Reklamı Kapat

24. ve 25. cüzden çıkarılan ilkeler

24. cüzün ilk suresi Zümer 53. ayetinde Yüce Allah Peygamberimize: “De ki:  ey kendi aleyhlerine israf eden kullarım! Allah’ın merhametinden ümit kesmeyin; Allah tüm günahları örter; o çok örtücü ve rahmet edicidir” emir ve beyanlarıyla “Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez” ilkesini ortaya koyarken Peygamberimizin de ümmetlerine –kullarım- diye hitab edebileceğine işaret etmiştir. Burada ümmetlerin Peygamberimize kul (köle) gibi itaat etmeleri gerektiğine de işaret edilmiştir. Bu surenin 9. ayeti de benzer bir ifadeyle Peygambere itaatin önemine işaret edilmiştir. Osmanlı sultanlarının tebasına –kullarım- şeklinde hitap etmeleri bu ayetlere dayansa gerek.

54. ayette de Yüce Allah: “Size azap gelmeden Allah’a yönelin ve ona teslim olun; sonra yardım olunmazsınız” emir ve beyanında bulunarak ‘Allah’a inabe edip (yönelip) teslim olma’ nın bir ilke olduğu ortaya konulmuştur.

Mümin suresi 14. ayette Yüce Allah: “Kâfirler hoşlanmasa da dini (kanunu) sırf ona has kılarak Allah’a dua (ibadet) edin” emirleriyle ‘kanun koyuculuğunun sırf kendisine ait olduğu’ ilkesini tekrar etmiştir.

21. ayette de Canab-ı Hak: “Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetinin ne olduğuna bakmadılar mı? Onlar yeryüzünde eser ve güç bakımından kendilerinden daha güçlü idiler; ama Allah onları yakala(yıp cezalandır)dı. Muhakkak o çok güçlü ve azabı çok şiddetlidir” soru ve beyanlarıyla ibret için seyahat ilkesini tekrar önümüze koymuştur.

77. ayette ise Peygamberimize hitaben Yüce Allah: “Sabret ya Muhammed! Allah’ın (kâfirlere azap) va’di haktır (gerçekleşecektir). Ya onlara vaat ettiğimizi sana gösteririz veya seni vefat ettiririz ama onlar bize döndürüleceklerdir” emir ve beyanlarıyla –imansızlarla mücadelede sabretme- ilkesi tekrar edilmiştir. Burada “Siz kâfirlerin cezalandırıldığını görmeseniz bile sonunda cezalandırılacakları- tesellisi de verilmiş oluyor.

82. ayette de “Yeryüzünde gezip önceki (zalim)lerin akıbetinin ne olduğunu görüp ibret alma” ilkesi 21. ayettekine benzer bir şekilde tekrar edilerek –ibret için seyahatin veya seyahatte ibret almanın- önemine vurgu yapılmaktadır.

84 ve 85. ayetlerde ise: “Şiddetimizi gördüklerinde ‘biz tek Allah’a inandık ve Allah’a eş yaptıklarımızı reddettik dediler. (Ama) Şiddetimizi gördüklerinde iman etmeleri onlara yaramadı” haberleriyle ‘cezayı gördükten sonra iman etmenin yaramayacağı’ ilkesi ikinci kez tekrar edilmiştir.

Fussilet suresi 34. ayette: “Güzellikle kötülük eşit değildir; sen en güzeliyle def eyle; o zaman seninle arasında düşmanlık olanın sıcak bir dost gibi olduğunu göreceksin” beyan ve emirleriyle ‘Kötülüğe karşı iyilikle müdafaa’ ilkesi öne çıkarılıyor.

36. ayette ise: “Eğer Şeytandan sana bir kötü düşünce gelirse hemen Allah’a sığın (Euuzü billahi mineşşeytanirrecim de)” beyan ve emriyle ‘kötü fikirlerin gelişinde Allah’a sığınma’ ilkesi ortaya konulmaktadır.

25. cüzün 2. sayfasından başlayan Şura suresi 13. ayette Yüce Rabbimiz: “O (sizi yaratan) Nuh (as) a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi (Kur’an-ı Kerim’i), İbrahim, Musa ve İsa’ya (as) vasiyet ettiklerimizi ayakta tutasınız ve bölünmeyesiniz diye sizin için Şeriat (yasa) yaptı” beyanatını vererek tüm ilkeleri içine almak üzere Şeriatı bizim için büyük bir ilke yaptığını bildirirken Şeriata uyulmadığı takdirde bölünmeler olacağına da işaret edilerek önemli bir uyarı yapılmıştır. Günümüzdeki Müslümanların bölünmelerinin başlıca sebebi budur.

Yine Şûra 36, 37, 38 ve 39. Ayetlerde: “İman edip Rablerine tevekkül eden (güvenen), (yanlarından geçtikleri halde) günahların büyüklerinden, çirkin işlerden ictinab eden (büyük günahlara, çirkin işlere meyletmeyen), kızdıkları zaman bağışlayanlar. Ve Rablerine icabet edip namaz kılanlar ve işlerini kendi aralarında şura (meclis istişaresi) ile görenler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yoksullara yardımda bulunanlar, tecavüze uğradıklarında yardımlaşanlar için Allah’ın yanında bulacakları çok daha hayırlı ve süreklidir” beyanlarıyla “Allah’ tevekkül etmek, büyük günahlardan, (fuhuş gibi) çirkin işlerden sakınmak, kızma anında bağışlayıcı olmak ve tecavüze uğrayanlara yardıma koşmak” ilkeleri hatırlatılmıştır.

Zuhruf suresi 43 ve 44. ayetlerinde Yüce Allah Peygamberimize hitaben: “Sana vahyedilene (Allah tarafından kalbine indirilene) yapış, sen kıvamını bulmuş yol üzerindesin, o sana vahyedilen senin için de kavmin için de bir zikirdir (ilkedir), yakında ondan sorulacaksınız” emir ve beyanlarıyla Peygamber efendimize vahyedilen Kur’an-ı Kerim’in hem Peygamberimiz ve hem de biz ümmetleri için bir ilke olduğu ortaya konmuştur. Kur’an’dan sorumlu olduğumuz bildirilmiştir.

45. ayette ise: “Senden önce gönderdiklerine Rahman’dan başka ilahlar oluşturduk mu?” emir ve sorusuyla Yüce Allah öncekilere susturmak amacıyla sormayı Peygambere emrederken, biz ümmetlerine de ‘tarih okumayı’ bir ilke olarak işaretlemektedir. Peygamberimiz bu ayetin gereği olarak Hıristiyan ve Yahudilere susturucu sorular sormuştur.

Duhan suresi 58. ayette Yüce Allah Peygamber efendimize hitaben: “Biz onu (Kur’an-ı Kerim’i) senin dilinle kolaylaştırdık ki onlar öğüt alsınlar” beyanıyla “Kur’an-ı Kerim’in öğüt almak için okunması” ilkesi tekrar edilmiştir. İşte buradan mukabelelerin açıklanarak okunması gerektiği de ortaya çıkıyor.

Casiye suresinin 18. ayetinde Yüce Rabbimiz: “Sonra seni işinde bir şeriat (yol ve yasa) üzerine koyduk, ona uy, bilmeyenlerin hevasına uyma” beyan ve emirleriyle ‘şeriate, yani ilahi yasaya uymayı İslam’ı bilmeyenlerin hevasına uymamayı’ önemli bir ilke olarak önümüze koymuştur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M. Hamdi Güner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?