Reklamı Kapat

Süleyman Mabedinin İnşasına Doğru Tanrıyı Kıyamete Zorlamak

Mescid-i Aksa üzerinden tırmanışa geçen Filistin-İsrail krizinde İsrail’in yeni bir askeri operasyonunun önünü açan sinagog saldırısı tüm gözleri bir kez daha kutsal topraklara çevirmiş durumda.

İsrail polisi tarafından yapılan açıklamada, sabah saatlerinde Kudüs’teki Sinagog’da dua edenlere yönelik gerçekleştirilen baltalı-silahlı saldırıda 4 kişi ölmüş, 7 kişi de yaralanmış. Yaralılardan ikisinin durumu ağır. Saldırıyı gerçekleştiren 2 Filistinli ise vurularak öldürülmüş.

Polisin yaptığı ve tüm dünyaya servis edilen detaylar fazlasıyla dikkat çekici: “Sinagog’da dua edenler” ve onlara karşı “baltalı-silahlı” gerçekleştirilen saldırı...

***

Burada İsrail Dışişleri Bakanı Liberman’ın, “Sorumluluk bütünüyle Mahmud Abbas’a aittir. Abbas çekişmeyi, bilerek Yahudiler ve Müslümanlar arasında dini bir çatışmaya çevirdi” açıklamasında kullandığı “dini bir çatışma” ifadesi elbette dikkatlerden kaçmıyor.

Libermann açıkçası bir “Kutsal Savaş”a dikkatleri çekiyor ve özellikle de Hıristiyan dünyaya “Yahudiler ve Müslümanlar arasında dini bir çatışma başladı” mesajını veriyor.

Dolayısıyla, saldırının zamanlaması kadar, seçilen hedef, kullanılan yöntem ve araçlar üzerinden İsrail’in buna vereceği tepkinin meşruiyet zeminini oluşturan bir psikolojik operasyon durumu ile karşı karşıyayız ki, burada en etkili olanı ise hiç kuşkusuz “kutsal savaş çağrısı”!..

***

Nitekim saldırının daha üzerinden 24 saat geçmeden İsrail’den peş peşe gelen suçlamaları, gösterilen hedefleri ve ortaya çıkmaya başlayan cezalandırma tablosunu şimdiden bir “film izler” gibi seyretmeye başladık bile.

Önce İsrail Başbakanı Netanyahu sahnedeki yerini aldı ve saldırıya ilişkin olarak; “Sinagoga düzenlenen saldırı, Hamas ve Ebu Mazen’in (Mahmud Abbas) kışkırtmaları ve uluslararası camianın bunu sorumsuz biçimde yok saymasının sonucudur. İbadet etmeye gelen Yahudi vatandaşlarımızın acımasızca öldürülmesine sert şekilde cevap vereceğiz” dedi.

Netanyahu bu açıklamasıyla üç kesimi suçladı: 1. Saldırıyı gerçekleştirenler, 2. Hamas ve Ebu Mazen (Mahmud Abbas) ikilisi, 3. Uluslararası camia.

***

Bu bağlamda, “ülke genelinde güvenliği arttırmak üzere uygulanacak tedbirlere ilave olarak” gerekçesiyle son saldırılara katılan Filistinlilerin evlerinin yıkılması emrini veren Netanyahu, saldırıları kışkırtanlara verilecek cezaları arttırma kararı aldıklarını da açıkladı. Arkasından da operasyon başladı. İsrail Askerleri Batı Şeria’nın Ramallah kentine girdi, saldırıyı gerçekleştirenlerden birinin ailesine ait evi yıktı ve Batı Şeria’da bu durumu protesto eden bir çok sivili gözaltına aldı.

Ne de olsa, “kitlesel cezalandırma” İsrail’in bu tür saldırıları caydırmaya yönelik kullandığı bir yöntem. İsrail açısından suçun bireyselliği önemli değil, suçu işleyenin kimliği önemli. Dolayısıyla bu saldırıda da olduğu gibi suçu işleyenin ailesinden başlamak üzere, gerekirse bütün şehri yıkmaya ve sivilleri öldürmeye yönelik bir “kısas anlayışı” söz konusu.

Bu anlayış bire bin olarak da ifade edilebilir. Bir İsraillinin hayatına karşılık bin Filistinli. Bu sadece öldürme noktasında değil, esir değişimi noktasında da kendisini gösteren bir durum. Bir İsrailli esire karşılık bin Filistinli mahkum... Nereden bakarsanız bakın, her yönüyle vahim bir durum!

***

İsrail yönetimi, daha vahim neticelere yol açacak bir karara daha imza atacaklarının mesajını verdi. Bununla ilgili açıklama İsrail İç Güvenlik Bakanı Yitzhak Aharonovitch’den geldi. Vatandaşlarına silah taşıma kolaylığı getirecek düzenleme üzerinde çalışma kararı aldıklarını belirten Aharonovitch bu düzenlemenin gerekçesini; “ülke genelinde polis güçlerine destek verilmesi, Kudüs ile çevresinde emniyet önlemlerinin artırılması” olarak izah etti.

Bunun anlamı çok açık: “milis terörü” ve “halkların savaşı”. Yani, eline silah alan ülke güvenliğini, kendi güvenliğini gerekçe göstererek, polis güçlerine destek bağlamında bölgeyi Teksas’a çevirecekler!

Dolayısıyla, bu karar alınırsa, asıl kıyamet savaşı o zaman çıkar!

***

Görünen o ki İsrail, sinagog saldırısı üzerinden Mescid-i Aksa’yı yıkmaya ve yerine Süleyman Mabedi’ni dikmeye yönelik planlarına hız kazandıracak gibi.

“Tanrı’yı kıyamete zorlamak” olarak adlandırdıkları kargaşa ve savaş planları kapsamında son olarak bundan birkaç ay önce Gazze’yi yıkmakta kullanılan senaryonun bir benzerinin daha enkazı ortada iken, bir yenisinin devreye sokulması oldukça dikkat çekici!

Öyle görünüyor ki “birilerinin” fazlasıyla acelesi var. Bu bağlamda Hıristiyan alemine yapılan çağrı da göz ardı edilmemeli. Ne de olsa İslam dünyası istenilen kıvamda!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. M. Seyfettin Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?