Reklamı Kapat

Hayatı 3T ile yaşamak

Pek çoğumuzun, özellikle evlat sahibi olanlarımızın genel bir sıkıntısı, aşmaya çalıştığı ortak bir engeli vardır. Yeni nesli internet bağımlılığından, televizyon tiryakiliğinden, tablet düşkünlüğünden nasıl kurtarabilir, ellerinden düşünmedikleri oyun yüklü ve bize ait olan telefonları nasıl bıraktırabiliriz derdidir bu.

Uzmanlar bu konu üzerine tezler üretir, çocuk gelişimi ile ilgilenenler onların teknoloji haricinde ilgilenebilecekleri alternatifler türetir, yazarlar bu konuya veryansın eder, çizerler bunu karikatürlerine döker... Anneler şikâyetçidir, babalar dertlidir, öğretmenler muzdariptir.

Çünkü günün büyük kısmını teknoloji ile iç içe geçiren çocuklar zihinlerini doldurduğu için okulda verilenleri zor öğrenmekte ve öğretmenler güç durumda kalmaktadır. Çünkü bir çizgi filme kilitlenmiş onu izleyen çocuklar, kulağını dış dünyaya kapattığı için, annelerinin onlara çağrı yapan sesini bile duymamakta anneler çileden çıkarmaktadır. Çünkü tabletine dalmış oyun oynayan çocuklar babalarının gittiğinden de geldiğinden de haberi olmadığı için, işten yorgun argın eve gelen baba hep aynı manzara ile karşılaşmakta, çocuklarının bedenen orada ama ruhen başka diyarlarda oluşunu görmektedir.

Kimse inkâr edemez bu derdi değil mi? Çocuğu olanların çocuğundan, olmayanların etraftan görmeye alışık olduğu şeylerdir bunlar. Hastanede muayene sırasında beklerken annesinin yanına sinmiş tablet oynayan çocuklar, toplu taşıma araçlarında telefonla susturulmuş çocuklar, akraba oturmalarında kalkıp oynamak, eğlenmek varken çıt çıkarmadan teknolojik ortamda oyunlar oynayan çocuklar ve çok daha fazlası...

Peki, madem hepimiz bu denli rahatsızız bu görüntülerden, hepimiz kurtulmak istiyoruz bu sıkıntılardan da neden bir türlü üstesinden gelemiyoruz bu sorunun? Neden kurtaramıyoruz çocuklarımızı bu illetten? Neden alamıyoruz teknolojiyi yeni neslin elinden?

İşte bu, belki de bu derdi çekenler olarak çoğumuzun cevabını bilmediği, bilse de kendine itiraf etmeye çekindiği, bilip itiraf etse dahi çözüm için bir şey yapmadığı/yapamadığı bir sıkıntıdır.

Peki, ama neden? Neden bu sıkıntı, çağımızın en büyük derdi olarak duruyor karşımızda? Neden nesiller heba oluyor böyle? Ve neden bizim elimizden bir şey gelmiyor?

Haydi, bu sorunun cevabını bulabilmek için biraz beyin jimnastiği yapalım…

Bir ev düşünün ki o evin annesinin elinden telefon düşmüyor. Ya telefonundan ertesi gün misafirleri için yapacağı kek-börek tarifleri okuyor ve hatta videoları izliyor veya gruplarda arkadaşları ile muhabbet ediyor. İlkokuldan, liseden, üniversiteden, işyerinden, vakıftan, partiden, akrabalardan, komşulardan, çocuğunun okulundaki annelerinden, kocasının arkadaşlarının eşlerinden, eski mahalleden diye uzayıp giden bir yığın grupların hepsine bir bir, üşenmeden yetişmeye çalışıyor, beğendiği videoları, resimleri herkesin istifadesine sunuyor...

Evin babası işinden gelir gelmez bir eline kumandayı, diğer eline telefonunu alıyor ve aynı şekilde grup mesajlarına bakarak akşama kadar biriken mevzulara sonradan da olsa dâhil olmaya çalışıyor veya facebook, twitter, instagram sayfalarında dolaşıp kim ne paylaşmış, hangi arkadaşı hangi durumdaymış tarayıp duruyor.

Evin büyük erkek ya da kız çocuğu için de durum farklı değil tabi ki. Kendi odalarına çekilmiş, evden çıt çıkmaz bir vaziyette, akşama kadar kullanıldığından şarjları tükenen ve prize taktıkları telefonlarına gömülmüş bir şekilde iken, anne babalarının telefonlarında yaptıklarına ilave olarak YouTube’un abone olduğu sayfalarına yüklenen videoları izliyorlar, hunharca paylaşım yapıp durum bildiriyorlar...

Bu tablo kimilerimizin evinde bu kadar acı değilken kimilerimizin evinde çok daha vahim değil mi?

Peki, evde anne babası ve varsa ağabeyi ve ablası böyle olan, doğar doğmaz teknoloji ile tanışan bir çocuğun yürümesi ile birlikte eli tablet tutuyor olması, görmesin diye önünden telefonlar saklanan bir birey olması normal değil mi? Ya da böyle evin çocuklarını teknolojiden koparmanın mümkün olmaması gayet doğal değil mi?

Evet, yaşadığımız çağ, teknoloji çağıdır ve tamamıyla ne kendimizi soyutlamamız ne de çocuklarımızı uzak tutmamız mümkün değildir. Diğer yandan teknoloji Allah’ın bir nimetidir ve zaten kullanılması da gerekir. Fakat şunu artık kabul edelim ki Allah adına kullanmamız gereken teknoloji çoğu zaman bizi O’ndan uzaklaştırmakta, ona olan düşkünlüğümüz, namazlarımıza göstermediğimiz özeni yapacağımız bir paylaşıma göstermemize sebep olmaktadır.

“Ben faydalı işler yapıyorum” ya da “Evimi ve çocuklarımı ihmal etmiyorum” diyenleri de kendi vicdanları ile baş başa bırakmaktan çare yoktur! “İyi ama ne yapabiliriz ki” diyebilir bu derdi kabullenenler. Sayılabilecek pek çok şey var elbette ama diyelim ki hiçbir şey yapamadık, diyelim ki bu tablo böylece devam ediyor, en azından akşam herkesin evde olacağı bir vakti belirleyip sadece bir saatliğine telefonları odalarda bırakıp televizyonun düğmesinden kapatıp birlikte vakit geçirelim ve birbirimizin gözlerinin içine bakalım!

Eğer çocuklarımızın ruhsal değişikliklerini Facebook’tan öğrenmek istemiyorsak, eğer şeker hastalarının 3 beyazdan korunmaya çalışıldığı gibi biz de çocuklarımızı 3T diyebileceğimiz tablet, televizyon ve telefon bağımlılığından kurtarmak istiyorsak, bir yerden işe başlayalım ve onlardan önce kendimizi bağımlılıktan kurtaralım!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?