Gizle

Şiirimsi Festival

 

Üsküdar Şiir Festivali final yaptı. Final gecesine birkaç arkadaşımla beraber gittim. Biz Filistinli kardeşlerin resitali için gitmiştik ama konser öncesi organizasyon sürpriz oldu.

Görmezden gelebilirdim lakin görmeliyim. Gördüklerimi, görmediklerimi dillendirmeliyim ki “Ben yaptım olur” olmasın bu işler. Şiire halel gelmesin! Şaire zül olmasın gölgeler!

Bu festivale “organizatör şov” desek abartmış olmayız sanıyorum. Kıyafetini, eli cebinde şiir okumasını, kendisini stand-up performansçısı sanmasını bir kenara bırakıyorum. Sahnede yer alan herkesin ortak paydasının (yerli şairler için) bir dergi olmasını da es geçebilirim. Dünyaca ünlü sanatçıların eline kağıt tutuşturarak başkana teşekkür ettirilmesini ise anlamış değilim. Aklımda bir soru var şimdi cevabını arayan. Sekiz günlük bu maceradan sonra bu organizasyon bir şiir etkinliği olarak mı anılacak, yoksa bir belediye etkinliği mi Şair mahareti mi diyeceğiz izlediklerimize, yoksa organizatör reklamı mı

Şiir her zaman öznedir

Şiir her zaman öznedir. Bulunduğu her yerde, adının geçtiği her mecliste! Siyasi propagandaların aracı haline gelirse eğer, değerine sekte vurur gibi geliyor bana. Şiir dediğimiz şey popülist bir yaklaşımla, absürd ve ironi mahareti ile kaleme alınan kelimeler midir, yoksa bir dönemi, bir acıyı, ilk düşen karı, güneşin batmadan önce gökyüzünde geri döneceğine dair söz verdiği o son kızıllığın resmi midir Derdi vardır Şiir’in! Dertli adamdır şair. İzlediklerimin arasında istisnaları elbette ki hakkı mahfuz tutuyorum. Ömürlü olsunlar, dertleri bitmesin hiç ki şiir bitmesin. Fakat iş bu duygu aktarımını organizasyona dökmeye geldiğinde kişiselleşmeden uzak tutulması gerektiğine inanıyorum. Ustalara saygı duruşunun olmazsa olmaz olmalığına inanıyorum. Bir şiiri en iyi yazan okur bana göre. Noktalamaları duygusuna ve tonlamasına göre koyan odur. İç sesi ona sesli okurda o kağıda döker ya..Duyduğunu duyduğu tonda aktarabilecek yegane aracıdır diye düşünürüm hep. Böyle bir organizasyonda şairinden şiir dinleme imkanının olması paha biçilemez bir durum. Bu durumun bu kadar yavan kullanılmasının tercihi kime aittir bilmiyorum. Alakalı alakasız her programda aralarda şiir okumaya çalışan sunucuları gördüğümüz bu zamanda böyle bir programda daha konsept bir sunum tercih edilebilirdi gibi geliyor bana. Kürsü bu iş için fazla resmi. Hele hele kelimelere eşlik edecek olan notaların olmaması, sadece yabancı şiirlerin Türkçesini okuyan bir iki ismin sesine eko verilmesi fazlaca kulağa çarpan ayrıntılardandı. İlk şiir bence festival başkanı tarafından okunmalıydı. Hüsrev Hatemi, sesiyle salondaki herkesi nasıl bir programa geldiklerine ikna edebilirdi. Yapılan bir yarışma ile en iyi genç şair dalında iki gence ödül verildi. Teşvik açısından kayda değerdi. Keşke dereceye giren bu şiirleri de dinleme fırsatımız olsaydı.. Yabancı şairler çok folklorik kalmış. Filistin’li şairin mısraları kaldı bir tek kulaklarımda. “Çocuğumu katlettiler bugünbenim çocuğum yok ki..gözlüklerimi eziyor bir postal, görüyorum Ama ben gözlük takmıyorum ki..eşime tecavüz ettiler, bir paçavra gibi attılar sokağa ama ben hiç evlenmedim ki!”

Ve Emel Özkan’ın şiirinden son mısra; ”Doğuştan dilsizdir bekleme salonları…”

Protokol konuşmaları, , başkanın ismi söylenirken sürçen diller, acıyı şov haline getirmiş rol kesen kimi performans sanatçıları, arada; orada olmaya değen ateşten mısralar.. ardından beklenen… Biz zaten bu iç kardeş için gelmemiş miydik Le Trio Joubran olarak bilinen Filistinli üç udi kardeş. Kulaklarımızın pasını sildiler. Birgün Özgür Kudüs’te verecekleri konserlerine hepimizi davet ettiler. Kaç kişi anladı bilmiyorum ama…hakkını verdiler hasılı. Güzel bitti gece. Aklımda tek bir şey kaldı; Kirletmeyin şiir’i…elimizde bir tek o kaldı!  Ve keşke Kamaruzaman bir cümlede geçseydi.. popüler olunca mevzu nasıl olsa yazarsınız şiirlerini…!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilali Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?