Ak Saray ve Dünyevîleşme

CUMHURBAŞKANLIĞI konutu olarak kullanılmaya başlanan Ak Saray’ın maliyeti, mimarisi, hukukî statüsü ile ilgili tartışmalar bitmek bilmiyor. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan, “Yasal süreç tamam, idarî sıkıntı yok” gibi açıklamalar tartışmaların artması ve alevlenmesinden başka bir işe yaramıyor.

“Kaçak” olmasından “iskân izninin bulunmayışı”na kadar pek çok eleştiri yapılıyor. Bu,  makamın da itibarını zedeliyor. Mimarlar Odası Ak Saray’la ilgili 33 dava açmış durumda.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’ın şu sözleri ürpertici: “Ben israfa karşı bir insanım. Ak Saray Başbakanlık konutu için yapılmıştı, şimdi Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılıyor.”

Hükümet’in bazı kurumlara verdiği isimler dikkatinizi çekiyor mu Adliye ismi verilen binalar “Adalet” Sarayı oldu. Yeni kurdukları bakanlığın adı “Kalkınma” Bakanlığı. Cumhurbaşkanlığı konutunun adı “AK” SARAY. Bunlar tesadüf mü dersiniz

Maliye Bakanı açıkladı: Ak Saray’ın maliyeti 1 milyon 370 milyon, Cumhurbaşkanı’nın uçağının fiyatı 410 milyon lira. Yüksek bir dış borcu olan bir ülke için bu harcamalar lüks ve israf değil mi

Milletvekilleri ve kamu lojmanlarını satıp, “Ben, otobüsle yolculuk yaparak halkın içinde olacağım” diye işe başlayanların ne derece dünyevîleştiklerinin farkında mısınız Saadet Partisi Genel Başkanı ve GİK Üyesi Mesut Doğan, “Bu, Karunlaşmanın en büyük göstergesidir” değerlendirmesini yaptı.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 26. 10. 2008’de AKP’yi eleştirirken, “Biz Firavunlaşmayacağız, Karunlaşmayacağız, Belâmlaşmayacağız” demişti. Bütçe görüşmeleri sırasında bu sözü soruldu ona. Ne dese beğenirsiniz: “Bu benim kendime verdiğim sözdür.” Peki, kişinin kendine verdiği söz “çoğul” şeklinde mi kullanılır

DIŞ BORÇLA SARAY YAPILMAZ

Erdoğan ve Davutoğlu, “Biz Ak Saray’ı Türkiye’nin itibarını korumak için yaptık” diyorlar.  Hâlbuki Türkiye’nin itibarı saraylar yapmakla değil, dış borcu sıfırlamakla korunur. Meşhur sözdür: “Borç alan emir alır.”

Türkiye, kendi kurum ve şahsiyetlerine göstermediği itibarı borçlu olduğu ülkelere gösteriyor. ABD ve AB’ye bu kadar övgünün sebebi ne Cumhurbaşkanı’nın Papa’ya, “Kutsiyetpenahları Papa Fransuva” hitabıyla yazdığı mektuptaki aşırı övgüleri nasıl izah edersiniz O Papa ki, Türkiye insanını Nazilere benzetmiş, Ermenilere soykırım yapmakla suçlamıştı.

Hükümet Türkiye’ye itibar kazandırmak istiyorsa, kademe kademe dış borçları ödemeye başlasın. Cumhurbaşkanı da, şimdilik öncekiler gibi “Köşk”te oturmaya devam etsin. Borç dururken saray yapımı öncelikli iş haline gelmesin. Saray tartışmaları da son bulsun!

Osmanlı ihtişamlı dönemlerinde kendi imkânlarıyla mütevâzi saraylar inşa etti. Fakat yıkılışa yakın, dış borç alarak ihtişamlı saraylar yapmaya girişti. Tarihten ders almayacak mıyız Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak haksız mı: “Bebeler bile borçlandırılmışken Hükümet saraylar yapmanın peşinde.”

Bu üslûpla halkın her gün 6 milyon ekmeği çöplere atma israfını önleyemezsiniz.

Lüks ve israf insanı kibir ve gurura sürükler. Gösteriş meraklıları iyi yolda değildir. Rabbimiz buyurur: “Saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir.” (İsrâ, 27).

Eğer Bülent Arınç Bey’in söyledikleri doğru ise, Cumhurbaşkanlığı makamı şaibe altında demektir. En saygın noktada olması gereken bir makam bu sözleri kaldırmaz. Buna sebep olanlar, “Ben emaneti koruyamadım” diyerek milletten özür dileyip istifa etmeli, emaneti sahibine bırakmalıdırlar.

HALKI DA DÜNYEVȊLEŞTİRDİLER

Allah Resûlü (S.A.V.) şöyle uyarır: “Günahların en büyüğü dünya sevgisidir.” (Râmuz-ul Ehâdis) Ak Saray AKP’nin dünyevîleşmekte ulaştığı noktayı gösteren tipik bir örnektir. Bu dönemde halkı da dünyevîleştirdiler. Ekmek, zaman, giyim-kuşam, ev, eşya, su, elektrik gibi her alanda israf ve gösterişin önünü açtılar. “Halk yöneticilerinin yolunu izler.”

Geçtiğimiz günlerde 3 öğretmen arkadaşla uzunca bir yolculuk yaptık. Kıdemli ilâhiyatçı öğretmen dert yandı: “Eskiden öğretmenler odasında eğitim ve öğrencileri konuşurduk. Şimdi herkes ev, araba, tatil, ev eşyaları gibi konuları konuşuyor. Makam, mevki ve para her şeyin önüne geçti.” İngilizce öğretmeni onu destekledi: “Bizim okulda da aynı şey söz konusu.” Matematik öğretmeni söze karıştı: “Bizim okulda da öyle!”

Toplumun her kesimi yaklaşık olarak yukarıdaki anekdota benzer bir durumu yaşıyor. Müslüman bir toplumun bu derece dünyevîleştirilmesi hayra alâmet değil. İlim ve irfan sahipleri, hocalarımız Müslümanların dünyaya meyletmemesi gerektiğini, meselâ İhyâ-yı Ulûm’id-din’de yazılanları niçin halka anlatmazlar, diye hep merak etmişimdir. Bunu görev kabul etmiyorlar mı yoksa

Rabbimiz şöyle buyurur: “Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat orasıdır. Keşke bilmiş olsalardı!” (Ankebût, 64)

Allah Resulü (S.A.V.) de şöyle uyarır: “Eğer, benim bildiğimi bilseydiniz; az güler, çok ağlardınız. Sıkıntılarınız size ehven gelir, âhireti dünyaya tercih ederdiniz.” (Buharî)

Problem ve sıkıntılarımızın büyük kısmı toplumumuzun hızla dünyevîleşmesinden kaynaklanmaktadır. Yunus Emre’nin dediği gibi: “Derdi dünya olanların / Dünya kadar derdi olur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?