Reklamı Kapat

Cem ile Bayezidin saltanat kavgası Ezik Avrupalı için umut oldu

Bugünkü sayfamızın konusu olan Cem Sultan vakası, Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid’in Timur’un elinde esir düşüp, demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük hadisedir.

Tarih, komplo teorilerine açık bir sahadır. Olayların sonucu genel olarak bilinse de gelişimi açısından çeşitli komplo teorileri üretilmesi mümkündür. Sultan Cem’in de hayatındaki dönüm noktaları bir yana vefatıyla ilgili iddialar ortaya atılmıştır. Papa tarafından zehirlendiğini söyleyen bir kısım tarihçilerin yanı sıra, Sultan İkinci Bayezid’in de zehirlettiğini aktaranlar vardır. Hatta vefatının olağan yollardan olduğunu söyleyenlere de rastlarız. Ancak şu bir gerçek ki, Sultan Cem denilince akla ilk gelen konu, büyük sıkıntılar çektiği esaret yıllarıdır. Bugünkü sayfamızın konusu olan Cem Sultan vakası, Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid’in Timur’un elinde esir düşüp, demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük hadisedir. Rumeli’den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Sultan Cem’in hayatının son 14 senesi esaretle geçmiştir. 

Şehzade Cem, 22 Aralık 1459’da Edirne Sarayı’nda dünyaya geldi. Henüz 4 yaşındayken çeşitli hocalardan ders almaya başladı. Kastamonu Sancak Beyliği görevine tayin edildiğinde 10 yaşındaydı. Yanındaki lalaları Süleyman Çelebi ve Nasuh Çelebi’den şehrin kültür ile eğitim kaynaklarını öğrenirken, siyaset ve kamu yönetimin açısından da kendini geliştirdi.  Fatih Sultan Mehmed’in 1473’teki Uzun Hasan üzerine yaptığı sefer sırasında ağabeyleri Şehzade Mustafa ve Şehzade Bayezid’i yanında götürmesi sebebiyle ülke yönetimine vekalet etti. Fatih Sultan Mehmed ve şehzadelerinden yaklaşık olarak 40 gün boyunca haber alınamaması sebebiyle lalaları Süleyman ve Nasuh çelebiler tarafından Sultan Cem padişah ilan edilerek saraydakilerin biat etmeleri sağlandı. Fatih Sultan Mehmed Han’ın seferden zaferle dönmesi Süleyman ve Nasuh çelebilerin de idamını beraberinde getirdi. Bu olaydan yaklaşık 1 yıl sonra Konya Valisi Şehzade Mustafa’nın vefatı, Şehzade Cem’in Konya Valiliği’ne atanmasını sağladı.

Şehzade Cem, Haberi 4 Gün Gecikmeli Aldı

Fatih Sultan Mehmed’in 3 Mayıs 1481’deki vefatıyla devlet yönetiminde söz sahibi olmak isteyenlerin büyük bir yarışı başlamış oldu. Şehzade Cem’i destekleyen Vezir-i Azam Karamanlı Mehmet Paşa, yeniçerilerin ayaklanmasıyla katledildi. Aynı zamanda Şehzade Bayezid’in İstanbul’da bulunan büyük oğlu Korkut da saltanat naibi olarak başa geçirildi. Gönderilen habercinin, Şehzade Bayezid’in kayınbabası Sinan Paşa tarafından katledilmesi, Şehzade Cem’e haberin 4 gün sonra ulaşmasını sağlamıştı. Kardeşi Cem’den önce yola çıkıp İstanbul’a varan İkinci Bayezid, devlet idaresini ele almakta gecikmedi.  

