Reklamı Kapat

SAYIN BAŞBAKAN! BU GENÇLERİ BİR DİNLEYİN, LÜTFEN!

Bu gençler dediğim Birol Arıcan ve Özgür Rafi.

Birol Arıcan aslen Eskişehirli, manav. Sancaktar Truck A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı. Özgür Rafi de Bulgaristan göçmeni, aynı şirketin Genel Müdürü.

Birbirinden heyecanlı iki genç işadamı.

Üretim yapmak istiyorlar, istihdam meydana getirmek istiyorlar, hatta ve hatta Türkiye’de bir “ilk”i başarmak istiyorlar.

O da şu; “yüzde yüz yerli” kamyon üretme peşindeler. “Bu bizim işimiz. Biz yaparız...” diyorlar.

Ama gelin görün ki attıkları hemen her adımda “perde arkasında” birilerinin engellemesiyle karşılaşmışlar! Gizli, örtülü ya da açık!

Misal mi;

* Örneğin, patent hakkı alacaklar. Bürokratlar patent hakkını vermemek için ne yazık ki ellerinden gelen tüm çabayı ortaya koymuş!

* Örneğin, EKAP üyesi (İhale Takip Sistemi) olmak için müracaat etmişler. Yetkililer, üyelik prosedürünü sallamışlar da sallamışlar.

* Örneğin, bakanlık mensupları ile bir araya gelmişler. İlgili üst düzey bürokratlar sadece “dinlemekle” yetinmiş, teşvik (vb.) atılması gereken adımlara sıra geldiğinde susmuşlar.

* Örneğin, TBMM’de parlamenterlerle buluşmuşlar, bir milletvekili, “Helalleş, öyle dolaş!” demez mi? Ne demekse! Şaka gibi…

* Örneğin, Türk Standartları Enstitüsü’nden (TSE) şase numarası almak istemişler, bu işlem aylarca sürmüş. “Talebinizi Amerika’ya gönderiyoruz” denilmiş. Aynı kurumdan “tip onayını” bir türlü alamamışlar!

***

Önce şirketleri hakkında kısa bilgi vermek istiyorum;

Şirketin merkez ofisi İstanbul İSTOÇ’ta.

Denizli bölgesinde markası olan SANCAKTAR adıyla üretim amaçlı fabrika kuruluşu için çalışmaya başladı.

Kamyon, iş makineleri, iş traktörleri guruplarında ön seri üretimine başladı. Kendi Power train ürünleri ile hizmet sunmakta. Bütün araçlar tam elektronik özelliklere sahip.

Ana üretim merkezi ise Bulgaristan’da?

İşte yazının esasen bam telini teşkil eden husus da bu soruda saklı; niçin Bulgaristan?

Türkiye’deki engellemelerden bıkıp usandıkları için ikinci bir şirket kurarak yurtdışına açılma gereği hissetmişler.

Oysa Türkiye herkese yeter! Üretim yapmak isteyenlere rakip dev firmaların hayat hakkı tanımak istememesi, kanaatimce kendi ayaklarına kurşun sıkmaktan başka bir şey değil!

Esas olan kanlı “rakiplik” değil, “rekabet” olmalı. Yanılıyor muyum, yoksa?

***

Sayın Başbakan; bu iki gencin bir de Erzincan macerası var ki ne siz sorun ne de ben söyleyeyim.

Siz de Erzincanlısınız… Dilerseniz bu “derin” öyküyü kendilerinden bir de siz dinleyin… Teşekkürler Sayın Başbakan…

KÜNYESİ

* Türkiye çapında 26 bayisi var.

* Markası “Sancaktar”.

* 100’e yakın eleman istihdam ediyor.

* Yılda yaklaşık 1000 araç üretiyor.

*Üretim Denizli ve Bulgaristan’da.

* Kamyonlar şu anda trafikte.

* Hedef yüzde 100 yerli kamyon üretimi.

YETER Kİ GELİN YATIRIN KARDEŞİM!

Yatırım ve üretim diyoruz ya hani!

Üretim ve yatırım yapmak isteyenlerin önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini dile getiriyoruz ya, hani!

Tam da bu noktada Başbakan Binali Yıldırım’ın 'Türkiye İyi Gelecek' konferansında yaptığı konuşmadan bazı başlıkları buraya alıyorum;

* “Türkiye özel sektörle büyür. Türkiye'nin yıllık 150 milyar dolarlık yatırımı var. Bunun yüzde 80'i özel sektör tarafından yapılır. Eskiden kamu eliyle yapılıyordu.”

