Reklamı Kapat

Aharlı kâğıtların dünyasında

Artık değişen bir çağın misafirleriyiz.

Elli yaş kuşağı kadın; eczaneden gündüz serisi, gece

serisi kırışık önleyici kremlere bir memurun maaşını ödeyerek çıktı, şak diye

kredi kartını çıkardı patates soğan satın alır gibi iki buçuk milyarı ödedi.

Spor mağazasında altmış yaş kuşağı kadın, taytları ve

pahalı spor pabuçları seçerken, arkadaşına çok sıradan şeyler gibi anlatmakta,

sporun vücudunun şekillenmesi için yetmediğini daha da kilolarını

katılaştırdığını.

Vücut düzgünlüğü için özel aletli pilates dersleri

aldığını, dahası bu iş için açılan yerlerde yağları yakan aletlere, lazerlere

girdiğini, çeşitli terapiler aldığını, çok önemli ülke kurtaran bir formül gibi

anlattı.

Elbet büyükannelerinde vücutlarına bakmak gibi önemli bir

uğraşı var, kimse torun bakmaya mecbur tutulamaz.

Fit görünmek için harcanan paraya değil de en çok o

paradan kıymetli zamana yanmaktayım.

Ben bugün aslında, beyaz ellerinden siyah mürekkep lekesi

hiç eksik olmayan, aharlı kâğıtlara elindeki kamış ile hat yazmaktan vücudu kat

kat olmuş, şişmanlamış, seksen yaş kuşağı Sena Hanım ı anlatacaktım.

Derdi kilosu, kırışıkları değildi.

Nasıl mutlu idi kamışına hokkasından mürekkep çekerken.

Emekli öğretmen Sena Hanım, hatlarla kurduğu masal kadar

güzel dünyasını açtı bizlere önceki gün.

Meşklerini gösterdi, acemice notunu sık sık ilave

ederek.

O çok kibar lisanı ile hat konusunda bilgiler verdi.

Nesih leri, Rik a ları, Sülüsleri, Ta lik leri,

Celî leri, Kûfi leri, en yakın ve sevgili dostları olarak duvarlarında idi, bir

sergi açsanız dediğimizde kıpkırmızı oldu, hangi cür etle, buna hakkım yok

dedi,  sadece çok amatör çalışmalar ,

diye defalarca vurguladı.

Amasyalı Şeyh Hamdullah tan başlayıp hattın mektep olmuş

üstatlarını saydı, her birinin bağlı olduğu ekolü zikrederek.

Ah bunların bilimsel kategorileri üniversitelerde niçin

ders olmaz ki, bu yüksek sanat, neden kürsülerde temsil edilmez ki,

uluslararası standartlar kuşanmaz ki.

Niçin hâlâ usta-çırak arasında kalsın ki.

Sena Hanım, hatlarını seyre doyamadığı camileri,

kubbeleri, revakları, eyvanları, kitabeleri, çeşmeleri, mezar taşlarını yine

çok sevgili dostları gibi saymakta.

Kapalıçarşı nın sahaflara bakan kapısı üzerindeki yazı,

Sami efendi ye ait, El Kasibü Habîbûllah ne kadar seyredilsin ki

doyulabilsin .

Kendisine usta aldığı Hattat Hamid i anlatmakla

bitirememekte.

Harflerin bestekârı idi demekte.

Doğduğu Diyarbakır dan beslenen, hat sevgisi yüzünden

yuva kuramayan, bir han odasında yaşayıp eserlerini orada veren, dünyanın her

tarafından talebe yetiştiren, son anına değin hasta iken bile hat sanatından

kopmayan, doksan yaşlarında vefat eden, Karacaahmet Mezarlığı nda Şeyh

Hamdullah ın yakınında yatan Hamid bir ermiştir onun için.

Hattat Hamid in hakkedilmiş hatlarını, meşk ettiği

camileri ve Kur an-ı Kerim leri anlatırken gözleri parlamakta. Kendi

eskizlerinden, eserlerinden ise utanırcasına mahcup bir çocuk edası ile

bahsetmemeye çalışmakta. Sabrına şahit olduğumuz Sena Hanım ın güzelliklerle

dolu evinden ayrılırken sanattan sarhoştuk. Anlamlı bir yaşam, bu seksenlik

genç, aharlı kâğıtların kraliçesi; hepimizi mahcup edip, sarsmıştı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?