Reklamı Kapat

Allah u Azimüşşân Layıkıyla Tanıtılmıyor

Bu kâinatın Yaratıcısı, hakiki Mâliki, bütün mevcudatın

Rabbi (yani var oluşundan bu dünyadan ayrılışına kadar bütün ihtiyaçlarını

yerli yerince karşılayan, onu büyütüp geliştiren) Allah u Azimüşşân lâyıkıyla

tanıtılmıyor. Doğrusu bu durum beni üzüyor, zoruma gidiyor.

Bütün ders kitapları, Allah u Teâlâ nın isimleri nazara

alınarak yazılması gerekirken, öyle yazılmıyor. Meselâ tıp kitaplarında;

Allah ın Şâfi, Hakîm, Rahim, Kadîr isimleri başta olmak üzere bin bir esmâsının

insan üzerinde nasıl tecelli ettiği örnekleriyle anlatılması icap ederken,

anlatılmıyor. Oysa bir yaprak dahi Allah ın bilgisi, izni haricinde

kıpırdamamakta, yere düşmemektedir. Her bir zerre, her bir hücre, alyuvarların

ve akyuvarların faaliyetleri, gözün görmesi, aklın çalışması, rüzgârın esmesi,

kuşların uçması, yıldızların ve galaksilerin faaliyetleri Allah ın bilgisi

dâhilindedir.

Günümüz insanları maalesef Allah u Teâlâyı hakkıyla

tanımıyor. Yüzlerce televizyon kanalı, radyo istasyonu, pek çok gazete ve dergi

var. En mühim işleri Allah ı anlatmak olmalıyken maalesef anlatmıyorlar.

Okullarda ve üniversitelerde Allah u Azimüşşân dan layıkıyla bahsedilmiyor. Üzülerek

belirteyim ki camilerimizde bile Allah u Teâlâ yeterince anlatılmıyor. Halbuki

Peygamberlerin aslî vazifesi Allah u Teâlâyı insanlara layıkıyla tanıtmak idi.

Bu kâinat kitabı gerçekte bize Rabbimizi tanıtmaktaydı. Kâinatın Sahibi olan

Rabbimiz bu büyük kitabın yanı sıra bir de mukaddes kitaplar ve sahifeler

göndermişti. Yüz yirmi dört bin Peygamber, bu kâinat kitabının Cenab-ı Hakkı

nasıl tanıttığını açıklamış, dört büyük kitap ve yüz suhûf ile bu

açıklamalarına deliller getirmişlerdi.

Peygamberler ve Peygamberlerin temsilcisi evliyalar,

asfiyalar, müçtehidler, imamlar, kutuplar, âlimler, idareciler hem Allah u

Teâlâyı insanlara anlatmışlar, hem de hükümlerinin hâkimiyeti için

çalışmışlardır. Şurası muhakkak ki bütün Peygamberler bu gâyelerinde muvaffak

olmuş, muzaffer olmuş, karşılarına çıkanları mağlup etmişlerdir.

Aklı başında olan insan geceli gündüzlü Cenab-ı Hakkı

tanımaya çalışır. O ezelîdir, ebedîdir. O evveldir, O âhirdir, O zâhirdir, O

bâtındır. Bu kâinat ve bu mevcudat yoktu, yalnız O vardı. Bu kâinatın Sahibi

olan Allah u Azimüşşan kıyameti kopartacak, bu dünya hayatından sonra âhiret

hayatını başlatacak. Yani gerçek hayat başlayacak. O hayat safhasında,

Mâlike l Mülk ün kim olduğunu herkes görecek.

Sevgili Peygamberimiz (asm); Allah ı kullarına

sevdiriniz ki Allah da sizi sevsin buyuruyor. Rabbimiz hadsiz nimetleriyle

Zat-ı Zülcelâlini bizlere sevdiriyor. Biz de ibadetlerle, takva ile, insanlara

Rabbimizi anlatmakla sevgimizi göstermeliyiz. Allah u Azimüşşân ı sevdiğimizin alâmeti, en çok sevdiği Zata, yani

Sevgili Peygamberimize (asm) benzemektir. (Âl-i İmran Sûresi 31. Âyeti

hatırlayalım)

Bütün mevcudat, bütün mahlûkat ve biz insanlar fâniyiz.

Hepimiz ölümü tadacağız. Haşir sabahında hem cesetle, hem ruhla dirileceğiz.

Düşünelim: Bu dünyanın bin senelik mesudâne hayatı, Cennet hayatının bir

saatine denk değildir. Öylesine saadetli Cennet hayatının bin senesi de bir

anlık Cemâlullah ı görmeye denk değildir. Cenab-ı Hakkın Cemîl isminin yüzde

biri bu dünyada tecelli etmiş, bütün bu güzellikler meydana gelmiştir. İşte

bütün bu güzelliklerin Yaratıcısını görmek şerefine nâil olmak ne büyük

saadettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?