Leylekler Hacıdır taşlayanları acıtır

Leyleklerin ‘lek lek’leri bir zikirdir. Makara-kakara-kukara’cılara misal yapılamaz.

Çocukluğunu “kuş avcısı” olarak yaşamış bir milletvekili, o döneminde “leyleklere taş” attığını özellikle vurguluyorsa, bir sebebi olmalı.

O milletvekilinin bir taşla bir küçük kuş vurmaktan tatmin olmayıp, bir taşla bir büyük kuş vurma eylemine geçtiği o çocuk günlerinde, terbiyeci büyüklerin ikazlarını, tekdir etmelerini, engellemelerini içine sindirememiş ki, “Bizi döverlerdi” sitemini yolluyor Meclis’ten.

Nasihatla uslanmayan, tekdirden anlamayan birine hakkını “kötek(!)” olarak vermiş bir büyük kişi varsa eğer bu milletvekilinin çocukluğunda, bugün, neyin eksik kaldığını düşünüyor olmalıdır uykularını kaçıran bir şiddetle; onun Meclis konuşmasını duyduğundan, okuduğundan beri…

“Bunlar mübarek hayvan derlerdi, anlayamazdık.” Diyor milletvekilimiz, leylekleri vurmalarını önleyen büyükleri ile olan iletişimlerini anlatırken.

Leyleklerin “mübarek hayvan” olmasını anlamayan milletvekilimizin, sadece hayvan olduklarını anlamaması da söz konusu ama, bu kısım sonraya…

“Leylekler Mekke’yi, Medine’yi görmüş hayvanlardır. Kabe üstünden geçerler, onun için, bizim için mübarek, derlerdi.”

Büyük insanlar, yani orta yaşlarını geçmiş insanlar, bir çocuğa, özellikle leyleklere taş atan bir çocuğa bunu niçin söyledikleri sorgulanırsa, bulunacak cevap şöyle olur:

Büyüdüklerinde kendilerinin yerini alacak çocukları terbiye etmenin ötesinde, leyleklerin hayat haklarını korumak gibi bir kaygıları da vardı..

Leyleklerin “Mübarek hayvan” olmasına neden takmıştır milletvekili

Leylekler güneyden gelir. Güneyden gelmek Mekke’yi, Medine’yi görmek demektir.

Hayır diyor. Ben belgeselleri gördüm. “Kabe”nin üstünden geçmiyorlardı, “Mübarek” olamazlar.

Yediklerine de kafayı takmış, gitmiş bakmış: “Yılan yiyor, çıyan yiyor, kurbağa yiyor!”

“Mübarek hayvan” olacaksa ya da sayılacaksa bir hayvan, bunları yememeliydi, de diyor.

Bir leyleği yediklerinden dolayı niye yargılar bir milletvekili insan Şikayetçi, yiyeceği alınmış bir başka hayvan yahut yılanlar, çıyanlar, kurbağalar olabilir. Ama bir milletvekili olmamalı.

Leylek uzun bacaklı, uzun boyunlu, uzun gagalı bir göçmen kuş. Böcekler, balıklar, sürüngenler yemesi, bunları yiyerek yaşayan daha başka kuşlar gibi leyleklerin de tabiatının gereğidir.

Leylekler bu ülkenin beyazlarına ya da kendini beyaz sananlarına, etkilendikleri vahşi Batılı renkdaşlarının paraleli bir çağrışım yaptırır: Bebek getiren yegane kuşlardır!

Meclis’te leylekleri çocukluğundan başlayarak anlatan o milletvekilini konuşması üstünden pazarlama görevini üstlenmiş gazetecilerin de “Parlamento Kulisi” köşelerinde, leyleklerin çocukları getirmesini hatırlamaları kampları, yetişme kalıpları ve Batı’cı halleri gereği idi. Öyle de yapmışlar.

Milletvekili neden aykırı davrandı

Başlarken, bir sebebi olmalı demiştik.

Bir sebebi vardı elbette.

