek bir kişi..

İslami olduğu söylenen kanalların yayınlarına bakın bir de. Kalitesiz, pespaye gecekondu dizileri, lümpen şarkıcı türkücülerin yaptığı abuk subuk programlar, tekrar edilmekten gına gelmiş eski Türk filmleri ve siyasi propaganda saatleri. Bunun haricinde reklam kuşaklarında dönen banka, faiz vs reklamları da cabası tabi.

Elde bulunan onca imkana rağmen ortadaki ürün kocaman bir hiç. Aslında bir hiç de değil. Daha da kötüsü aslında. Toplumu, insanları ahlaken ve kültürel olarak yozlaştıran, “dünya gerçeği” diye ambalajlanış şeylere alıştıran bir canavar.

Medya muhafazakarı diye kestirip atmak gerek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?