Ey AKP! Ülkeyi İhtirasına Kurban Etme!

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

YAŞADIKLARIMIZ dünyayı hareketlendirdi. Olayların hedefinde Türkiye var. Kritik günlerden, hassas bir süreçten geçtiğimiz belli. İcraatın başı olarak AKP; yol, köprü, tesis, alt geçit, havalimanı gibi güzel icraatlar yapmasına karşılık; terörle mücadele, çözüm süreci, Suriye meselesi, genel işleyiş gibi konularda ciddi yanlışlıklar yaptı. Hükümet bir türlü büyüklük kompleksi ve bencillikten kurtulamadı.

Bu ülke hepimizin! Başka Türkiye yok. 80 milyonluk bir ülke olarak bir yere de gidecek değiliz. Öyleyse, problemleri birlikte çözmek zorundayız. Darbe kalkışması sırasında halkımızın gösterdiği kararlılık çözümün “içimizde” olduğunu ispatladı. Bu “kenetlenme” başkasına ihtiyaç duymayacağımız kadar güçlüydü.

Darbeyi birlikte püskürttüğümüz gibi, çözümü de birlikte ortaya koyacağız. Hükümet katılımcılık adına hiçbir görüşü dışlamamalı. Hele Milli Görüşçüleri! Onlar baştan beri en isabetli çözüm önerilerini ortaya koydular. 70’li yıllardan beri başbakanlık düzeyinde hizmet veren liderler içinde bir tek Erbakan Hoca FETÖ ve avanesine aldanmama feraseti gösterdi. AKP samimiyse, çözüm sunan ve istikameti düzgün bir hareketi dışlamamalı.

Yenikapı mitinginde Kılıçdaroğlu hatırlattı: “Meclis dışı muhalefet de burada olmalıydı.” Yine Kılıçdaroğlu, “Meclis dışı muhalefete uzak durulmamalı; Saadet Partisi halkaya dâhil edilmeli” (27. 8. 2016) diyor. Bu iş, Kılıçdaroğlu’na düşmeden; Hükümet, her taraftan kuşatılmaya çalışıldığımız bir atmosferde, Türkiye’nin bütünlüğünü korumakta büyük bir hassasiyet göstermeliydi.

SURİYE, TÜRKİYE DEMEK!

SAADET Partisi’nin İslam dünyasındaki ağırlığı biliniyor. Onu dışlamak bölgenin problemlerini çözümsüz bırakmak anlamına gelir. Erbakan Hoca’nın sözünü bilirsiniz: “Eğer bir gün Suriye’ye müdahale olursa; biliniz ki hedef Türkiye’dir.” Saadet Partisi her fırsatta, “Türkiye’nin toprak bütünlüğü Suriye’den geçer” uyarısı yapıyor.

Altı yıl önce, Suriye iç savaşın eşiğine yaklaştığında, Saadet Partisi vakit geçirmeden bir heyetle Beşşar Esed’i ziyaret etti. “Suriye’yi muhalefetle birlikte yönetmesini”, aksi halde “Kardeş kanı akacağını; büyük felaketlere sürükleneceklerini” hatırlattı.

Saadet heyetinin samimiyeti meyvesini verdi. Esed hemen 5 binden fazla siyasi tutukluyu serbest bıraktı. Saadet Partisi aynı uyarıyı Hükümet’e de yaptı. Dış İşleri Bakanı’nı ziyaret etti. Yapılan yanlışları anlattı. O dönem problemlerin çözümü çok kolay olacaktı. Çünkü Esed, “Türkiye’yle birleşmeyi” bile telaffuz ediyordu. Bugünkü gibi bölgede PYD, YPG, DAİŞ gibi terör örgütleri, Rusya unsuru yoktu.

ABD, Suriye ile Türkiye arasındaki beraberlikten rahatsız oldu. AKP Hükümeti aracılığıyla Türkiye ile Suriye’nin arasını açtı. 6 yıldır devam eden iç çatışmanın sebebi bu.

Dahası, yandaş medyada Saadet Partisi’nin “Esedci” olduğu iftiraları yer aldı.  Böyle bir söz herkese söylense bile Milli Görüşçülere söylenemezdi. Çünkü onlar, bir kere olsun kendilerini “Erbakancı” olarak bile tanıtmadılar ki, Esedci iftirasına muhatap olsunlar! Erbakan Hoca, bu ülkenin inancı, aslı, özü anlamında Milli Görüşçü idi! Onun takipçileri de kendilerini sadece “Milli Görüşçü” olarak ifade ettiler. Milli Görüşçüler kendilerinden emin! “Ne istediniz de vermedik” diyenler hallerine baksınlar!     

80 MİLYON KENETLENMELİ

ALTI senedir Suriye’de yaşananlar AKP Hükümeti’nin eseri. Terör örgütlerinin cirit attığı, Türkiye’nin güvenliğinin tehlikeye girdiği bir noktada Suriye’ye girmek hem işimizi zorlaştırmış, hem de büyük bir risk oluşturmuştur. Çözüm için tek alternatifimiz var: 80 milyonun kenetlenmesi.  Darbeyi püskürttüğümüz gecedeki gibi.

Ülkeler 2 yöntemle parçalanıyor: Savaşa sokulması; iç çatışma çıkarılması. Osmanlı, 1. Dünya Savaşı’na girmemekte direndi. Savaşın seyrinin Osmanlı topraklarına sıçramasıyla Osmanlı zorunlu olarak Almanya’nın yanında yer aldı. Nice toprağımız elden çıktı. Suriye’nin parçalanması da 6 yıldır devam eden iç çatışma yüzünden.

TSK, Karkamış ilçemize havan mermileri düşmeye başlayınca terörü bitirmek için Suriye’ye girdi. Acilen işini bitirip geri çekilmelidir. Olay, bazılarınca “fetih”; bazılarınca “işgal!” Mustafa Kamalak’ın  değerlendirmesi çok yerinde!: “Bu bir güvenlik operasyonudur.”

Suriye’de karşımızda küresel emperyalistler var. Hassas bir konumdayız. Hata etme lüksümüz yok. Türkiye savaşın içine çekilerek parçalanmak isteniyor. “Ne istediniz de vermedik” anlayışının yanlışlığı içte Türkiye’nin başına FETÖ cuntasının darbe girişimi felâketini açtı. 15 Temmuz sonrası Dış İşleri Bakanı’nın Almanya Bild gazetesine verdiği mülâkatta AB için söylediği “Ne istediniz de yapmadık” (14. 8. 2016) tavizlerinin başımıza küresel emperyalistleri musallat edeceğinden ciddi endişeler duyuyorum. Hükümet yaptıklarını yeniden gözden geçirmeli!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?