Sebep: Bu ülkenin insanlarının diniyle her zaman bir meselesi olmuş bir partinin üyesi olmasıdır.

“Hacı” denmesi onlara; Mekke’yi, Medine’yi görmüş sayılmaları bu ülkede; masallarda , hikayelerde, efsanelerde, kitabelerde suçsuz, günahsız ve mutluluk müjdecisi bir kuş olarak kayıt altına alınmış olmaları, CHP zihniyetinin kötülemesinden, iftirasından, akıl almaz ve mantık dışı benzetmelerinden kurtulacakları manasına gelmezdi.

Bu durum Meclis’te, en resmi bir CHP ağzıyla bir daha ve yine ve tekrar tescillendi.

O milletvekilinin canhıraş bir feryatla yılanlar, çıyanlar ve kurbağalar demesini ise hangi kategoriye sokacağımızı bilemedik. Aralarındaki bağ ne idi ya da onlar kim tarafından ve nasıl yenilirlerse meşru olacaklardı Bunu da bilemedik.

Lakin diğer bildiklerimiz meramımızı anlatmamıza yetmiş olmalı.

Son bir not: 26 Ocak 2015 Pazartesi günü gazetemizde başlayan “Meclis-i Mebusan” sayfasının yazarı Ahmet Yavuz da sıcağı sıcağına ilgilenmiş bu konu ile “Hacı Leylek” başlığı altında. Kendisine hoş geldin ve hayırlı olsun diyoruz bu vesileyle..

 

BEN SANATÇININ ‘ZEKİ’ OLANINI

Balarıları’ndan biri, bir tv kanalındaki sohbetinde anlatmıştı:

“Zeki Müren çalıştığı gazinolara bunları yaklaştırmazdı. Hatta bunlardan biri ile Boğaz’daki bir gazinonun anlaştığını öğrenince teklif vermişti oraya: Taksim’deki progaramımdan sonra sahne alayım. Siz de onu gönderin.”

Zeki Müren kendisinden sonra Gazino olayının biteceğini biliyordu.Bu son gelene kadar eldeki mevcut gazino müşterisini korumanın yolunun kadro kalitesini korumaktan geçtiğini de biliyordu. İtirazını seviye kaynaklı sayabilirsiniz.

Sahneye iri bir salatalık atılacak. Sahnedeki kılık değiştirmiş şovmen de “Birisi kartvizitini düşürdü. Gelsin, alsın” diyecek.. (Direklerarası günlerinden gelen espri..) Müşteriler kahkahalarla gülecek. Sonra Zeki Müren sahne alacak. Hacı Arif Bey’den bir eserle başlayacak… Olacak şey mi

Zeki Müren’in vefatından sonra “anma meydanı” onlara bırakıldığı için Zeki Müren görüntüsü ile çok çıktılar tv kanallarına. Ne güzel intikam..

Demirel’le akran olan birinin, huysuz kadın “Virjin” kılığında ekrana çıkması RTÜK’ce yasaklanınca, gücünüz Huysuz’a mı yetti diye sormuş bazı kalemşorları okudum gazetelerinde ve dayanamadım yazdım.

Sadaka yarışı

Yunanistan’da seçim kazanan “Syriza”yı örnek alıyormuş CHP. Seçimi kazanacak ve bakın neler yapacakmış.

Düşük gelirli ailelere para yardımı, yemek yardımı, kira yardımı, ilaç yardımı, ulaştırma yardımı, elektrik su doğalgaz yardımı, AVM’lerde alışveriş yardımı, hatta ve hatta beş yıldızlı otellerde 45 gün tatil yardımı yapacaklarmış.

Ne manaya gelir şimdi bu iddialar bu ülkede, bu saatlerde..

CHP, kendilerini iktidar yapacak kadar oy gücüne sahip insanların, yukarıda sıralanan yardımlara muhtaç olduklarını ve seçimlere kadar ancak dayanabileceklerini hesap etmeyi “Syriza”yı görünce bilmiştir, öğrenmiştir.

