Reklamı Kapat

İsrail’le anlaşma ve kudüs tuzağı

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

HÜKÜMET’İN 28 Haziran’da İsrail’le yaptığı tartışmalı anlaşma, 19 Ağustos gecesi TBMM de onaylandı. Milletvekillerinin yüzde 60’ının oylamaya katılmayışı düşündürücü. Oturuma 228 milletvekili katıldı; 209 evet; 16 hayır; 1 de çekimser oy kullanıldı. Çok önemli bir anlaşma oylanırken katılımın bu kadar düşük olması ve oylamanın “gece”ye kalmasının sebebi ne ola ki?

Yapılan anlaşmanın amacı İsrail’le ilişkilerin “yumuşaması”, “normalleşmesi”ydi. Fakat o da ne? İsrail daha 2 gün geçmeden Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Hanun bölgesine bomba yağdırdı. Filistinlilere gözdağı verdi. İsrail, Filistinlilerin evlerini yıkıyor; arazilerini gasp ediyor; fesat çıkarıyordu.

Anlaşma, İsrail’in Kudüs üzerinde ciddi hesapları olduğunu ortaya koydu. Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinde İsrail’in künyesi tanıtılırken başkent kısmı boş bırakılmış. Anlaşmanın sonunda da “Ankara ve Kudüs… Her biri eşit derecede geçerli olmak üzere…” ifadelerine yer verilmiş. Resmi bir anlaşmada Tel Aviv yerine Kudüs kullanılmasıyla İsrail’in başkenti Kudüs olarak tanınmış oldu. Yine, sitede Türkiye’nin İsrail’i ilk tanıyan ülke olduğundan övgüyle söz edilmiş.

Dış politika karşılıklı çıkarlar üzerinde yürür. Anlaşma metnine bakıldığında, tek taraflı olarak İsrail’in elini güçlendirmenin amaçlandığı görülüyor. Türkiye’nin İsrail’le anlaşma yapması İslam ülkeleri arasında soğukluk oluşturdu. Bu da bölgenin problemlerinin çözümünü zorlaştıracaktır.

Kan ve gözyaşını sona erdirmeyen, Kudüs’ü emniyet altına almayan, Filistin’in haklarını korumayan, İsrail’in genişlemesine hizmet eden barış (!) ancak boş bir uğraştır.

KUDÜS MÜSLÜMANLARINDIR

KUDÜS Müslümanların ilk kıblesidir. Oradaki Mescid-i Aksa İslam’ın kutsal saydığı 3 önemli ibadet yerinden biridir. Kur’an-ı Kerim’de Mescid-i Haram’la (Kabe) Mescid-i Aksa yan yana zikredilmiştir. Kudüs, Miraç şehri; Peygamberlik ve bereket diyarıdır.

Bu özellikleri ile Kudüs Müslüman ümmetin ortak davası; Mescid-i Aksa da ortak değeridir. Hz. Ömerlerin, Selahaddin-i Eyyî bilerin, Sultan 2. Abdülhamitlerin, Erbakanların bu bölgeyi göz bebekleri gibi himaye etmeye çalışmalarının sebebi budur.

Kudüs Milli Görüşçülerin hiç gündeminden düşmedi. 1980’de zamanın Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen Kudüs’ün başkent yapılması için İsrail’le gizli görüşmeler yaptığı gerekçesiyle Milli Görüş’ün partisi MSP tarafından gensoru ile düşürüldü.  Erkmen, gensoru sırasında kendi partisinin milletvekillerinden bile tam destek alamadı. Bundan 36 yıl sonra AKP Hükümeti’nin marifeti olan İsrail’le anlaşma oylanırken de AKP milletvekillerinin yeterli destek vermemeleri bu anlaşmayı şaibeli hale getirmiştir.

İsrail’le anlaşma yapmak yadırganan bir konudur. Çünkü karşımızda sözüne güvenilen, anlaşmalarına sadık bir devlet yok ki!

Rabbimiz, Peygamber Efendimiz (sav) döneminde İsrail’in atası Beni Kureyza Yahudilerinin anlaşma konusundaki tutumlarını haber verir: “Onlar kendileriyle anlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden ahitlerini bozan kimselerdir.” (Enfal, 56)

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, İsrail’le anlaşmayı “ihanet” olarak nitelendirmekte haksız mı?: “Bu anlaşma İslam dünyasına, Türkiye halkına, Filistin davasına, Mavi Marmara şehitlerine ihanettir.”

İSRAİL’İN KUDÜS TUZAĞI

İSRAİL, senelerden beri ABD’nin desteği ile çeşitli tuzak ve yöntemleri kullanarak Kudüs’ü Yahudileştirmeye çalışmaktadır. Her fırsatta Filistin’e saldırmasının sebebi budur. Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın savunulması yalnız Filistinlilerin değil, bütün Müslümanların ortak görevidir.

İsrail, turistik mekânlar yapmak bahanesiyle Mescîd-i Aksa’nın altında 20 seneden fazla süredir kazı çalışması yapıyor. Bu manzarayı görenler kazıların Mescid-i Aksa’nın geleceğini tehdit ettiğini anlatıyorlar.

Kudüs konusundaki araştırmalarıyla tanınmış Dünya Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavî tehlikenin büyüklüğünü haber veriyor:

“İsrail, Mescid-i Aksa’nın yıkımını gerçekleştirmek ve bunu dünyaya ilan etmek için uygun zaman kollamaktadır. Arapların ve Müslümanların bu tehlikeli durumu görmeyip kendi işleriyle meşgul oldukları bir anda ya da hiçbir şeyi değiştirmeyecek şiddetli tepkileri karşısında, İsrail çıkıp Mescid’in yıkıldığını ilîn edecektir.” (Kudüs, Nida Yy., Sh. 24)

Dünya hareketli günler geçirmektedir. Diplomatik trafik yoğunlaşmıştır. Darbede başarılı olamayan Batılılar yeni planlar peşindedir. Türkiye attığı her adımda çok dikkatli olmak zorundadır. ABD’nin gülen yüzüne, alttan alan sözlerine, sonuca etki etmeyecek özür dilemelerine aldanmamalıdır. Dikkat ederseniz, Batılılar inançları etrafında kümelenmişlerdir.

Darbe girişimi asıl dostumuzun “milletimiz” olduğunu göstermiştir. Aynı inanç ve tarihi beraberliğimiz olan İslam ülkeleriyle birlik oluşturmakta gecikmemeliyiz. Yaşanan olayların insanlığı büyük bir kaosa; belki de 3. Dünya Savaşı’na sürüklemekte olduğu unutulmamalıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?