Reklamı Kapat

Filistinin taksiminden Aksanın taksimine

29 Kasım günü, Dünya Filistinlilerle Dayanışma günü. Bu günün bir de tarihi var. 29 Kasım 1947 tarihinde Paylaşım Planı olarak bilinen 181 sayılı BM kararı kabul edilmiştir. Buna göre Filistin toprakları mutasavver olarak iki devlet alanına bölünüyor. Bu devletlerden birisi olan İsrail paylaşım planında aslan payını alıyor. İkincisi de Filistin devleti olup paylaşım planından beri meriyete geçebilmiş değil. Aksine İsrail gün be gün Filistin devletine ayrılan toprakları da yutuyor. 29 Kasım Filistin tarihinin makûs günlerinden birisi. Ondan önce de yine Kasım ayında daha doğrusu 2 Kasım 1917 tarihinde Lord Balfour olarak anılan dönemin İngiliz hariciye bakanı İsrail için milli vatan taahhüdünde bulunuyor. Elbette bundan bir yıl önce de (1916) Sykes-Picot olarak bilinen başka bir paylaşım anlaşması yürürlüğe giriyor. İngiliz ve Fransızlar kendi aralarında Osmanlı terekesini paylaşıyorlar. Fransızlar Filistin’i İngilizlere bırakıyorlar. İngilizler de bu anlaşma mucibinde bir yıl sonra Filistin’i Yahudilere taahhüt ediyorlar. İşte bu taahhüt 30 yıl sonra (1947) kuvveden fiile geçiyor ve 181 sayılı kanun mucibince yarısından fazlası Yahudilere bırakılıyor.  BM haydutluk yaparak sahip olmadığını layık olmayana tevdi ediyor, bırakıyor. 1948 yılında İsrail kurulduktan sonra İsrail Batı Kudüs’le iktifa ediyor.

*

Paylaşım Planı’ndan 20 yıl sonra İsrail topraklarını genişletmeye devam ediyor ve 1967 yılında yapılan baskın saldırı ile birlikte İsrail Doğu Kudüs’ü de topraklarına katmış oluyor. Böylece Ürdün yönetiminin elinde olan Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa İsrail’in eline geçmiş oluyor. Bir yıl sonra da Mescid-i Aksa, yakma girişimi atlatıyor. 1981 yılında ise İsrail, Kudüs’ü İsrail’in egemenliğinde birleştirilmiş Kudüs ve ebedi başkent olarak ilan ediyor. Görüldüğü gibi İsrail önce bölüyor ardından da yutuyor ve kendi egemenliği altında birleştiriyor. Filistinlilerin ve Müslümanların hakkını da yutuyor. 181 sayılı karar çerçevesinde Filistin bölünüyor ve ardından gelen işgallerle birlikte fiilen Filistin’i işgali altında birleştiriyor. Filistinlilere yaşam ve devlet kurma alanı bırakmıyor. Keza Batı Kudüs ile Doğu Kudüs 181 sayılı karar çerçevesinde ayrılmış oluyor. Lakin 1967 ve 1981 sürecinde Kudüs’ü de işgali altında birleştirmiş oluyor. Şimdi ise sıra Mescid-i Aksa’nın paylaşımına ve bölünmesine gelmiş durumda. Bunu da hazmettikten sonra Mescid-i Aksa’yı yıkarak yerine Süleyman Tapınağı’nı ikame edecektir. Paylaşım, İsrail planlarında ilk aşamayı temsil ediyor. İkinci aşamada ise Filistinlileri kovmak, Filistinlilerin hakkını da İsrail’e katmak geliyor.

*

Nitekim bunu açıkça dile getiriyorlar. Birinci veya İkinci Mabed’in kalıntılarının Mescid-i Aksa’ya bitişik olduğunu ileri sürerek İsraillilerin Mescid-i Aksa’ya girme ve ötesinde paylaşma hakkına sahip olduğu tezini ileri sürüyorlar. Bundan dolayı oldubittilerle Mescid-i Aksa’nın hürmetini sürekli olarak ihlal ediyorlar. Bu tarihi tezleri ışığında kendilerine göre Müslümanların kutsal mabedine karşı müdahale hakkı kazanmış oluyorlar. Zamanla müdahale hakkını genişleterek işi mabede el koymaya kadar götürecekler. Bu sürecin son aşamasına girmiş bulunuyoruz. Netanyahu iki tehlikeli girişimi birden başlattı.  Bunların her ikisi de Yahudileştirme planı. Birincisi Filistin’i ikincisi Kudüs ve Aksa’yı Yahudileştirme planı.  Sözgelimi Kudüs’te meydana gelen olayların arkasında Netanyahu’nun Kudüs’teki Yahudi hükümdarlık hakkını pekiştirme çabası vardır. Mescid-i Aksa ile alakalı olarak Ürdün’ün rolüne son vererek İslami mekânların idaresine de el koyuyor. Bu mütekabilen şu demeye geliyor: Türkiye Cumhuriyeti’nin de toprakları içindeki havraların idaresine de el koyması. İkinci olarak İsrail Devleti’ni Yahudi devleti olarak tanımlamak ve Filistinlilerden de bunu onaylamalarını şart koşmak. Bu şu demek: Biz sizi vakti gelince buralardan tehcir edeceğiz, süreceğiz: Şimdiden ve önceden bunu onaylayın! Yoksa sizinle müzakere yok. Yok edilen hakları sahibine de onaylatmak.  Bu İsrail’in azgınlığını gösteriyor. Azan belasını da mevlasını da bulur. İsra Suresi dördüncü ayeti bu gerçeği apaçık bir surette ortaya koymaktadır: “Biz İsrailoğullarına Tevrat’ta şu hükmü verdik: Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız, muhakkak büyüklendikçe büyükleneceksiniz.” Her çıkışın inişi, her kemalin de bir de zevali vardır. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Özcan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?