ADİL OLMAK AMA NASIL?

Günümüz insanının en çok arzuladığı, bir türlü gerçekliğini bulamadığı bir kavram ve hayat anlayışı adil olmak. Günümüzde tartışmasız en temel sorunu. Böyle olmasına karşın bunun ne orta yolu bulunabiliyor ne de hakkaniyetle bir karşılığı oluyor. İnsanlar, kurumlar kendilerini önceleyince başkalarına bir pay kalmıyor.

İslâm’ın en temel özelliğidir adalet ve âdil olma. Böyle olmasına karşın günümüzde yaşananlara baktığımızda kendilerini Müslüman sayan, hiçbir kimseye söz hakkı tanımayan bir anlayış ile yüz yüze kalıyoruz.

İnsanın güven sorunu var her şeyden önce.

Demokrasilerde bunun orta yolu var mıdır, bilmiyorum, Türkiye koşullarında yok gibi. Bir siyasal partinin çalışanları, tabanı, oy verenleri veya veriyor gibi görünenleri fırsatı ele geçirdiklerinden bütün hakları kendilerine ait biliyorlar. Direklere çıkma, bayrak asma, gecelere sabahlamayı örnek veriyorlar. İktidar gücü ve olanakları ellerine geçince başkasına yaşama hakkı tanımıyorlar. Buna fırsat vermiyor vermek istemiyorlar.

14 yıllık bir iktidarı olan muhafaza-kârların varlığı karşı taraftakileri tamamen kırgınlığa umutsuzluğa itmiş durumda. Çünkü ne yaparsak yapalım çocuklarımıza, bize iş olmayacak bütün kapıları kapalı biliyorlar. Dolayısıyla çocukları veya kendileri için bir girişimde dahi bulunmuyorlar. Devlet kapısı onlara kapalı. Bu, bir tarafı hayatın dışında bırakma anlamına geliyor. Bu topraklar üzerinde bulunan hemen herkese eşit bir paylaşım, rızıkta kolaylık sağlama düşüncesi hem daha insani, hem de İslâmî.

Adalet kavramı en çok da hukuk alanı için geçerli. Güçlerin denge değiştirmesiyle durumlar terse dönebiliyor. Özellikle şu son yirmi yıl içinde öyle değişkenlikler gösterdi ki anlaşılması zor bir durum. 28 Şubat sürecinde dindarlar üzerindeki yoğun baskı adalet diye bir kavramı ortada bırakmadı. Zulmetmek için ellerinden ne geldiyse yaptılar.

İktidar bu tarafa geçince bu sefer aynı durum söz konusu oldu. “Onlar bize çok çektirdi biz de onlara” demeye getirdiler. Özellikle adını sanını unuttuğumuz dalgalarla haklı haksız yaşananlar iç de iç açıcı olmadı. İntiharlar, haksız yere yıllarca hapislerde kalmalar, sonra beraatlar, ardından da hemen neredeyse tamamının affı ve büyük tazminatlar alarak aklanmaları eski işlerine yeniden kavuşanlar.

Şimdi aynı durum şu “paralel” davasında yaşanıyor. Geçmişte onların karşı tarafa yaptıklarının daha acı intikamını yaşıyorlar. Özellikle kadınlar konusunda yaşananlar iç acıtıcı. Suçları ne olursa olsun bu ağır yaptırımlara uğramamaları gerekir. Hemen herkes için bir anlayış, hoş görü kapısı bırakılmalı,

Genelde Efendimizi ölçü alıyorum. Biliyorum ki bu söylediklerim çok da hoşa gitmiyor. Zaman zaman ağır eleştiri ve saldırılara da uğruyorum. Mekke’nin fethi sırasında Ebu Sufyan’ı, Hz. Hamza’yı şehit ettiren, ciğerlerini çiğneyen Hind’i, Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi’yi affetti. Bize ne oluyor demek sorusunu soruyorum haklı olarak. Alt katmanda bulunan insanların kimi hatır için, kimi zorunluluktan bu yapıya dâhil olmaları söz konusu. Birileri geçmişteki hataları için Allah’tan ve milletten bağışlanmayı diliyorsa onların da bağışlanma hakları olmalı. Elbette ki bu, üst katmandakiler ve doğrudan olayların içinde aktif olanlar için geçerli olmamalı. Ama ne yazık ki bu genel durum aldı.

İnsanın rızkını kesmek, onları açlığa terk etmek ne kadar zor bir durum. Durup dururken haksızlığa uğradığını, haksız bir töhmet altında kaldığın düşünen ve intihar edenler var?

Bir yandan da nefret, öfke, ah ve beddualar söz konusu. Ya birilerinin ahı tutarsa ne olur?

Adalet denen olgu insanı korumak içindir. Geleceği inşa içindir, kapıları aralık bırakma hoşgörü kapısıdır. İnsanı daha zalim olmaya itme değil insanı kurtarma çabasıdır.

Elbette bu çok zor bir durum. Sanırım en çok da zamanda konuşmak çok zor.

Adalet diyorum, adil olmak diyorum. İnsanın dirilişini sağlayacak kurtaracak hamlelerle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?