Reklamı Kapat

Ailecek izliyoruz

Çocuk dalgındı. Odadaki diğer arkadaşları oyun oynuyor, kimisi elinde tabletiyle kimisi ortalığa dağılmış oyuncaklarla kimisi de birbiriyle ağız kavgası yaparak vakit geçiriyordu. Anne ve çocukların kalabalığından ortam bir hayli hareketliydi. Olanca ses ve yoğunluğa rağmen çocuk bir noktaya kilitlenmiş, hiç kıpırdamadan bir şeyler düşünüyordu.

Dört yaşındaki bir çocuğun böylesine dalarak ne düşünüyor olabileceğini, hayal dünyasında neler yaşadığını öğrenebilmek için konuşturmaya çalışırken birden söylediği şey ile irkildim. Çocuk, yaşından beklenmeyecek bir ses tonu ile “Ural’ın kellesini alacağım” dedi. “Efendim yavrum” dediğimde gördüm ki o benim söylediği şeyi anlamamı beklemeden çoktan aynı girdaba dalıp gitmişti.

Ural kimdi, kelle almanın ne demek olduğunu bu çocuk biliyor muydu, hayalinde alıyor muydu nicelerinin kellesini? gibi sorularla şaşkınlığım artarken odadaki diğer çocuk, bir yandan tabletteki oyununa devam ederken bir yandan ona cevap niteliğinde şunları söyledi “Biz de düşmana göre oyun kurar, tuzak bozar, pusu atarız”

Daha sonraki takiplerimden anladım ki bu cümleler TV dizilerinden birinin replikleri idi. Anne babalarına sorduğumda ise her bölümünü soluksuz izlediklerini, fragmanlarını bile takip ettiklerini, başrol oyuncusuna hayran olduklarını, her cümlesini ezbere bildiklerini öğrendim...

Bu, belki rastlanılan sadece bir olaydı. Fakat etrafınıza baktığınızda siz de birçok örneklerinin olduğunu göreceksiniz. Ellerinde kılıç ve pusatlarla düşmancılık oynayan, kahraman olmak için birbirleri ile yarışan, “Cihad cenk meydanında olur, pusatlarımız sallanır, kılıçlarımız saplanır” diye bağıran, “Biz bir ölür bin diriliriz” sloganları atan, daha haftanın günlerini bilmezken dizi gününü ezberine alan, kelle almayı, kafa yarmayı normal bir şey sayan, hayalinde savaşlara katılan, normal hayatlarında adını canlandırdıkları tarihi kahramanlar ile uzaktan yakından alakası olmayan insanlara hayranlık duyan, rüyalarında bile onu sayıklayan, jenerik müziği ile coşan küçük kahramanları film izler gibi izleyeceksiniz.

Peki, yalnızca çocuklar mı?

Bir dizi koskoca bir milleti etkisi altına almıyor mu?

En muhafazakâr, ısrarla evine televizyon sokmayan aileler bile her hafta bir şekilde takip etmiyor mu?

Ülke gündemine göre değişen senaryolarıyla, milletçe yer yer dış güçlere karşı savaşıyor yer yer de tarafımıza yapılan haksızlıkların intikamını almıyor muyuz?

Uzaklaştırıldığımız ve açlığını içten içe hissettiğimiz cihad ibadetini, ülkece izlediğimiz yapımlarla bir nebze de olsa yerine getirmiş saymıyor muyuz?

“Saçma sapan filmleri mi izleyelim, ailecek seyrediyoruz, sansüre ihtiyaç olmuyor” diyebilirsiniz elbette. Ve izleyebilirsiniz de. Fakat pek çoğumuzun fark etmediği şey daha emekleyen

bebeklerimizin de okul hayatına başlayan yavrularımızın da kanı deli akan ve kendini izlediği, sevdiği, beğendiği şeye göre şekillendirecek olan gençlerimizin de bizlerle beraber izlediği,

duyduğu ve izlediklerine inandığıdır.

Eğer “Bunda ne var ki tarihlerini öğreniyorlar en azından” gibi bir itirazda bulunuyorsanız o halde el kadar çocuğunuzun rüyalarını bile baş kesme, kılıç saplama gibi eylemin meşgul etmesine ve bu halinin uyanıklığında da onu hırçınlığa sevk etmesine razı olmalısınız.

“İzleyiversin ne olacak” rahatlığındaysanız eğer o halde en ufak bir kavgasında bile arkadaşlarına kin gütmesine, intikam duygularının çok erken yaşta içine yerleşmesine hazır olmalısınız.

Rol ve gerçek hayatı birbirinden ayırt edemeyecek kadar küçük evladınızın, ağzında Allah kelamı olan iyi insanların hatta Osmanlı padişahlarının bile hanımlarının açık olduğu ama kendi annelerinin kapalı olduğu karmaşası yaşamasını ve siz fark etmeseniz de zamanla bu zihin karışıklığının onu “Demek ki başımızı örtmeyebiliriz” sonucuna ulaştırabileceğini unutmamalısınız.

Bir de hasbelkader ekranda izlediği karakterlerin gerçek hayatlarının gösterildiği magazin programlarına denk gelmesi veya hayranı olduğu bir oyuncunun bir başka filmde tam zıddı bir rolde oynadığını görmesi durumunda oluşacak hayal kırıklığını tedavi etmeniz gerektiğini bilmeli ve içindeki kahramanına olan inancın yıkılmasının, onun zihin dünyasında nelere yol açabileceğini düşünerek şimdiden onarma yolları aramalısınız.

Bizce ise çocuklarımız çocukça büyümelidir. Tarihlerini ve tarihlerini şekillendiren atalarını elbette öğrenmelidirler. Yabancı ve sahte kahramanlara kendilerini kaptırmaktansa elbette kendi kahramanlarımızı sevmelidirler fakat bu, yaş ve kişiliklerine göre ve anlayacakları bir dille olmalıdır. Zihinlerini alt üst ederek, kafalarında yığınla soru işaretleri bırakarak, duygu dünyalarını katlederek değil…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?