Şehzade Cem’in İlk Hamlesi

Katledilmekten endişe eden Sultan Cem, 4 bin kişilik bir askeri kuvvetle Bursa’ya doğru yola çıktı. İnegöl önlerine 27 Mayıs 1481’de gelen Sultan Cem, ağabeyi tarafından gönderilen orduyu mağlup ederek, Bursa’da Padişahlığı’nı ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak, para bastıran Sultan Cem, çeşitli fermanlar da yayımladı. Sultan Cem’in bu saltanatı sadece 20 gün sürdü. Kendisinin Anadolu’da, ağabeyinin de Rumeli’den hükümdar olmaları ve kardeş kanı dökülmemesi gerektiğini belirten bir teklif gönderen Sultan Cem’e İkinci Bayezid’in cevabı bir Arap atasözüyle oldu: “Hükümdarlar arasında akrabalık yoktur”  Sultan İkinci Bayezid, ordusuyla birlikte 20 Haziran 1481’de Yenişehir Oavası’nda kardeşinin kuvvetleriyle amansız bir savaşa tutuştu. Bu savaştan mağlup olarak ayrılan Sultan Cem, Konya’ya geldi. Ancak Gedik Ahmet Paşa komutasındaki askerin takibiyle Sultan Cem, Osmanlı topraklarını terk ederek Adana’dan Memlüklüler’e sığındı.

Osmanoğulları’ndan ilk hacı!..

Sultan Cem’i törenle karşılayan Memlüklü Sultanı Kayıtbay, istenilen askeri desteği vermedi. Hac mevsiminde Hicaz’a geçen Sultan Cem, hacca giden ilk Osmanoğlu’dur. Hicaz’da iken saltanat hevesinden vazgeçtiğini ve yakaladığı huzuru muhafaza etmek istediğini belirtir şiirler yazdı.  Hac sonrası geldiği Kahire’ye gitti. Burada çeşitli telkin ve tahriklerle yeniden saltanat hevesine tutuldu. Topladığı askerlerle 27 Mayıs 1482’de Konya’yı kuşattı. Sultan İkinci Bayezid’in ordusuyla yaklaşması üzerine Ankara’ya çekildi. Oradan da yeniden Kahire’ye gitmeyi hesap ediyordu. Ancak bütün yollar tutulmuş, Sultan İkinci Bayezid’in teklifi gelmişti. Teklife göre Sultan Cem’in bütün masrafları karşılanmak kaydıyla Kudüs’te ikamet etmesi isteniyordu. Bu teklifi reddeden Sultan Cem, ağabeyinden ikinci bir teklif almıştı. Bu teklife göre de padişahlık hevesinden vazgeçmesi durumunda 1 milyon akçe alacağı söyleniyordu. Bu teklifi de reddederek Rodos Şövalyeleri’nin gemilerini kullanmaya karar verdi. Bu gemilerle Rumeli’ye geçecek ve mücadelesine orada devam edecekti.

Rodos Şövalyelerinin Oyunu

Rodos’a vardığında takvimler 30 Temmuz 1482’yi gösteriyordu. Rodos Şövalyeleri’nin reisi d’Aubusson’la varılan anlaşmaya göre, şövalyeler Sultan Cem’e yardım edecek, ellerinden alınan adalarla birlikte 150 bin altın ve sürekli bir sulh tesis edilecekti. Bu anlaşma yapılırken d’Aubusson, Papa ile Avrupa krallarına bir mektup göndermişti. d’Aubusson, bu mektupta, Sultan Cem’in elinde  olduğunu, bu fırsattan istifade ederek bir haçlı ordusu kurulmasını ve Türklerin Avrupa’dan atılması için ele geçen bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini anlatıyordu. Sultan Cem, Rodos Şövalyeleri’nin kendisine yardım edeceklerini düşünerek önce Sicilya’ya ardından da Nice’e gelerek bir süre burada kaldı.

