Reklamı Kapat

YENİ VE MODERN DİN: DEMOKRASİ -II-

Demokrasinin dini yoktur ama kendisini din yerine koyar. Artık kural belirleyici kendisidir. Demokrasi dininin helali haramı, günahı sevabı yoktur. Metafizik bilinci ya da bir başka deyişle öte bilinci yoktur. Pozitivizmin belirlediği yasalar vardır. Yasalar ise sürekli değişkenlik içindedir. Biri konur o tutmaz, karşılık bulmaz yerine bir başkası getirilir. Yasalar çok çabuk eskir ve konum değiştirir. Bunlar kimi zaman evrensel olamadığından bölgeden bölgeye değişkenlik gösterir.

Demokrasi dininde kitlelerin zorlamaları karşısında gerektiğinde geri adam atar. Oportünisttir. Kendi kültürlerine göre belirleyici unsurlar genelde ağır basar. Hıristiyanlık onlar için yardımcı unsurlardır. Sıkıştığında onu devreye alır. Son dönemlerde Müslümanlara karşı savaşta kendisinin bir başına yeterli olmadığını gördüğünde hemen Haçlı ruhunu devreye sokar. Bunda sakınca görmez.

Batı, demokrasiyi hayatın merkezine alırken dini hayattın dışına itti. Din kültürü hayatın dışına çıkınca bunalım dönemi başladı. Batılılar, özellikle Avrupalılar kiliseye güvenmiyor, kilisenin dışında kalmayı yeğliyor. Çünkü kiliseyi saran karanlık ruhlar halkı ürkütüyor kiliseden kaçırıyor. Onun için özellikle Ortodoks Hıristiyanlık ile Güney Amerika Katolik Hıristiyanlığı devreye girer. Güven sağlamak için bu önemlidir. Bu yetmeyince Budizm’e sığınır.

Müslüman toplumlara güven olmaz. Özellikle Türkiye gibi ülkelerde pozitivizmin yoğun baskısı ile dine karşı bir savaş açılmış bulunuyor. Bu savaşı ve çatışmanın etkisi uzun sürdü ve hâlâ sürüyor. Özellikle pozitivistler ve belirginleşen batıcılar üzerinde yeterli sonuç anılamayınca dindar olan muhafazakâr kesimler üzerinden bu faaliyet yoğunlaştı. Bunda da başarılı olundu. Türkiye’de Müslümanlar giderek dine sığınırken, dini konularda daha duyarlılaşırken oluşturulan aşırı baskı sonucu Müslüman kesim bir çıkış yolu aradı. Ya da toplumun önünde yer alanlar bu yolu tercih etti. Direnmek, kendi kimliğini ve kişiliğini korumak yerine oyunun kurallarına uyarak demokrasi oyununu oynamaya başladı. Bu oyunda zamanla kanıksadı, oyunun bir parçası oldu. Bu oyunu oynamaktan de zevk aldı. Bunu meşru kılma adına bu sefer en önemli kavramları demokrasi ile özdeş kılma çabasına girdi. Çünkü demokrasinin kendisine sunduğu dünyevî olanaklar onları kendinden geçirdi. Demokrasiyi vazgeçilmez kıldı.

Demokrasi aracılığıyla insanlar terbiye ediliyor, yola getiriliyor. Bunu yapan da muhafazakâr Müslümanlar. Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi “Peygamber bugün yaşasaydı mersedese binerdi” absürtlüğüne kadar konuyu vardırdılar. Aslında kendi yaptıklarına meşruiyet kazandırmak ve oraya tutunmak kopmamak için bu yola saptılar. Dünyevî olana, nimetlerine helaline ve haramına bakmadan sonuna kadar daldılar. Muhafazakâr sekülerler, Türkçe deyimiyle dünyevî çıkarcılığı en son damlasına kadar tercihe yöneldiler. Bu da onları sınır tanımazlığı kadar vardırdı.

Sosyete muhafazakârlığı, kimi moda dergilerinin Müslüman’ca olanları, yani sonuna kadar lükse vardıran tercihleri asla yadırgamadılar. Bu da sokakta da belirgin hâle geldi. Erkeklerin tercihleri, genç bayanların örtülerini günün modasına uygun bir modernize hale dönüştürmeleri gözlerden kaçmıyor. Bu demokrasi dininin bir başarısıdır. Bu din Müslümanları kendine dönüştürmeyi başarmıştır. Bunu da Müslümanların eliyle yaptırtmıştır. Okumuş genç Müslüman kitlenin bohem takılışları özgürlükleri sonuna kadar tercihleri ve artık yeni demokrasi dininin yeni bir kanadını oluşturuyor.

Pozitivizmin demokrasi mücadelesini muhafazakâr Müslümanlar başarıya ulaştırdı bir başka deyişle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?