Sonuç müttakilerin lehinedir

Gönlünü Mevla’sına kaptırmış gönüllülerimiz, şu anda  askerleri ve parasıyla dünyanın en büyüğü olduklarını söyleyenlerin yapamadıklarını dünya genelinde yapmaya çalışıyorlar.

Moro’dan-Somali’ye, Arakan’dan Amerika’daki mazlum ve mağdurlara kadar her yerde ve her zaman yiyecek, içecek, giyecek ve ilaç yardımına devam ediyorlar.

Madam Terasa’nın varamadığı, göremediği, el uzatamadığı yerlere vardılar, gördüler, el uzattılar.

Şimdi böyle, gelecekte daha iyi hizmetler götürülecektir.

Çünkü bu hizmetler şahıslarla kaim değil.

Dinimizin emri.

Kur’an-i Kerim’in daha ikinci sayfasında Müttaki insanları tarif ederken Rabbimiz:

1- Elif, Lâm, Mîm.

2- İşte Kitap budur, Onda hiç şüphe yoktur. (Bu kitap) mûttakilere yol gösteren bir kitaptır. 

3- Onlar, gayba (Rabbin bildirdiği şekilde) iman ederler. Namazı dosdoğru kılarlar ve on-lara rızk olarak verdiklerimizden infak ederler. 

4- Ve onlar, sana indirilene (Kur’an’a) da, senden önce indirilen (kitaplar)a da iman ederler ve onlar, âhirete de yakîn/kesin bir bilgi ile iman ederler.

5- İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve işte bunlardır kurtuluşa erenler.” Buyurmuş (Bakara süresi ayet 2/1-5)

Dikkat ediniz, “onlara rızk olarak verdiklerimizden infak ederler” diyor.

Yani, bir Müslüman ihtiyaç sahibi bir canlıya yardım ederken “Ben veriyorummm” havasında da olamaz.

Çünkü veren eli de, verilen şeyi de kendisi yaratmadı. Rabbin verdiğini, Rabbin verdiği elle dağıttığı inancında olduğundan kimseye hava atma durumunda olmaz, olamaz.

Katolik Rahibe olan Terasa’nın (1910-1997) arkasında, dünyanın en zengin devleti olan Vatikan ve emrine verilen dört bin rahibe vardı.

Bizim gönüllülerimiz, bin türlü engeli aşarak hizmet götürüyorlar.

Siyasi engeller, vize engelleri, askeri engeller, gazeteci engelleriyle boğuşarak hedefe varıyorlar.

Akdeniz’in sularında, Afganistan dağlarında nice şehitler de verdiler.

İrlanda Cumhurbaşkanı Bayan Mary McAleese Mart 2010 da Ankara’ya düzenlediği 4 günlük resmi ziyaret sırasında Osmanlı Sultanı Abdülmecid’in, 1845 ve 1852 yılları arasında hüküm süren açlık sırasında bu ülkeye üç gemi dolusu gıda yardımında bulunduğunu söylemişti.

“Aman” dedi batı basını, “Sakın, Osmanlı’nın batıya yaptığı yardımları gündeme getirip Osmanlı’yı hortlatmayalım”

Hemen İrlandalı bir tarih öğretmeni buldular ve ondan demeç aldılar. 

O da “1845-1852 yılları arasında İrlanda’nın Drogheda limanının kayıtlarında böyle bir yardıma rastlanmamıştır” dedi ve dünyaya  duyurarak kurtuldular.

“Yardım olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı. 

Bir Cumhurbaşkanı da Türkiye’ye gelirken bu bilgiyi öneli tarihçilerinden alarak gelir. 

TheIrısh Times gazetesi ise belki birkaç tane tarihçiye sormuştur, “Yardım yapılmıştır” diyenlere değil de “Yapılmamıştır” diyen birinin yalanını yayınlayıverdi ve Türkiye’de de bu yalan, basın tarafından o ziyaret günlerinde  Türk halkına da duyuruldu.

Aramızdaki fark, Müslümanlar, yaptıklarının Rabbim tarafından kabul edilmesine ve meleklerin kaydetmesine sevinirlerken, onlar, Birleşmiş Milletler’den övgü, Nobel’den ödül, gazetelerden yayma peşinde olmaktır.

“Sonuç Müttakilerindir” (A’raf süresi ayet 7/128)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?