Reklamı Kapat

Hayatımızı kuşatan yabancılıklar

Yabancı düşüncelerin hayatımıza girmesiyle ters yüz olmuş

durumdayız. Düşünüş tarzımız, bakışımız, yaşama biçimlerimiz artık bize özgü

değil. Bir Müslüman olarak değil küresel dünyanın savruk parçaları

konumundayız.

Müslümanız, Müslüman olma iddiamızı sürdürüyoruz. Allah

Elçisi nden ve arkadaşlarından sık söz eder örnekler veririz. Ancak onların

yaşam üslubunu nedense benimsemiyoruz. Bir masal anlatır gibiyiz. Batılılar

gibi yaşıyor onlar gibi bir hayat sürdürüyoruz. Onların önünde yürüyoruz desek

yeridir.

Hayata bir öneri getirmiyoruz. Bu yüzyılın sorunlarına

çözüm üretmek ve kendi hayat üslubumuzu ortaya koymak yerine onlara daha çok

kapılıyoruz.

Müslümanlar sosyal medya olayından sonra tamamen ipin

ucunu kaçırdılar. Gıybetin, yalanın, dedikodunun, iftiranın en uç noktalarında

geziniliyor. Bir haberin, kaynağına bakılmaksızın asparagas haberlere

yaslanılarak ortam iyice bulandırılıyor ve geriliyor.

İnsanlar günah işlemeye hazır durumda. Parmaklarının ucu

klavyelerde, tuşlarda. Kişi, sonu nereye varır bunun hesabında değil. Siyasal

gerilim ve siyasal öç ve öfke toplumun bütün katmanlarına sinmiş. Çıkar

ilişkilerine bakılmaksızın taraf olunuyor. Kendisini ilgilendirmeyen konularda

ta n ediyor, ileri geri yazıyor. Bu bir virüs gibi ortamı kaplıyor. Bir kişinin

sahip olmadığı bir durum kendisine yakıştırılıyor. Bir kişi ihanet etmiş ya da

yanlışa sapmış olabilir ama ona iftira etme hakkına sahip değiliz. Çünkü bu bir

kul hakkıdır. Kul hakkı ise asla bağışlanmayan günahlardan. Bir Müslüman birini

çekiştirirse onun etini yediğini dilde söyler ve anlatır. Hazreti Ömer gibi

celalli olunur ama asla onun hayata bakışı ve uygulamaları örnek alınmaz.   Onun gibi duyarlı davranılmaz. Adil olunmaz.

Müslümanın bugün hayata bakışı çok farklı. Geçmiş,

bugünün Müslümanı için menkıbe gibi övünülesi ve heyecan duyulası bir şey.

Tüketim belâsına kendisini alabildiğine kaptırmış, bu tüketim sadece mal

üzerine değil hayatının hemen hemen her alanı için geçerli. Zamanın, nefsin

tüketimi, sözün, insanî ilişkilerin tüketimi korkunç boyutta.

Müslümanların birbirilerine hasım kesilmesi, bunu nefrete

dönüştürmeleri, ardından da en olmadık iftiralara başvurulması çok tehlikeli

boyutta. İnsanlar neyin doğru veya yanlış olduğunun bilincinde ve bir bilgiye

de sahip değil. Sosyal medya üzerinde yayılanların tamamının kaynağı bilinmezliklerle

dolu.

Yönetim erkinde bulunanların çıkar ilişkileri nedir,

niçin bir kavgaya tutuşulur bunlar bizim alanımız dışında. Günümüz siyasası bir

davayı gütmeye dönük değil. Daha çıkara odaklı. Başkalarının çıkarlar

mücadelelerine alet olmak da apayrı bir sorun.

Burada en çok üzerinde durulması geren bir alabora gibi

insanları kasıp kavuran, sürükleyen oradan oraya çarpan bir durumun var oluşu.

Bundan kurtuluşun yolları aranmalı ve uzak durulmalı.

Bir Müslüman olarak bu gibi durumlardan sakınmak, alet

olmamak ve hiçbir koşulda iftiraya, dedikoduya ve bilinmez olanlara alet

olmamak ten çıkar yol. Çünkü bunlar Müslümanların yapacağı iş değil. Geleceğe

dönük, kendi eylemlerine dönük bir çaba içinde olunmalı. Müslümanı işi

başkalarının işleriyle oyalanmak olmamalı.

Bu dönem en önemli bir kuşatma ve zihnî bozulma süreci

yaşanıyor. Farkında olunmadan bozulmaya, başkalarının çıkarlarına, iftiraya,

dedikoduya, çekiştirmeye alet olma zamanı değil. Bu bir savaş değil bir

bataklık. Sağlıklı düşünülemiyor. Herkes sosyal medya allamesi. Hemen herkes

her konuda hüküm verebiliyor, insanları yargılayabiliyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?