Reklamı Kapat

“Ne Şiş Yansın, Ne Kebap!”

AK Parti iktidarının politikasını, “Ne şiş yansın, ne kebap politikası” olarak özetleyebiliriz. Konuşmalar güzel, ama ya icraat? İşte orasını sorma. “OneMinute”ye kadarkini bir tarafa bırakalım, haydi ondan sonrakilere bakalım: O çıkış güzeldi. Peki ya sonrasında? İsrail’le yapılan bir düzine anlaşmaya ne demeli? Mavi Marmara hâdisesinin örtbas edilmesine ne demeli?.. AB’nin yaptıklarına karşı çıkışlar güzel. Peki, o zamana kadar çıkartılan binlerce kanuna, yönetmeliğe ve onların halen mer’iyette oluşuna ne demeli? Amerika’ya karşı çıkışlar güzel ve haklı. Ancak ya İkinci Körfez savaşından itibaren bu ülkeye verilen tâvizlere ne demeli, İncirlik üssünün ve diğer üslerin halen açık oluşuna ne demeli? 15 Temmuz sonrasında söylenilenler güzel. Ancak 15 Temmuz’da milletin sergilediği inanç tablosuna uygun icraat yapılamayışına ne demeli? Söylenecek çok söz var: 14 senede koca bir nesil yetişti. Peki! Eğitim niçin Amerikan prangasından kurtarılmadı? Yavrularımızın, gençlerimizin niçin kendi inançları, kendi değerleri ile yetişmesine zemin hazırlanmadı, bunun için gerekli düzenlemeler yapılmadı? 

Gelelim günün konusuna. Yani şu referandum meselesine! Burada da aynı politika uygulandı. Yani, “ne şiş yansın, ne kebap!” Bakınız, 12 Eylül darbesi mahkemede hüküm giydi. Dosya Yargıtay’da iken muhataplar hayatını kaybetti ve dâvâ kapandı. Ancak halkın vicdanında o darbeciler mahkûm oldu. Tek cümle ile darbe anayasası mer’iyetten kaldırılabilecekken bu yapılmadı. Onun yerine gerçekten çok tartışılacak ve gelecekte ülkenin başını çok ağrıtacak düzenlemeler yapıldı. Sayın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ; “Atatürk Anayasasını getiriyoruz. Bizim yaptığımız, Atatürk Anayasalarına dönmektir. 1921-1924 Anayasalarına dönmektir. Siz Atatürk’ün Anayasasına karşı çıkıyorsunuz” diyor. Bir defa “Atatürk’ün Anayasası” tabiri doğru değil. “Devletin Anayasası”, “Milletin Anayasası” olur. Şahsın Anayasası olmaz. İkinci husus: 1921 ve 1924 Anayasasına bakılsın. Her iki Anayasada da 2. Maddede “Devletin dini, din-i İslâmdır” yazılıdır. E hani?.. Sayın Başbakan Binali Yıldırım Anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilemeyeceğini belirterek, “Biz de (değiştirilmesini) teklif filan etmedik, edenlerle de işimiz olmaz. Bu kadar açık ve nettir. Bunlar devletin temelleridir, olmazsa olmazıdır” diyor. 1921 ve 1924 Anayasasının ruhunu teşkil eden İslâmiyet maddesi, Tek Parti-Tek Şef devrinde 1928’de kaldırılmış ve yerine 1935’te “laiklik” maddesi konmuştur. Bunun hakkında “değiştirilmesi teklif edilemez” ibaresi de 1960 ve 1982 Anayasalarına konulmuştur. Her iki Anayasa da darbe ürünüdür. Bu necip millet, darbelerin bütün tasarruflarının sorgulanabileceğini 15 Temmuz darbesini engelleyerek göstermiştir. Milletin gösterdiği bu cesur duruşu, iktidar mensupları niçin gösteremiyor? 

Bakınız, yapılan Anayasa değişikliğine karşı son derece mutedil bir üslupla ve gerçekten muhakemeli bir mantıkla değerlendirmede bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu Bey’e ve bu parti mensuplarına karşı son derece çiğ, seviyesiz bir üslupla linç kampanyası başlatıldı. Bu yapılanları iktidar mensuplarının da kesinlikle tasvip etmeyeceğine inanıyoruz. Onlara olsa olsa “kraldan çok kralcı” denilir. Ya da birliği bozmayı şiar edinmiş trollerdir. Biz bu gibi üsluba 12 Eylülcülerdenâşinayız. Onlar da yaptıkları Anayasaya “Hayır” diyenlere karşı kampanya açmış ve darbenin lideri meydanlarda, “Hayır diyenleri bize bildirin, gereğini yapalım!” diye son derece hürriyetperver (!) görüş bildirmişti. “Hayır” renginin pusulasını mavi yaptırmış, bunları beyaz zarflara koydurmuş, İbo’nun meşhur “mavi mavi masmavi, gözleri boncuk mavi” türküsünü bile yasaklatmışlardı. Elbette sayın iktidar mensupları böyle bir şey yapmayacak. Ancak şu anki manzara hiç te hoş değil. Benim şahsî kanaatim, bu ülke nüfusunun yüzde 99’u temel değerlerde birleşir. Ancak şahsa uygun Anayasa elbisesi dikilmesine karşı çıkılabilir. Bu da normaldir. Evet diyenlere de, Hayır diyenlere de saygı gösterilmelidir. Hele bu ülkenin huzur ve saadet ümidi olanlara karşı saldırılar asla tasvip edilemez. İyi doğrusu, siz “Ne şiş yansın, ne kebap” diyeceksiniz, yanan bu millet olacak. Oldu mu şimdi?..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?