Reklamı Kapat

Doğu Roma Üzerindeki Güç Mücadelesi

Önce ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ardından Papa Franciscus ve şimdi de Vladimir Putin’in gerçekleştirdiği ziyaret ile tüm dünya Türkiye’ye bir kez daha odaklanmış vaziyette. Üç kritik adresten üst üste gerçekleştirilen bu ziyaretler, önümüzdeki süreçte Türkiye merkezli yeni bir büyük oyuna işaret ediyor.

“Türkiye’yi kazanmak” adına gerçekleştirilen bu “stratejik ziyaretler”de verilen doğrudan ve dolaylı mesajlar tek bir adrese çıkıyor: İstanbul.

Biden’in son Türkiye ziyaretinde doğrudan İstanbul’a gelmesi ve ikili temaslarını burada gerçekleştirmesi, Papa’nın Yortu gerekçesi ile bu şehre gelmesi ve sembolik anlamı oldukça yüksek adresleri ziyareti, Putin’in 2012’de katıldığı ÜDİK toplantısının adresi olarak bu adresi seçmiş olması bir tesadüf olmasa gerek.

Dolayısıyla, Vatikan’ın doğusundaki “bitmeyen oyun”da İstanbul bir kez daha ön planda! Peki, neden İstanbul

***

Bunun bir çok nedeni var. Her şeyden önce İstanbul imparatorluklar başkenti. Tarihte iki önemli dini ve siyasi anlamda güç merkezine ev sahipliği yapmış olan, bundan dolayı da sembolik anlam ve önemi en üst düzeyde olan bir “kutsal şehir” niteliğinde.

Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentliğini yapan İstanbul, İslam dünyasının ve Ortodoks aleminin de ruhani başkenti.

Daha da önemlisi, İslam dünyası açısından bir umudun başkenti, “siyasi kıblesi”.

Dolayısıyla, “İstanbul’u alan” aynı zamanda “Yeni Dünya Düzeni”nin de liderliğini büyük ölçüde garantilemiş olacak.

***

O yüzden İstanbul’u almak çok önemli!  Bu noktada, “işbirliği” adı altında İstanbul’u “bir şekilde” teslim almaya yönelik bu girişimlerde iki farklı planın uygulamada olduğunu görüyoruz. Biri Rusya, diğeri de ABD tarafından yürütülüyor.

Bu kapsamda İstanbul, Ruslar açısından Çarlık Rusyası’nın ihyası ve imparatorluğun yeniden dirilişi açısından sembolik bir anlam taşırken; çöküşe geçmiş olan Amerikan İmparatorluğu’nun yeniden ayağa kaldırılması noktasında da son bir hamle olarak karşımıza çıkıyor!

Daha somut bir şekilde ifade etmek gerekirse, Rusya etrafındaki kuşatmayı ve yeniden dirilişi Doğu Avrupa-Balkanlar hattında sahip olduğu kartlardan biri olan “Panslavim” ile aşmaya çalışırken ve bu noktada Ortodoksluğa da dönerken; ABD de Papa üzerinden hem bu planı sabote etmek hem de tüm Ortodoksları kontrolü altına almak istiyor.

Papa’nın “dinler arası diyalog” adı altında Batı ve Doğu kiliselerini birleştirme çağrılarının altında da aslında Rusya’nın elde etmeye çalıştığı 3. Roma hayaline sahiplenmek yatıyor! Dolayısıyla kavga, 3. Roma’nın sahipliği kavgası!

***

Burada hedef sadece Ortodoksluk bağlamında bir İstanbul değil. Vatikan’ın yürüttüğü dinler arası diyalog projenin bir diğer önemli sacayağını da İslam oluşturuyor. Vatikan bu proje ile önce İslam dinini “pasifize” ederek İslam dünyasını kontrol altına almak, ardından da “emperyalizmin bir aracı” haline dönüştürmek istiyor. Bunun için de İstanbul’a ihtiyacı var.

Dolayısıyla, bunun bir de Türkiye ayağı var. Asıl önemli olan da zaten burası. Yeni dünya düzeninin inşa sürecinde kritik bir yere sahip olan Türkiye’nin atacağı adımlar ve yapacağı tercih bu açıdan oldukça önemli.

Fakat Türkiye konusunda kafalar çok da net değil! “İki farklı Türkiye” görüntüsü, açıkçası tarafların Türkiye noktasında tam bir karara varmasını fazlasıyla zorlaştırıyor.

Bu durum elbette bir yönüyle bizi rahatlatıyor. Bundan ötürü de, bu bulanıklık politikasının devam ettirilmesi kaçınılmaz. Aksi takdirde Türkiye’nin manevra alanı tümden daralmış olacak!

***

Burada, tarihin derinliklerine Türkler tarafından gömülen “Doğu Roma İmparatorluğu”nun mirası üzerinden 3. Roma’nın inşası adına gerçekleştirilen bu güç mücadelesinde ABD ve Vatikan ittifakına karşı Rusya’nın ortaya koyduğu direnç bizim açımızdan oldukça önemli.

Nitekim Ukrayna-Kırım üzerinden Rusya’nın önüne bir set çeken, akabinde ise onu kuşatmayı hedefleyen projeye karşı Moskova’nın sınırlarının ötesinden cevap verme arayışı, Türkiye’yi Rus dış politikasında bir adım ön plana çıkarmış durumda.

Türkiye ve Rusya’nın bu kritik geçiş sürecinde 2001’den bu yana ortaya koyduğu “ortak duruş”, önümüzdeki süreçte çok daha büyük stratejik birlikteliklere gebe görünüyor. Bunun merkezinde de hiç kuşkusuz İstanbul merkezli oyun yatıyor.

Dolayısıyla, “Doğu Roma” Batı’nın bölünmüşlüğü ve İslam dünyasının yeniden yükselişi adına yine önemli bir rol oynuyor!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. M. Seyfettin Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?