Reklamı Kapat

Halep ne zaman düştü?

Tarihin en acı dönemlerinden birisini daha yaşıyoruz. Göz göre göre koca bir millet yok oluyor… Milyonlar perişan...

Bugün bize düşen de sadece bu acılara ağlamak, üzülmek, kendi kendimize dövünmek oldu.

Tabi bugün bu konuyu konuşmakla giden canlar, yok olan Halep geri gelmeyecek, ama yeni yanlışların önüne geçilmesine vesile olabilirse ne mutlu.

Hatırlayacaksınız, beş yıl önce ülke olarak var gücümüzle Suriye’de savaş için destek vermiştik. Bir “Eğit Donat Projesi” vardı. Ne demekti bu? 

Eğit; adam öldürme eğitimi vermek, donat; adam öldürecek teçhizatla, silahla donat demekti. Onlara barışı telkin etmek bir yana, ABD – Türkiye iş birliğinde bu projeyle Suriyeli muhaliflere adam öldürme eğitimi verildi.

Sonuçta geldiğimiz nokta ortada, 6 yıl sonra hak ile yeksan olan koca bir kadim medeniyetin içler acısı hali!

Bugün toplumumuz tüm felaketlere rağmen Halep’e sahip çıkma konusunda büyük duyarlılık gösteriyor.

Savaş çığırtkanlığı yapan, ne olursa olsun “Savaş! Savaş!” diyen STK’ların ve aydın kesimin geldiği durum içler acısı.

Halep’e sahip çıkmak üzere başlatılan konvoy çok güzel, duyarlılık oluşturma açısından önemli. 

Ama ne gariptir ki bu konvoy ile adeta bugüne kadar hükümetin bu yanlış politikasına çanak tutanlar araçların kornalarına basacak, katil Beşşar Esad korna seslerimizi, “Duyup ürkecek de Halep’teki katliamdan, insanlık dışı vahşetten vazgeçecek” düşüncesindeler. 

Bize göre bu, bugüne kadarki sürdürülen yanlışlara macun çekme çabasından ve bu hatalı tutum içinde davrananların günah çıkarma eyleminden başka bir şey değildir.

***

Bu arada hemen belirtmeliyiz ki İstanbul’daki patlama ve Halep’in bir anda gündeme gelmesi de düşündürücüdür.

Olağanüstü günler yaşanırken, Türkiye’nin namusu olarak görülen Mavi Marmara davası düşürülmekte, anayasa değişikliği yapılmakta, dövizdeki artışla fakirleşme süreci yaşanmakta buna mukabil bir taraftan da bunların üzerine sanki bir macun çekilmekte.

***

Halep neden düştü? Açık net ifadeyle Türkiye, Rusya ile anlaştığı için düştü. Rusya ile anlaşınca Rusya’nın müttefiki olan Suriye rejimi ile de zımnen anlaşmış oldu.

Rusya ile anlaştıktan sonra Fırat Kalkanı Operasyonu başladı. Türkiye Suriye’ye girerek PYD’nin devlet olmasını önledi. Karşılığında da Beşşar’ın Halep’i almasına göz yumdu. İşin özü budur. 

O yüzden Türkiye bugün acınacak halde. Zımnen Beşşar Esad’a, “İstediğini kov, biz onları kabul ederiz” denilerek, katliama maruz kalanların tahliyesini sağlamak büyük bir zafermiş gibi gösteriliyor.

Savaş çığırtkanlığı yapanların Halep tutumu, ana babasına hiç sahip çıkmayan evladın, ana babası öldükten sonra, “Eyvah! Anam olsaydı hizmet ederdim” diye ağıt yakmasına benzemektedir. Milyonlarca insan vatanından koparılırken, yüz binlercesi hayatını kaybederken sessiz kalanların bugün avazları çıktığı kadar bağırmaları çok geç kalınmış bir eylemdir. Bugünkü ağıt, cenaze ağıtıdır.

***

İsrail ve Rusya ile barış için çaba sarf edilirken keşke yarısı kadar da Suriye için yapılsaydı belki bu durum hiç yaşanmayacaktı.

Halep için ülke çapında korna eşliğinde gıda yardımları, bir yandan 100 bin Âyet’el Kürsi, 1 milyon salavat kampanyası ile yattığımız yataktan cep telefonu tuşlarıyla cihat etmek.

Ey STK’cı dostlar! Keşke bu ağıt kampanyasını bu duyarlılığı savaşı durdurmak için savaş başlamadan önce sadece Halep değil, tüm Suriye yok olmadan önce yapsaydınız.

Biliyoruz bu lafların şimdi sırası mı diyenler olacak ama gerçekler acıdır.  Başka zaman tekrar etmesin diyedir uyarımız.

Tahliyeler gerçekleştiriliyor diye müjdeler uçuşuyor… 

Hâlbuki tahliye ölümden de öte bir çeşit soykırımdır. 

Sormak istiyorum Halep için yas tutan mazlum dostu kardeşlerime!

Halep, ne zaman düştü?

Halep, Rusya ile anlaştığımız gün düştü.

Halep, Fırat Kalkan’ına giriştiğimiz gün düştü. 

Halep, PYD karşılığında, muhalifleri sattığımız gün düştü.

Halep, mülteciler gelmesin diye kapıyı kapattığımız gün düştü.

Halep, sınıra beton duvarlar ördüğümüz gün düştü.

Halep,  Mavi Marmara’yı sattığımız gün düştü.

Halep, Güvenliği Ergenekon’a teslim ettiğimiz gün düştü.

Halep, Perinçek’le iş tuttuğumuz gün düştü.

Halep, içişlerimiz deyip mültecileri kullandığımız gün düştü.

Halep, Suriyeli mültecileri AB’ye şantaj malzemesi yaptığınız gün düştü.

İşte o gün elveda Halep, elveda Şam, elveda insanlık demek zorunda kaldık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?