Rıbat diyarında rıbat yasağı!

Peygamber Efendimiz asırların perdesinin gerisinden bugünlere ışık tutan ifadelerinden birisini Kudüs ve civarı için sarf etmiştir. Kudüs ve çevresinin ‘ardu rıbat’ yani nöbet diyarı olduğunu ifade etmiştir. Bu bölgeye yönelik ker ve fer (vur-kaç) savaşlarında Müslümanlar burada iki dönem nöbette kaldılar. Haçlı Savaşları ve Siyonizm savaşları. Siyonistlerin Mescid-i Aksa’yı yutma ve bunu oldu bittilerle fiiliyata geçirme emellerine karşı rıbat geleneği yeniden ihya edilmiştir.  Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda duyarlılığı artırma çabası içinde olan vakıf, adanmış insanlardan olan Raid Salah ve murabıt arkadaşları çeşitli vesilelerle susturulmaya çalışılıyor. Raid Salah geçenlerde yaptığı bir değerlendirmede kendisine yönelik fiziki suikast  girişimlerinden bahsetmiştir. Raid Salah’dan fiziki veya manevi olarak kurtulmaya çalışıyorlar. Manevi infaz ve suikast girişimlerinden birisi faaliyetlerinin önünü kesmektir. Bu anlamda şüphesiz rıbat geleneğine ket vurmak, iptal etmektir. İsrail İçişleri Bakanı Yitzhak Aharonovitch, Aksa’da rıbat faaliyetlerini yasaklı faaliyetler kapsamına almıştır. Bu yolla İsrail Mescid-i Aksa’yı savunmasız ve yalnız bırakmayı tasarlıyor. Son sıralarda Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar ve ihlallerin artması üzerine murabıtlardan ziyade murabıtat denilen rıbatçı müslüman kadınların rolü ön plana çıkmıştı. İsrail de bunlara yönelik olarak şiddetli bir bastırma kampanyası başlattı. İsrailli polisler özellikle murabıtat/ murabıt kadınları sindirmek için orantısız güç kullanıyor.

*

Mescid-i Aksa’nın bayan vaizlerinden Abir Ziyad saldırıya maruz kalan murabıtat kadınlardan birisidir. Bir başkası ise yardım görevlisi Emani Mağribi. İsrail polisi Emani Mağribi’ye yönelik olarak şiddet kullandığı gibi polise direnmek suçlamasıyla gözaltına da almış bulunuyor. Tek suçları mukaddesatı korumak ve savunmak. Türkiye’de bazıları enerjilerinin bir kısmını Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya ayırmak yerine Edirne Valisi Dursun Ali Şahin’i manevi olarak linç etmeye ve Siyonistlere kurban etmeye çalışıyorlar.   Komuoyunda AKP destekçisi olarak bilinen Nagihan Alçı gibi bazıları da bu infaza katıldılar.

Türkiye’de Yahudiler ve Yahudi muhibbanı da bu rüzgârı arkalarına alarak savunma yerine saldırıya geçtiler.  Misilleme istemiyorsanız Kudüs’te yapılanlara ses çıkartır ve ihkak-ı hakta bulunursunuz. İsrail gücünü buralardaki desteklerden almıyor mu İsrail’in en kutsal mekânlara yönelik yaptığı saldırılara karşı İslam alemi eli kolu bağlı olarak mı duracaktır ‘Su-i misal misal olmaz’ sözü yerine burada misilleme geçerlidir.  İsrail’in Mescid-i Aksa’nın böğründe rıbat faaliyetlerini yasaklamasının bir parçası da 2009 yılında çıkarmış olduğu bir yasanın genişletilmesi ve işletilmesidir. Bu da zararlı unsur olarak görülen murabıtun ve murabıtat yani murabıt erkek ve kadınların Kudüs ve Mescid-i Aksa’dan uzaklaştırılmasıdır. 

*

İsrail bunu daima yapmaktadır. Abdulaziz Rantisi gibi nicelerini keyfi bir tasarrufla Lübnan’da Merci-iz Zuhur denilen bölgeye sürgün etmiştir. Bugün de İsrail Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı savunmasız ve rıbatsız ve murabıtsız bırakmak için her yola başvuruyor. Yutmak için Mescid-i Aksa’yı yalnızlaştırmak istiyor. Böylece Mescid-i Aksa’yı paylaşmak isteyenlere gün doğmuş olacaktır. Dikensiz gül bahçesi murat ediyorlar. Mescid-i Aksa’ya istedikleri gibi girecek ve çıkabilecekler.  Kimse dur demiyecek, emellerini ve faaliyetlerini gölgeleyemeyecektir. Netahyahu’nun Aksa’da rıbatlaşmayı yasaklaması üzerine İkrime Sabri cuma hutbelerinden birini buna ayarmış ve dünyadaki bütün Müslümanların Aksa’da rıbatlaşma hakkına sahip olduğunu ifade etmiş ve Netanahu’nun bunu yasaklamasıyla yasak olmayacağını ifade etmiştir.  Rıbat Mescid-i Aksa’ya özel bir itikaf şeklidir. Ve bunun zamanı yoktur. Netanyahu Makdislilere Mescid-i Aksa’yı yasaklamakla kalmıyor aynı zamanda kendisi Kabe’yi ziyaret etmek istediğini söylüyor. Arsızlığın bu kadarına da pes doğrusu. İnsanın kanını donduruyor. Lâkin Müslümanlar sessiz kaldıkça adamların arsızlığı tavan yapacaktır. İsrailli eski askeri istihbarat yetkililerinden Amus Yedlin Brüksel’de Türki Faysal ile yaptığı bir münazarada Netanyahu’nun Kabe’yi ziyaret etmeyi temenni ettiğini söylemiştir. Oysa ki, Filistinlilerin ve Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girip çıkmalarını sınırlandırıyor ve Yahudilerin girip çıkışlarını ile sınırsız hale getirmek istiyor. Bir ileriki aşamada burada Süleyman Tapınağı veya sinagogu kurmak istiyor. İleriki aşamada ise galiba sıra Kabe’ye gelecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?