Reklamı Kapat

Yeni yorgun şehir

Bu şehir beni defterden silmiş fikrine kapıldığımız yüksek gökdelenler. Tek gözlü canavar gibi, devasa alışveriş merkezleri. Muhitleri, eski ahşap evleri, mahallenin ruhunu yutan kentsel dönüşüm fukaralıkları. Şehir mi bizi terketmekte, biz mi onu bırakıp gitmeye hazırlanmaktayız. Otoparklar, trafik, milyonlarca araç, azman binaların saldırıları altında iyice bocalamaktayız. Ya da şehir artık bizleri uğurlamaya çabalarken, gidin de yerinize yenileri mi gelsin demekte. Şehir bunalımını, açgözlü insanların kendisine yüklediği ağırlığı, etrafın binadan betondan, sesten geçilmediği o ağır travmasını başını tutup oğuşturacak dostlar ararken, bu hastalığı etrafına da bulaştırmakta.

Eskinin çok daha fakir ama huzurlu, kapılarına hamalların küfelerle ancak dökebildiği odunları ile sokak kedilerinin birer kapı önü süsü gibi gülümsediği, taşlıkların yıkanıp o tek göz odada yanan soba başında toplananlara bolca dağıtılan günümüzde artık iyice tükenen sürûr. Televizyonların olmadığı ama komşunun komşu yüzüne bakarak dertlerini dinlediği, öğle sonrası oturmaları; bunalan ruhların depresyon hastalarının terapi merkeziydi.

Depresyon yolunu bulup giremezdi bile mahalle aralarına, eli sopalı değildi gerçi güngörmüş eski zaman hanımları ama pişirdiğinden yakınlardakilere tattırır, sıkıntısını çözmeye çalışır, minicik bütçesinden yaptığı birikimle darda kalan komşusuna borç verirdi.

Öylesine huzurlu idi ki hayatlar, televizyon henüz öyle renkli bir dizi çekemedi, erişteler birlikte kesilir, turşular beraber kurulur, tarhanalar şimdi lüks bir site olmuş papatya açmış arsada kurutulurdu. Çaylar demlenir ikindi çörekleri bu menekşeli kırda afiyetle yenirdi. Hasta başı birlikte beklenir en özel anlar olan sekaret zamanı bile sessizce sokulan dostların duaları ile kolaylaşır, “çok güzel öldü” denirdi.

Bed suratlı ölüme bile güzellik elbisesi giydirilirdi. Şimdi evler ses dolu, bangır bangır televizyon reklamları, dertlilerin sıkıntılarını giderememekte, dizi oyuncuları, onca telaşlılar ama yaydıkları gürültü kanserleri ile sadece bunalım taarruzu yapmakta, son nefesler yapayalnız verilmekte.

Yeni şehir, insanı hırpalarken, ruhunu yaralarken ansızın karşımıza çıkan o kahramanlar; her bir kırık taşı ile çocukluğumuzun gençliğimizin masalını kozalayan surlar, gecenin ışıkları arasında yapayalnız odaları ile geçmiş zaman yaşamışlarına sessizce gözyaşı döken Dolmabahçe Sarayı, sizi en iyi ben anlarım diyen hala delikanlı Bayezid Camii de olmasa.

Daha fazla ağırlaşacak gibi yükümüz.

At arabalarının şehir peyzajından çekildiği, sandallarla gelen meyve sandıklarının küçük iskelelere bırakıldığı, tatlı su kaynaklarından getirilen suların fıçılarla aktarıldığı zamanlardan sonra. Korkarak çıkılan şehir seyranı,artık tramvayların ray ve makine sesleri arasında gerçekleştirilmektedir. Yüz yıl önceki fotoğrafta Küçük Ayasofya sokağında ilerleyen kadınlar. Takım elbiseleri içerisinde Galata Köprüsünde seyrek otomobiller arasında yürüyen erkekler.

Koltuğuna sıkıştırdığı kayışla gazete satan çocuklar. Dere kahvesi önünde balık ağlarını tamir eden balıkçılar. Şehir, elmas broşlarına bakmaya doyamayan güç sahibi kadınları da uğurladı, fukaralığına isyan etmeyen karnı doymadan kalktığı sofralara küsmeyen çocukları da. Milyonlarca hikâyeye bağrında yer açtı, her rengi yan yana harmanlayıp en has kilimi dokudu, büyük mutluluklar da bıraktı içinde yaşayanların kapısına. Günümüze geldi de, gelmesine; artık orasını burasını yıkıp azman tapınaklarla, firavun piramitlerle, ruhsuz AVM’lerle doldurulmasından ziyadesi ile yorgun. Yorgun şehir, içinde yaşayanları da yormakta!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?