Reklamı Kapat

Büyükannemin Evi

Büyük annemin eski bir evi vardı. Kapıdan içeri

girdiğimizde yoğun bir küf kokusu alır ve evin bahçeye bakan penceresini hemen

açardık. Bu koku ilk anda hepimizde bir rahatsızlık uyandırırdı. Fakat bunu

büyükanneme belli etmemek için her şey yolundaymış gibi davranırdık. Büyükannem

evini ve burada geçen hayatını bu koku ile özdeşleştirir ve hiç rahatsızlık

duymazdı. Biz küf kokusuna alışmaya çalışırken, o sofrayı kurar ve bize yetmiş

yıllık hayatının özetini yapardı. Çocuklar yaşlıların hikâyelerini dinlemekten

sıkılırlar, fakat büyükannem olayları anlatırken adeta yaşardı, o yüzden onu

dinlerken hiç sıkılmazdık.

Yemekten sonra bu eski ve metruk evin odalarını tek tek

dolaşır ve oyunlarımızı kurabileceğimiz bir ortam arardık. Havadan sudan

konuşurken, küf kokusu yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başlardı. Büyükannem

dolapları her açtığında üzerimize yoğun şekilde esen bu kokuya alışır ve hiç

rahatsızlık duymazdık.

Aradan yıllar geçti, büyükannem vefat etti ve o yaşlı

evden geriye hiçbir eser kalmadı. Fakat nerede bir küf kokusu hissetsem,

büyükannemin evi bütün kareleri ile gözümde canlanıverir. Küf kokusu beni

çocukluğuma, dedemin köyüne götürür ve hatıralarımı yeniden yaşarım.

Uzmanlar koku duyusunun en kuvvetli duyu olduğunu

belirtiyorlar. İnsan zihni kokuyu kuvvetli şekilde kaydediyor ve hayal

dünyamızda, koku ile birlikte yaşanmışlıklar da canlanıyor.

Koku duyusu aynı zamanda, anne ile yavru arasında devam

eden gizil bir iletişimdir. Her canlı yavrusunu kokusundan ayırt eder ve onu

kokusuyla özdeşleştirir. On yaşında menenjit geçiren ve bu rahatsızlığa bağlı

olarak görme duyusunu tamamen kaybeden bir anne ile tanışma şansım olmuştu.

Bebeğinin yüzünü hiç görmediğini fakat onlarca bebek arasından onun kokusunu

seçebildiğini, göremese de koklayarak hissettiğini ifade etmişti.

İzlediğim bir belgeselde, çoban sürüyü otlatıp, akşam

ağıla getirdiğinde yüzlerce yavruyu aynı anda bırakıyor ve yavrular sürüyü

yararak kendi annelerini kokusundan seçebiliyorlardı.

Çocukluğumuza döndüğümüzde ilaç kokulu hastane odalarını

hatırlarız. Yol kıyısında açan nergislerde köyümüzü görürüz, yalnızlığımıza

karışan sis kokularında sıcak insan ilişkilerini ararız. Attığımız her adımda

bir koku ve kokulara karışmış hatıralarımız vardır. Teneffüs ettiğimiz o

kokular sadece hafızamıza değil hatıralarımıza da sinmiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?