Haçlı Ordusu İçin Sultan Cem’i Kullanmak İstediler

Sultan İkinci Bayezid, Fransa’ya bir elçi göndererek, Sultan Cem’in Fransa’dan çıkarılmamasını istedi. Sultan Cem’in Fransa’daki zorunlu ikameti yaklaşık 6 buçuk yıl sürdü. Şövalyelerle Papa VIII. Innocentus arasında yapılan yeni anlaşma neticesinde Sultan Cem önce Marsilya’ya oradan da Toulon’a götürüldü.  Sultan Cem, 14 Mart 1489 yılındaki son durağı olan Roma’da Papa’yla görüştürüldü. Sultan Cem’i kullanarak yeni bir haçlı seferi düzenleme niyetindeki Papa VIII. Innocentus, bunda başarılı olamadı. Hıristiyanlık teklifinde bulunan Papa’ya Sultan Cem’in tepkisi çok şiddetliydi.  “Din-i mübin-i İslâma ihanet etmeyeceğini ve dinini cihan saltanatına değişmeyeceği”ni belirten Sultan Cem, Mısır’daki ailesine kavuşmak istediğini söyledi. 

Napoli Yolculuğu Ve Vasiyeti

Sultan Cem’in Roma’daki zorunlu ikameti de 5 yıl 11 ay oldu. Bu zaman zarfından, Memlüklüler ile Macaristan, Papa’ya baskılarını artırmışlar, hem Sultan Cem’e ham da Papa’ya çeşitli suikast girişimlerinde bulunmuşlardı. Bütün baskıların yanı sıra Fransa Kralı VIII. Charles da Sultan Cem’in kendilerine verilmesini istiyordu. Papa daha fazla dayanamayarak Sultan Cem’i Fransa’ya teslim etmek için Napoli’ye gönderdi. Napoli yolculuğu sırasında aniden fenalaşan Sultan Cem, müdahalelere rağmen kurtarılmayarak 25 Şubat 1495’te hayatını kaybetti.  Son nefesinde “Ailesinin Mısır’dan İstanbul’a getirilip gözetilmesi, kendisine hizmet edenlerin memnun edilmesi ve ölüsünün mutlaka Osmanlı ülkesine getirilmesi” şeklinde bir vasiyet yazdırdı.

Şair sultan

Şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlardayken meşgul olmaya başlayan Sultan Cem’in çevresinde, adına “Cem şâirleri” denilen bir grup şâir bulunmuştur. Cem Sadisi,  Haydar Bey, Sehâî, Kandî, Şâhidî gibi dönemin ünlü şairlerinden oluşan bu gruptan bazı şâirler, kendisin gurbette de yalnız bırakmamışlardır.  Sultan Cem’in “Fal-i Reyhan” adlı 48 beyitlik manzum bir çiçek falı bulunmaktadır. Sultan Cem’in biri Farsça, diğeri Türkçe olmak üzere iki divanı vardır. Ayrıca ve Hüsrev-ü Şirin adlı mesnevisi bulunmaktadır. 

Ağabeyi İkinci Bayezid’in tahta geçmesine engel olamayan Sultan Cem’in, 35 yıllık hayatının 14 senesi esaretle geçti. Bu esarete sebep ise Sultan Cem’in İkinci Bayezid’le girdiği taht mücadelesindeki başarısızlığıydı. Rodos Şövalyeleri eliyle Avrupa’ya esir edilen Sultan Cem, Osmanlı’nın hızlı yükselişine “Dur” diyebilmenin yollarını arayan Avrupalılar için umut olmuştu. 

Hayatının son 14 senesinde esaret var

Sultan Cem’in naaşı için para vermeyi reddeden Sultan İkinci Bayezid, 1499’da Napoli’ye savaş ilan etti. Bunun üzerine Napoli, Sultan Cem’in naaşını bir gemiye koyarak Osmanlı’ya teslim etti. Naaş, Büyükbabası Sultan II. Murad’ın Bursa’da yaptırdığı caminin bahçesinde kardeşi Şehzade Mustafa’nın yanına defnedildi.

Sultan Cem’i elinde bulunduran Papa, Osmanlı’dan yıllık 40.000 altından fazla para koparmayı başardı. Ayrıca Sultan Cem’i serbest bırakma tehditleriyle fetihleri de durdurdu.

Rumeli’den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Sultan Cem, 14 yıl esir hayatı yaşadı. Son olarak Papa’nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış, ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ayhan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?