Reklamı Kapat

Alışırsam Beni Affetme Münevver

Sen bilmezsin Münevver ben onu nasıl bekledim. Her sabah uyanırken elimden tutacağı günün hayaliyle başladım nefes almaya. Bütün karanlıkları aşıp gelecekti. Dilerse sandal, dilerse at, dilerse bir faytona atlar gelirdi. Hangi şehirde hangi köyde hangi kasabada olsa da bir gün çıkıp geleceğine inandım. 

Bilmezsin hayatın anlamını nasıl yitirdim. Ben onu beklerken kendime ihanet ettiğimi hiç anlamadım. Aynalar yüzüme çarptı yağmurlar boğazıma doldu ve o hiç gelmedi Münevver.

Kendimle başa çıkmayı öğrendiğimde dört yaşındaydım. Bütün mutluluklar anlamsız hayaller sığınak oluyordu o zamanlar. Galiba hâlâ öyle. Fakat benim artık hayal kuracak gücüm kalmadı Münevver. Hayale başlarken manasız geliyor ve kuramadan bozuluyor bile. Nasıl olsa olmayacak sesi onu silip atıyor kurulmadan.

Kalbimin sesini dinlemekten yoruldum Münevver. Şöyle bir köşede ölü gibi büzüşsem kim fark eder ki. Mektuplarımın cevabı yok. Hiçbir cevap bana merhem olamaz ki. Beni hiç kimse hakkıyla anlayamaz. Hem ben artık o kuru tesellileri istemiyorum Münevver. İşe yarasaydı bugün farklı olmaz mıydı zaten her şey? Demek ki teselliler manasızmış Münevver. 

Gördüğüm rüyaların çıkmasından korktuğum kadar neyden korktum şu hayatta bilmiyorum. Bir yanlışa doğruya dönerse diye kaç defa inandım. Fakat dönmedi Münevver. Hiçbir yanlış doğruya dönmedi. Onlar ancak doğruları peşine takıp götürmesini bildiler. Elimde doğru namına bir şey kalmadı Münevver. 

İnsanlar acıya neden gülüyorlar? Eli yüzü kirli yoksul çocukları gülünecek bulduran nedir? Ya evsizin eve çevirdiği köşeleri? Babası olmayanı ezmenin nasıl bir keyfi olabilir? Peki ya savaştan kaçanlarla uğraşmanın altında yatan hangi vicdan? Olmayan başarının sahipleri başarıları niçin hançerliyor? 

Aklıma ne geliyor biliyor musun? Hani şu eski Türk filmlerinde acılı yoksul çilekeş karakterler vardı. Rollerinde Küçük Emrah, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur olurdu. Ne kadar insan varsa onlarla alay eder onlara gülerdi. Şimdilerde öyle acı çeken kim var duygu istismarcısı sayılıyor. Bu insanlar acaba bu kadar mutlu ve vurdumduymaz olmayı nereden öğreniyorlar Münevver? Hiç çile çekmeden yaşamayı nasıl biliyorlar? Ezilenlere ezik derken dudaklarında oluşan kıvrımı bile itici buluyorum. Onların kalbi yok Münevver. Onların ruhu yok. 

Gülenlerin çok güzel gülenlerin bütün dişlerini kırdılar. Şimdi utançtan ağızlarını açamıyor o gülenler. Oysa kıranlar kakır kakır gülüyorlar Münevver. Onlar neden bu kadar çok gülüyorlar? Neden sürekli haksız başarıları elde edip seviniyor, hak edenleri dışlıyorlar?

Her şeyin ardında bir mana aramanın mantığı nedir? İçi dışı bir olanın ardından farklı ne çıkar ki? Bir tek bunu öğrenseler hayatları kolaylaşırdı. Acaba’lardan kurtulur huzurlu vakit geçirirlerdi. Ama onlar yalanı huzurdan çok seviyorlar Münevver. 

Parlak yıldızlara düşman oldukları için spot ışıklarını icat ettiler. Bak şimdi gökyüzüne. Yıldızlar nereye saklandı Münevver?

Yıldırımın bir gün onların üzerine düşeceğini anlayınca paratonerlere sığındılar. Hiçbir akşamı mehtaba değin karşılayamadılar. Karşılayanları ise dışladılar.

Galiba ben bu dünyaya hiç alışamayacağım Münevver. Alışırsam beni affetme sakın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hatice Çay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?