Reklamı Kapat

Ölürken mümin ve Müslüman kalabilmek

Dokümanlarımı karıştırırken Diyanet’in 9-8-2008 tarihli takvim kağıdı önüme geldi. Orada Kur’an’da geçen Peygamber duaları arasında Yusuf Peygamberin kendi adıyla Kur’an da geçen surenin l0l ayetinde bildirilen duası veriliyordu. Duanın Türkçesi şöyledir: “Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi) verdin ve bana (rüyalarımda görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni Salihler (iyiler) arasına kat”. Ali İmran süresi 102. ayetinde de “Ey iman edenler Allah’a gereği gibi sığının ve ancak Müslüman olarak ölün” buyruğu vardır.

Birinci ayette Yusuf aleyhisselamı örnek alarak, ikinci ayette ise Allah’ın emrine uyup Müslüman olarak ömrümüzü tamamlamaya çalışmamız gerekir. Gerekir de bunun bir garantisi yok mudur Akait kitaplarında emin olmak da ümitsiz bulunmak da küfür olarak bildirilmektedir. Ama ben bir ayete dayanarak ölürken imanla gideceğimizden emin olabileceğimizi söyleyeceğim. Zaten İnanç kitapları konuyu genel olarak işlemiş, özel bir ayırım yapmamıştır. Ama iman konusunda tereddüde yer vermeden “Ben şüphesiz olarak mü’minim” denmesi gerektiğini, “Allah dilerse mü’minim (inançlıyım)” demenin doğru olmadığını belirtmiştir. İşte bu açık bırakılan kapıdan hareketle Müslümanların ölürken imanlarını garanti edebilecekleri bir yolun varlığını görmüş bulunuyorum.

Müslüman bir kadın sahabenin mücadelesini konu edindiği için Mücadele veya Mücadile (mücadele eden kadın) adıyla anılan surenin son ayetinde Canab-u hak şöyle bildirmektedir: “Allah ve ahiret gününe iman eden hiçbir milleti Allah ve onun Peygamberiyle hudutlaşan (savaşan) kişileri sever bulamazsın; velev ki onlar babaları. Oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsun. İşte Allah onların kalplerine imanı (kesin olarak) yazacak ve onları kendisinden bir mana ile kuvvetlendirecek (destekleyecek) tir. Ve onları orada ebedi kalmak üzere (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan (kesin olarak) razı olacaklardır. İşte onlar Hizbullah (Allah’ın taraftarı) dır. Gözünüzü açın (sevinin); Allah’ın taraftarları kurtulacaktır”.

Dikkat edilecek olursa Yüce Rabbimiz Allah ve peygamberiyle hudutlaşan, yani onun kurallarına sınır koyan (şurada yapabilirsin ama burada, orada yapamazsın diyerek) ilahi emir ve yasaklara uyulmasına engel olanları çok yakın kimseleri de olsa Allah ve ahiret gününe inananların sevemeyeceğini yani onlardan nefret edeceğini açıkladıktan sonra böyle şuurlu Müslümanların kalbine imanı yazacağını kesinlik ifade etsin diye gelecek zamanlı fiil yerine geçmiş zamanlı fiil kullanmaktadır.

Allah’ın yazdığı bir yazı veya takdir ettiği bir şey silinebilir veya değiştirilebilir mi

Elbette hayır! Onun için çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz ki “Allah ve Peygamberiyle hudutlaşanları yakınları bile olsa sevmeyen aksine onlardan nefret eden Müslümanların imanları ölürken de ayni güçte kalacak küfre düşmeyeceklerdir.” Yeter ki durumlarını İslam’a uygun bir şekilde devam ettirsin, Allah ve Peygamberiyle savaşan (hudutlaşan) kimseleri sevmek şöyle dursun onlara tepkili olsun.

Yazımı kaynağımız olan ayetin bir ve iki önceki ayetlerinin mealiyle noktalamak istiyorum: “Kesin olarak Allah ve Peygamberiyle hudutlaşanlar (savaşanlar), işte onlar en zelil, yani en alçakların içindedirler (veya içinde olacaklardır). Allah yazdı ki elbette ben ve benim tebliğcilerim galip olacağız, muhakkak Allah çok güçlü ve izzetlidir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Hamdi Güner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?