AKP açısından bakarsak…

On iki yılda, müzmin muhalif bir partiyi iktidara taşıyacak kadar bir millet sayısını, her türlü yardımları almaya hazır hale getirmek, unutulmayacak başarıları sayılmalıdır, uçak yolcusu kalemşorlarınca..

Haberin okunduğu bir evde:

-          Haydi bey! İş aramayacak mısın

-          Gitmiyorum..

-          Ama neden Evde yemek yok. Kirayı veremedik daha.. Çocukların ilacı alınacak.. Faturalar dersen tek biriktirdiğimiz..

-          Hanım yeter, artık sus! Sen bu yaz tatil planları da yapmaya başla..

Kadınını şok vaziyetinden, okuduğu gazeteyi göstererek çıkarır evin beyi.

-          Bak burda yazıyor! Bize yardım kervanının yola çıktığı…

Bir sokakta, zabıtaların kovaladığı işportacı da okumuştur o haberi.

-          Siz beni birde seçimden sonra görün. Yardım kuyruklarında bekleyenlere bakın neler neler satacağım...

Televizyonlarda konuşan ise hükumetin en yetkilisidir.

-          Kirasını ödemek isteyene yüzde onbeş, ev almak isteyene yüzde kırkbeş, yemek almak isteyene üç gözlü sefertası, lüks araba almak isteyene dört teker yardımı yapılacaktır.

Yardım isteyen insanlar, yardım yapmak isteyen hükumet, yardıma ihtiyaç duyanların çok olmasına umut bağlayan muhalefet..

Bugün bu ülke bu noktadadır.

“Önce ahlak ve maneviyat!”

“Fabrikalar yapan Fabrika!”

“Ağır sanayi hamlesi!”

40 yıl önce seçim meydanlarına çıkan MSP’nin bu vaatleri vardı programlarında. “Adil Düzen” diyen MSP’ni, koalisyon ortağı olduğunda tanıyan CHP, taklidi ona bakarak yapıyordu: İnsanca, hakca düzen!

Bugün “Syriza” olmasa imiş, CHP Şişli’den çıkamayacak, İnönü-Sarıgül tercihinde şaşırıp kalacakmış.

Saadet Partisi’nin iddiası boşuna değildir. Bu iktidardan, bu muhalefetden kurtulmak isteyenlerin teveccühleri de çalışmaları da boşuna değildir.

Herkes bilsin, tarihe not düşülsün!

TAYYİP VE THE ŞAPGALI BABA

Manav dükkancısı

-Alo! Kral öldü the şapgalı Baba, duydun mu

-Krallar ölür, barajlar kralı ayakta kalır. binaenaleyh ölenle ölünmez.

-Otur oturduğun yerde. Ayaklanma the şapgalı Baba.

-Yüksek divanda oturuyorum. Binaenaleyh ayıklamanın Abdullah’tan başlaması fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

-Yüksek yüksek divanlara ev kurulmaz, aşrı aşrı memleketlerden mesaj alanmaz the şapgalı Baba.

-Hangi sokaktan ne mesajı alınacaksa bilirim. Binaenaleyh barajlar kralı olarak bilinirim.

-Herkes barajı sayıklıyor the şapgalı Baba. Senin krallığını hatırlayan mı var

-Baraj yüzde on, tonaj yüzde ellidir. Binaenaleyh bizim unutulmamız bellidir, tabiidir, natureldir.

-Ben seni unutmam the şapgalı Baba. Sen milletin ahısın, benim ziyaretgahımsın.

-Gidecek başka yerin yok mu Binaenaleyh bana gelmeden önce kendine gelmen fevkalede elzemdir, önemlidir, mühimdir.

-Ben her yere giderim the şapgalı Baba. Bazen de Ahmet gider.

-Sen gidiyorsun, Ahmet gidiyor… Binaenaleyh Abdullah kalsaydı orda bari.

-Kimin aklında ne kalsaydı Ortada kim kalsaydı the şapgalı Baba Giden, gelmez.

