Reklamı Kapat

Döküntünün restoresi uzun sürecek gibi

Bursa kitap Fuarı’nda tanıyorum onu, 45-50 yaşlarında idi, bir şirkette yönetici yardımcısı imiş.

Kitapları imzalatırken yüzünde parlayan abdest ve namaz nuru, derhal fark edilmekte idi.

Başının açık olmasından mıdır, dertlendiği konuyu duyunca şaşırdım, zira çoğunluğun umurunda olmayan şeylerdi onun acı çektiği detaylar. Sorusunu sordu da, nasıl cevap vereceğimi bilemedim.

“Nedir bu tamahkârlık, hırs, birikim derdi, bünyeden bünyeye sirayet eden ateşli bir hastalık gibi yığıcılık uğruna her şeyi altüst edip tüketmeler.

Üstelik namaz ehlinde gördükçe, bin yara aldı beni.”

Yüzü ter içinde idi, derdi dağlardan büyüktü.

Bana ne, demiyordu.

Anlatmasa da yüreğinden yansıyan temiz ifade, bana hikâyesini yazdırıyordu.

Bu iyiliksever yüz, muhtemelen evlenmemiş, anne babasına bakmakta, onlara iyilik etmek için etraflarında dört dönmekte ama çevresinde gördüğü güruhun acımasızca tüm güzel değerleri yiyip tüketmesine de isyan etmekte idi.

Sorusuna cevap veremedim, sadece temiz yüzüne susarak baktım.

Bu suskunluğumla verdiğim cevabı, o da anladı etrafımızdakiler de, ne yazık ki, acı çekilecek devasa dertlerimiz vardı.

Üç aylar gelmiş, “bayram gelmiş neyime” türküsünü söyler gibi amansız dertlere saplanmış; dünyanın biriktirme, daha fazla kazanma yeri, daha iyi yaşama yeri olduğunu sanışlar.

İyilik gibi masallarda kalan bir güzellik kovulmuş, çıkarılmış öz ülkeden.

Namaz diye bağırmakta din bilginleri.

Fakat kötü yüreklilerin elinde namaz da esir edilmiş, işkencelere duçar olmakta, çarmıha gerilmiş, çiviler çakılmış zarif ellerine, sesi kısılmış bengi rengi soldurulmuş.

Zekât üzeri çiğnenir, yerlerde sürüklenir vaziyette, haramzade kazandığına bir türlü kıyamamakta, mezara götürmenin projelerini çizmekte.

Ahlak yerlerde. Kitaplar mobilyalara uygun renkte ciltlerle seçilip raflara yerleştirilecek kadar işlevsellikte. Bütün kötü sözler, arkadan konuşmalar, dedikodu, çekememezlik had safhada.

İsraf dorukta, hacca gitmişlerimiz bile tabaklarında yemek bırakıp çöpe atmakta. Attıkları kadar muhtaçlara dağıtmayı akıl edememekteler.

Makinelerin, arabaların, cep telefonlarının, eşyaların, giyimin, mülkiyetin markalısı başları döndürür olmuş. Sokağın kedileri köpekleri aç, lisanları yok ki gidip birinden bir şey istesinler, ne acılar içinde uykuya dalamamaktalar.

Emin Müslüman olmak gibi bir kavram vardı, eskiden; en karşıt görüşlü kişi bile gurbete çıkarken, çoluk çocuğunu mahallede tek güvendiği merci bildiği onlara emanet ederdi.

Korkum o ki bu gidişle onların da nesli tükenecek. O gün kitap fuarında bir başka gerçekle daha yüzleştim, nice güzel kalem erbabı, kalemine ciğerinden çektiği kanla istikamet veren, toplumun bünyesini kendi aziz canı gibi bilip dertlenen, kurtuluş reçeteleri öneren ilim irfan sahibi ak saçlı bilge yazarların önünde kimseler yoktu.

Onların kitaplarını kimseler almıyor, okumuyor, hızla cahillik uçurumuna yuvarlanıyorduk.

Başörtülü kızların bile; popüler, yeniyetme, içi bomboş, falan gibi sevmek kitaplarını yazanların önünde uzun kuyruklar oluşturduğunu görmek, çok sarsıcı idi.

Ülkenin kültürel seviyesini göstermesi açısından, bu kuyruklar acı örneklerdi. Bir de tıpkı marketten alışveriş yapar gibi idi belli kitap evleri.

Her cemaatin, tarikatın kendi müşterisi vardı; bağlılarının başka stantlara gitmesinin, neredeyse günah sayılır gibi bir algıda oluştuğunu, şaşarak izledim o gün kitap fuarında.

Her yer dökülmekte, restoresi de uzun zaman alacak gibi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?