* “Planlanan yatırımları gerçekleştiremezsiniz, uzar da uzar.”

* “Maliye Bakanı burada, paraları önceliklere göre sıralıyor. Önce maaş ödemeleri diyor. Aybaşı gelince memur maaşı bankada görmezse kimyası bozulur. Sonra sağlık, sonra sosyal güvenlik harcamaları. Faiz ödemeleri şunlar bunlar hepsini alt alta yazıyor. Bir bakıyor ki masraflar irattan fazla. Ne oldu? Açık. Kusura bakmayın yatırımlara para kalmadı!”

* “Yatırımı da vatandaş bekliyor. Siyaset yatırımla, yolla, suyla oluyor. Dünya kadar söz veriyorsunuz bunları yapmazsanız bir dahaki seçimde gel bakalım diyorlar.”

* “Bak burada söylüyorum. Kimsenin parası pulunda gözümüz yok. Yeter ki gelin yatırın kardeşim.”

***

Bunları söyleyen Başbakan.

Türkiye’yi kurtaracak olan yatırımdır, üretimdir.

Yatırım ve üretimi engellemeye çalışan bazı bürokratların da bu satırları okumasında yarar var!

İSLAM’SIZ KERİMOV!

Yıl; 1992.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, işadamı, milletvekili, gazeteci ve yabancıların da bulunduğu kalabalık bir heyetle Türk Cumhuriyetleri’ne çıkarma yaptı…

Heyette kimler yoktu ki; Recep Tayyip Erdoğan, Zeki Ergezen, Lütfi Esengün, Ömer Ekinci, Şinasi Yavuz…

Hoca’nın Milli Görüş’ü anlatmak için yola çıktığı Orta Asya seferi esasen ilginç bir yolculuktu. Eski milletvekili Dr. Azmi Ateş’in organize ettiği ve yaklaşık 10 gün süren gezi heyetinde ben de vardım…

Azerbaycan… Kırgızistan… Türkmenistan… Kazakistan…

Heyette bulunan birçok işadamı ve yabancının daha ziyade alaka duyduğu ülke Özbekistan’dı…

Fakat Özbek lider İslam Kerimov, Erbakan Hoca’nın bu ziyaretinden her nedense hoşnut olmadı, uzak durdu. Ülkesinde hakkın ve hakikatin dile getirilmesine izin vermedi.

***

Her fani gibi, İslam Kerimov da 78 yaşında öldü. Ama ardında “kara” bir sayfa bıraktı. Şöyle ki;

* Ramazan ayında toplu iftarları ve öğrencilere camide teravih namazı kılmayı yasakladı.

* Doğum evi ve semt pazarlarında başörtüsü yasağı getirdi. Gerekçe “kamusal” alandı!

* Hatta Müslümanların günde 5 vakit namaz kılması ile Ramazan'da oruç tutması bile yasaklandı.

* Öğrencilerin teravih başta olmak üzere tüm vakitlerde camide namaz kılması yasaklandı.

* Sakal bırakmak, başkalarına kendi evinde bile olsa Kur'an öğretmek, gençlerin hacca gitmesi, sokakta İslam dini hakkında konuşmak, İslami kıyafetler giymek, hatta erkekler için okullarda din dersi almak yasaklandı.

* İslami kuruluşların faaliyetleri yasaklandı.

* Sadece dini vecibelerini yerine getirmek isteyen insanlar hapishanelere gönderildi.

* İslam Kerimov bu uygulamaları ile adeta komünizm dönemini arattı!

Toprağı bol olsun…

Zalimler için yaşasın cehennem!

TRAJİKOMİK!

12 Eylül’e az kaldı…

Geçenlerde M. Ali Brand’ın o dönem büyük sükse yapan “12 Eylül; Saat 04:00” isimli kitabını karıştırırken ilginç bir “giriş” bölümü ile karşılaştım.

Askeri darbenin lideri Kenan Evren, genç askerlere hitaben diyor ki,

“Hiçbir zaman asker olduğunuzu unutmayın.

Bu yaşlarda sakın ola ki, politika ile uğraşmayın…

Ne zaman ki bir ordu politikanın içine girmiştir, o ordu yavaş yavaş disiplinini kaybetmeye ve yavaş yavaş çökmeye başlamıştır…

Onun içindir ki, bizim yaptığımız harekâtı kendinize sakın ola ki, misal olarak almayınız ve sakin ola ki, politikaya karışmayınız…”

***

Bugünden baktığımızda bu değerlendirme komik değil sadece, trajikomik…

Sizce de öyle değil mi?

NOT: Bugün, 5 Eylül 2016, Pazartesi 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?