Reklamı Kapat

Kuran ile Tevrat çelişirse!

Kur’an ile Tevrat çelişirse elbette iki dinin mensupları da çekişir. Sözgelimi İsrail Konut Bakanı Uri Ariel, Mescid-i Aksa’nın yıkılmasının, yerine Süleyman Tapınağı’nın yapılmasının Tevrat emri oluğunu ileri sürmektedir. Aslında bu sonuç itibarıyla şahsi bir yorumdur. Mesih’le alakalı yanlış tasavvurları nedeniyle gerçek Mesih’i fevt ettikleri gibi  Süleyman Tapınağı konusunda da inancı değil mitleri ve üretilmiş efsaneleri temsil ediyorlar. Çakal Carlos, Ağlama Duvarı’nın Romalılar tarafından yapıldığını sadece taşlarının İkinci Mabed’in kalıntılarından olabileceğini ifade etmektedir. Şam’daki Emevi Camii’nin durumu da böyledir. Romalılar buralarda Jüpiter Tapınağı yapmışlardır ve Ağlama Duvarı da Jüpiter Tapınağı’nın kalıntıları arasındadır. Kısaca Ağlama Duvarı atalardan kalma dini bir miras olmayıp seküler bir mirastır. Günümüzdeki fanatik Yahudiler de Mesih gelmeden Üçüncü Mabedi kurma özlemi içindeler. Bunu yaparlarsa sadece seküler bir mabet dikmiş olacaklardır. Masonların tekris törenleri için kullandıkları mekânlar gibi. Bunun ne Musa, ne Davut ve Süleyman ne de Mesih’le yakından uzaktan bir alakası vardır. Sadece taassuplarının dikte ettirdiği bir husustur. Mısırlı Abdulhamit Katip, el Kuds adlı eserinde Ağlama Duvarı’nın İkinci Mabet değil Roma tapınağı kalıntısı olduğunu ifade etmektedir (El Kuds, Abdulhamid Katip, s: 166  Daru’ş Şuruk)).

*

Maalesef Yahudiler nobranlıkta sınır tanımıyorlar. Kavrulmuş ırkçılık belasına müptela bir halde bulunuyorlar. Bunlardan birisi dini ırkçılık diğeri de Avrupa’dan devşirilmiş, kazanılmış milliyetçilik dönemlerinin tuhfesi veya tortusu olan seküler ırkçılıktır. Netanyahu ve arkadaşlarını ise günümüzde İsrail ismi bile kesmemekte devletin adını Yahudi devleti olarak değiştirmenin yolunu aramaktadırlar. Müslümanların  ve mukaddesatının başına musallat olmuş bir vaziyettedirler. Yahudi Devleti fikri veya tasarımı kuvveden fiile çıkacak ve bazıları tarafından onaylanacak olursa bunun bir de Mescid-i Aksa statüsüne etkisini tasavvur edelim! Kısaca, Yahudilerin Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine kuracakları mabet dini bir mabet olmayıp seküler bir mabet olacaktır. Dini değil ırkçı bir yapı olacaktır.

*

Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve Üçüncü Mabed’in kurulması noktasında Kur’an ile Tevrat’ın  emirlerinin çakışması veya çelişmesi meselesine gelecek olursak: Böyle bir şey varid olabilir mi Kella! Allah’ın kelamı birbiriyle çelişmez. Zaman berzahında kulların fiillerine ve mükellefiyetlerine yönelik değişiklikler olabilir. Öncelikli olarak Kur’an ifadesiyle Tevrat tedavülden kalkmıştır. Zira mensuh kitaplardan birisidir. İslam geldikten sonra birinci ve ikinci ahitlerin hükümlerini kaldırmıştır. Dolayısıyla bu kitapların sıhhatini varsaysak bile, geçmişin hatırasını yâd etmekten öte bir anlam taşımıyorlar. Tabir caizse şeriat anlamında mururu zamana uğramış ve Allah tarafından nesh edilmişlerdir. Kaldı ki Tevrat ile alakalı ikinci husus, sadece neshe maruz kalması değil tahrifata uğramasıdır. Yapısına insan eli değmesidir. Bazı reformcuların Kur’an ve Sünnete yansıtmak istedikleri gibi, tarihsel hale gelmiştir. Elbette Kur’an ve Sünnetin hükümleri tarihsel değildir. Bu hususların belirlenmesinde yine söz Kur’an ve Sünnetindir. Bununla birlikte, Tevrat tarihsel hale gelmiştir. Onun ötesinde tahrifata uğramıştır. Üzerinde hem mensuh hem de muharref olma vasfını taşımaktadır. Kur’an ise kapsayıcı, müheymin bir kitaptır. Allah’ın son kelamı olup öncekilerin  özüne şamildir. Bu öz de şeriatın ötesinde dini (iman) boyutu içermektedir. Sözgelimi Maide Suresi 32’inci ayette Tevrat’a gönderme yapılmaktadır: “İşte bu nedenle İsrâiloğulları’na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur…” Kur’an müheymin ve camii bir surette öncekilere, seleflerine bu şekilde atıfta bulunuyor. Dolayasıyla Kur’an ve Tevrat’ın ilahi boyutta çelişmesi diye bir şey yok. Bu sadece Yahudilerin zihninde ve algısında vardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?