Reklamı Kapat

İslam’da Devlet ve Yönetimi-II

Günümüzde bazı Oryantalistler ve onların tekelindeki dinde reformistler “İslam’da devlet yoktur” tezini canhıraş bir gayretle savunmakta, buna mukabil beşer tarafından kuralları belirlenerek kurulan devletlerin varlığını kabul etmekte bir beis görmemektedir. Yaratıcının kurallarıyla yönetilen bir devletin tahayyülüne bile tahammül edemeyen bu akılcılar, gerçekten akletmiş olsalar, insanların bile kural koyabildiği bir ortamda yaratıcının kural koymasına karşı gelmezlerdi.

Kur’an-ı Kerim’de özelde Kureyş topluluğu genelde ise bütün akletmeyenler “And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir kitap (Kur’an) indirdik; akletmiyor musunuz?” (Enbiya, 10) buyurulmak suretiyle Kur’an’a yüz çevirmelerinden dolayı tedip ve ilzam edilmektedir.

Aklı merkeze alan ve Sekülerleşen günümüzdeki dinde reformcular, vahyin kontrolündeki bir devletin olmayacağı tezini öne sürerken, Aristoteles’in, Anccillon’un, Rousseau’nun, Hobbes’in, Locke’nin, Fichte’nin, Hegel’in ve Schelling’in kuramlarına, devletin var olması gerektiğine dair tezlerine itiraz edemezler. Aynı clique (klik), John Locke’nin  “Nerede kanun yoksa orada özgürlük yoktur” ve Thomas Hobbs’un “devlet olmazsa kaos ortaya çıkar” görüşlerini çok ulvi sözlermiş gibi tılsımlı bir edayla haykırmaktan geri durmazlar.

Günümüzde kendi kendine hizmet eden ve bir canavara dönüşen “Leviathan” devlet modeline itiraz etmeyi düşünmeyen, buna mukabil Yaratıcının kurallarının olduğu bir devlet modelinin olmadığını, olamayacağını iddia eden müsteşrik kafalı dinde reformistler, bu görüşlerini batıya karşı kompleksin bir neticesi sonucu terennüm ettiklerinin farkında değildir. İslam’da devlet vardır ve İslam devletli doğmuştur. Bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Hicret’in birinci yılı 622 tarihinde Enes bin Malik (ra)’in evinde İslam devletinin ilk temelleri atılmıştır. Sadece devlet değil, bununla birlikte 52 maddeden oluşan ilk “İslam Anayasası” da bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından teşekkül ettirilmiştir.

İslam’da devletin olduğu Peygamber Efendimiz (sav)’in uygulamalarıyla sabittir. Kur’an-ı Kerim’deki şu ayet devletin olduğunun delillerinden sadece birisidir: “Andolsun ki, Biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik; beraberlerinde kitap ve mizan (terazi, ölçü) indirdik ki, insanlar adaletle tutunsunlar. Bir de demiri indirdik ki, onda hem çetin bir sertlik, hem de insanlar için birçok faydalar vardır. Çünkü Allah kendisine ve peygamberlerine gıyabında yardım edenleri belli edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, üstündür.” (Hadid, 25). Peygamber Efendimiz (sav) zamanından sonraki “Dört Halife Devri”nde İslam devletinin temelleri güçlendirilmiştir. Bu devlet modeli, Emeviler, Endülüs Emevileri ve Abbasiler dönemlerinden sonra Karahanlılar’ın İslam’ı kabulüyle birlikte Türklerin devlet sistemlerine intikal ederek Selçuklu ve Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye ile adalet dağıtmaya devamda kendini göstermiştir.

Hz. Ömer’in adaleti, ikinci Ömer olarak bilinen Ömer bin Abdülaziz’in adil yönetimi bugün tarafsız tüm araştırmacılar tarafından takdir edilmektedir. Medine’de yetişen İslam âlim Ahmed Zeyni Dahlan, Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye hakkında “Hulafa-i Raşidin devrinden sonra Kur’an ve Sünnet’e en uygun devlet Osmanlı Devleti’dir” der. Yine, Batılı Tarihçi Arnold J.Toynbee “Eflatun’un ideal devletine realitede en fazla yaklaşan Osmanlı Devleti’dir” demek suretiyle hakkı teslim etmektedir.

Evet! İslam’da devlet vardır. Bu Kur’an ve Peygamber Efendimiz (sav)’in uygulamasıyla sabittir. Dört halife dönemi ve sonraki dönemlerde uygulanmak suretiyle de iyice pekişmiştir. Sahi hangi aklı evvel, beşer tarafından belirlenen kuralları benimser de ilahi kaynaklı kurallara itiraz eder ki!?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?