Reklamı Kapat

İslam Âlimlerine Dil Uzatanlar Siyonizm’e Hizmet Etmektedirler

İslam dünyasında bu gün yaşamakta olduğumuz tefrikayı körükleyen, terör hadiselerini tetikleyen ve Siyonist-Haçlı ittifakının İslam beldelerini işgallerine zemin hazırlayan en önemli unsurlardan birisi de İslam âlimlerine karşı Harici bir anlayışla yaklaşarak onları karalama ve hakir görme hastalığıdır. Belli merkezlerden bilinçli olarak yönlendirilen bu saldırılar özellikle İslam fıkhını yıkarak yeni laik/seküler bir din anlayışını hâkim kılma amaçlı olduğu gibi aynı zamanda da Müslüman gençleri terör olaylarına bulaştırmak ve İslam toplumlarını istikrarsızlaştırarak kendi başlarına ayakta kalmalarını imkânsızlaştırmak amaçlıdır da. 

Tabii şunu hemen belirtelim ki İslam âlimi derken yalnızca bu gün hayatta olanlarını kastetmiyoruz. Bilakis daha ziyade geçmişte İslam ümmetine rehberlik etmiş Rabbani ulemayı kastediyoruz. Zira onlar geriye bıraktıkları eserleriyle, talebeleriyle ve ilmi miraslarıyla her devirde Ümmet-i Muhammed’in vasat (mutedil)  bir ümmet olarak kalmalarını sağlamış ve düşmanlarının burunlarını İslam toplumlarının içine sokmalarına mani olmuşlardır. Nitekim bu gün hafif akıllı gençleri elde etmek isteyen mihraklar daha çok bu âlimlerin bıraktığı ilmi mirası yıkmak, işlevsiz kılmak için gayret etmektedirler.

Bütün ilmi birikimi yalnızca okuduğu birkaç Türkçe kitap mütalaasından ibaret olan öyle kişilerle karşılaşıyoruz ki bütün hayatını Filistin ve Afganistan cihatlarına adamış olan Abdullah Azzam’ı dahi tekfir etmektedirler. İşte bu öylesine bir hastalıklı kafa yapısıdır ki Müslümanlar arasında daima şiddet ve anarşi çıkmasına sebebiyet vermektedir. Zaten bu gün Suriye’de rejim güçlerinin karşısında yüzlerce etkisiz cephe açılmasına ve bütün Suriye’nin bir baştan diğer başa yıkılıp yok edilmesine ve cihadın başarısız bir çizgide seyretmesine sebebiyet veren anlayış da budur. 

Peki, özellikle gençler âlimleri niçin eleştirmektedirler? Tabii ki bunun bir takım nedenleri vardır. Bunların en başında şunlar gelmektedir: 1-Hocasız ilim öğrenmek. 2-Âlimlerin bazı ifadelerini yanlış anlama ve sözlerini amaçlarının dışına çekme. 3-Heva ve hevese uyma, haset. 4-Âlimlerin kusur ve hatalarını araştırıp ortaya dökmeyi marifet sayma. 5-Şaz (zayıf) görüşleri rivayet etme. 

Bu gün televizyonlarda konuşan bazı zevat özellikle bu yollara başvurmaktadırlar.  Âlimleri gözden düşürmek için bilinçli olarak aykırı görüşleri dillendirmektedirler. Halbuki âlimlerimiz bu şekilde davranmaktan sakındırmışlardır.

“Şüphesiz ki ümmetin âlimlerine dil uzatanlar, farkında olsunlar olmasınlar Yahudiliğin, Hıristiyanlığın, putçuluğun ve istihbaratın planlarına hizmet etmektedirler. Böyle yapmakla ümmet âlimlerine hep dil uzatıp duranlar, ehl-i sünnet ve’l cemaat metodundan uzaklaşmış oluyorlar. Zira ehl-i sünnet şöyle der: Önceki âlimler (selef) ve sonradan onların izinden giden ulema hayır ve rivayet ehlidir, dinin düşünce yapısını ve fıkıh yapısını oluşturanlardır, güzelliğin dışında hiçbir şeyle anılmazlar, onları kötülükle ananlar yolumuz üzere değildirler.” (Şerhü’t-Tahaviyye, 2/740)

Ümmet âlimlerine dil uzatanlar bilsinler ki, âlimlerin etleri zehirlidir, Allah’ın, âlimleri ayıplayanları rezil ettiği âdeti malumdur. Bu öğrenci bilmiyor ki kişiler hakkında karar vermede faziletlerin çokluğuna itibar edilir. 

“Dinî ilimleri ve gerçekleşeni bilen kesinlikle bilir ki, İslam’da iyi katkıları, güzel etkileri olan İslam’a ve Müslümanlara göre bir konumu olan değerli şahsiyetlerin bazen sürçme ve hatası olur. O şahsiyet bu hatasında mazur olduğu gibi içtihat ettiğinden mükâfatlandırılmaktadır. Hata ettiği konuda kendisine uymak caiz olmadığı gibi Müslümanların gönlündeki önderliklerini ve konumlarını yok etmeye çalışmak da caiz değildir.”  (İ’lamü’l-Mukiîn, 3/283).

İslâm ümmetinin âlimlerine de dil uzatılırsa İslâm ümmeti rehberliği kime kalacak? Kur’ân okumasını güzel yapamayan, sağlam bir dil bilmeyen, dini ilimlerin bir çoğunda az veya çok  bilgi ve tecrübesi olmayan yeni gençlere mi kalacak?!

Âlimleri yermek onlara dil uzatmak, kesinlikle İslâm düşmanlarını sevindirir. Çünkü bu üslup öndersiz bir nesil inşa etmektedir. Peki, sizler öndersiz bir neslin kurtulduğunu gördünüz mü?!

Geçmiş ümmetlerin en kötüleri âlim ve rahipleridirler. Çünkü onların arasında sapan ve saptıranlar çok oldu. İslam’ın en iyileri ise görevlerinin bilincinde olan rabbanî âlimleridir. Şa’bî şöyle der: “Müslümanların dışında bütün ümmetlerin âlimleri kendi ümmetlerinin en kötüleridirler. Müslümanların âlimleri ise en iyileridirler.”

Bunun nedeni şudur: Müslümanların dışında her ümmet sapmıştır, onları saptıranlar ise âlimleridir. Dolayısıyla onların âlimleri en kötüleridirler. Müslümanlar ise âlimleri sayesinde hidayet üzere kalmışlardır. Böylece Müslümanların âlimleri Müslümanların en iyileridirler.

“İslam ulemasına leke sürmek ve onları toplumun gözünden düşürmeye çalışmak Müslümanlar arasında tefrikaların artmasını körükleyeceği gibi aynı zamanda bizzat din düşmanlarının İslam’ı topyekûn yok etmek için hazırladıkları planlarını kolayca uygulamalarına ve düşmanların hiçbir zorluk ve yorgunluk yaşamadan amaçlarını gerçekleşmelerine vesile olacaktır.” (Zahirü’l-Ğuluvv’ifi’d-Din, s. 215-223.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?