Reklamı Kapat

Talut ile Calut kıssası ve düşündürdükleri - 1

Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 246 – 251 ayetlerinde bir kıssa geçmektedir. Talut ile Calut kıssası diye maruf olan bu kıssada Hz. Musa devrinden sonra Beni İsrail’in başından geçen bir olay hikâye şeklinde biz Müslümanlara darbı mesel olarak anlatılmaktadır.

İsterseniz önce kıssanın Kur’an’da nasıl anlatıldığına bir bakalım:

“Mûsâ’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti. Onlar, “Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz hâlde Allah yolunda niye savaşmayalım” diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

Peygamberleri onlara, “Allah, size Tâlût’u hükümdar olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha lâyığız. Ona zenginlik de verilmemiştir” dediler. Peygamberleri şöyle dedi: “Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı.” Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Peygamberleri onlara şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Mûsâ ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır.”

Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”

(Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”

Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir.” (Bakara Suresi 246 – 251, Diyanet İşleri Başkanlığı Tercümesi)

Biz müfessir değiliz. Elbette bu ayetleri de tefsir etmeyeceğiz. Sadece ayetleri okuduğumuzda düşündürdüklerini siz kıymetli okurlarımızla paylaşmak ve günümüze bu ayetlere benzer olaylar yaşanmış mı diye tefekkür ederek sizlere aktarmak istiyorum.

Tercümeden de anlaşılacağı üzere Hz. Musa devrinden sonra zillete düşen Beni İsrail kavmi bu zilletten kurtulmak için çareler aramaya başlarlar. O devirde kendilerine liderlik eden peygambere giderek zalimlerle savaşmak için izin istemesini ve bunu çok istediklerini söylerler. Savaşmasına savaşacaklar ama savaş ilmiyle ilgili bilgileri yok. Bu yüzden kendilerini yetiştirmek üzere bir komutan, eğitimci, lider gönderilmesini talep ederler. Bir şeyi gönüllü yapmak ile emredildiği için yapmak farklı şeylerdir. Gönüllülükte yapmamanın bir cezası yoktur ama emredildiğinde yapılmaması beraberinde cezayı da getirmektedir. Bu yüzden o kavmi peygamberi uyarır. Savaşın farz kılınması halinde toplum olarak yapılması gerektiğini ikaz eder. Toplulukta bulunanlar zillete düşmenin verdiği perişanlıkla pek fazla düşünmeden savaşma yanlısı oluverirler. Ve neticede Allah-u Teâlâ savaşı onlar üzerine farz kılar. Savaşacak ve hem zilletten hem de ailelerini zalimlerden kurtaracaklardır. Ama düşünülen olmaz ve savaşmayı isteyenlerin pek çoğu savaş farz kılınınca emri dinlemez ve yüz çevirirler. Daha yola çıkmaya niyet ettikleri zaman dahi düşüncelerinden cayanlar daha sonraki safhalara geçemeden böylece elenirler.

Zorluk, meşakkat, mihnet, zillet… İnanan insanlar için hiç de yabancı kavramlar değil. Çok değil geçen yüzyılın başında da ülkemizde yaşayanlar benzer durumda değil miydi?

Gelecek hafta devam edelim Allah nasip ederse…

Minik bir tebessüm

Deve

Tilkinin biri ormanda son hızla kaçıyormuş. Bunu gören kurt önüne geçip sormuş:

- Yahu böyle hızlı hızlı, kan ter içerisinde nereye gidiyorsun? Tilki nefes nefese cevaplamış:

- Ormanın kralı bir karar almış da…

- Neymiş o karar?

- Bütün develer yakalandıkları yerde hemen boğazlanacaklarmış.

- Behey avanak sen deve değilsin. Deveye de benzer bir yanın yok. Ne diye telaşlanıyorsun! Tilki kurda biraz manalı bakarak:

- Öyle deme! İftiracının biri tutar benim deve olduğumu ihbar eder de bir yakalanırsam. Deve olmadığımı ispat edene kadar benim kürkümü kim bilir hangi zengin hanımına hediye olarak alır…

İlgilisine notlar:

• “Keşke tanımasaydım dediğim hiç kimse olmadı benim. Keşke beni tanımasına izin vermeseydim dediklerim oldu."

• “Bir duruşu olmalı insanın; bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı." Cahit Zarifoğlu

• “Kişinin susması her zaman söyleneni onayladığı anlamına gelmez. Bazen canı aptallarla tartışmak istemiyordur." Albert Einstein

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?