-Bizzat ben gittim, geldim. Binaenaleyh  altı kere gittim, yedi kere geldim.

-O eskidendi the şapgalı Baba. Artık giden gelmiyor.

-Gelmeyecekse nerde kalacak, mesajı nerden alacak, suyun ötesine mi dalacak Binaenaleyh giden, gelebilir.

-Gelen gelsin, çadırda kalsın the şapgalı Baba. Önümüz yaz, çalsın saz, versin mesaj…

-Ben çukurdayım. Binaenaleyh gidersem, birdaha gelmem.

-Beni ağlatma the şapgalı Baba. Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymaktır.

-Bir bakandır, iki bakandır, üç bakandır, dört bakandır, öndört bakandır. Büyüdüklerinde nasıl sayacaksın Binaenaleyh Abdullah’ı ne saydın

-Elmalarla armutları karıştırma the şapgalı Baba.  Elmayı soy, armudu say da ye demişler.

-Elmanın irisi, armudun iyisi… Binaenaleyh ayvayı yedi birisi…

YAKIN KOMŞULAR UZAK OLDULAR

Yukaridaki küpür, Syriza’nın bugün iktidara geldiği Yunanistan’ın altmış yıl öncesine bir aynadır.

Kırk yılda geçen onca hükümet ve AB üyeliği falan filan... Ve bugüne geldiler...

Aşağıdaki küpür ise birlikte yaşadığımız Osmanlı Devleti vardı, yıllarından bir anlatmadır.

Bizden nasıl ve ne yapa yapa gittiler AB’lere girdiler... Ne kazandılar, ne kaybettiler.

Karşılaştırmak isteyenlere malzeme  olsun, dedik.

ÇENGELOĞLU TAHİR PAŞADAN

Çengeloğlu Tahir Paşa Kaptan-ı derya iken, Akdenizdeki Adaların idaresi de bu makama bağlı bulunuyordu. Kendisine, Adalardan birindeki konsolosun memleket aleyhindeki hareketlerinden bahsettiler. Paşa da bu Konsolosa:

-Akdenizin havası zat-ı alinize yaramıyor. Adaları terketseniz iyi olur, diye nazikçe ihtarda bulundu.

Konsolos:

-Pekala yarıyor, diye aldırış etmedi. Paşanın ihtarı, Konsolosun aldırmazlığı bir kaç defa tekerrür etti. Canı sıkılan Paşa bir gün:

-Konsolos efendi dedi, nihayet beni sen beş yüzbeş kuruştan çıkaracaksın.

-Paşa! Anlayamadım, bu beş yüz kuruş ne olacak Hele beş kuruş da ne demek- Diye sorunca Tahir paşa:

-Beş yüz kuruşa bir köle alacağım, eline de bir tabanca vereceğim. Sizi, bu köşeyi dönerken öldürecek, sonra da beş kuruş verip bir ip alacağım, köleyi asacağım, demiş.

Konsolos, ertesi günü pılıyı pırtıyı, tası tarağı toplayıp Adadan gitmiş.

SİLİNDİR ETKİSİ

Irk›na göre bak›ş, bölen büyük oyun;

Y›kar ezer, etkisi silindirlik olur.

Yaradan’› dinleyin, Peygambere uyun,

Ayr›l›€› kafadan silin, dirlik olur!..

TEFRİKA

Daha dün, İstanbul’da çarpan bir kalbile

Ritim tutardı, Asya, Avrupa, Afrika;

Bugün kırılmış çarklar gibi yüz kabile,

Bize ders değil midir böylesi tefrika

ZERZEVAT

Güneş ›ş›€› almazsa

Kuru ot olur zerzevat;

Kuran ›ş›€› almazsa,

Kuru ota benzer zevat.

VURGUNCU - SOYGUNCU

Kumarbaz, vurgun yapmak için dümenden,

Ya ka€›t saklar koluna, ya zar tutar;

Düzenbaz, soygun yapmak için dumandan,

Paray› verir sat›l›k yazar tutar...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?