Reklamı Kapat

ABD ve AB ülkeleri demokrat ise ben değilim

Yıllarca bu toplumun demokrasi üzerine düzülmüş methiyelerle beyni yıkandı. Bununla da kalmadılar, demokrasiyi adeta kutsal bir metin gibi takdim ederek kendi kutsalımızın yerine ikame etmeye çalıştılar… Öyle bir noktaya gelindi ki, demokrasiye karşı çıkmak, demokrat olmadığını söyleyebilmek pek çok sıkıntıyı göze almak anlamına geliyordu. Halbuki ABD ve AB ülkeleri demokrasiyi kendi çıkarlarına kullanıyor, her türlü sömürü ve üçkâğıtlarını bu kavrama sararak dünyaya servis ediyordu. Diğer ülkeleri bilmem ama demokrasi adına uzun yıllar insanımız bu anlayışın esiri, hatta kölesi haline getirildi. Halbuki oltanın ucundaki demokrasi yemini yutmamamız gerekiyordu. Biz millet olarak en sıkıntılı yıllarımızda millet olarak istiklal mücadelesi vermiş ve  başarı ile çıkmıştık. Halbuki bu demokrasiyi kutsal metin gibi sunan Batılı ülkeler her zaman içişlerimizi dizayn ettiler, bu heveslerinden hiç vazgeçmediler. Bunun bir sonucu olarak da ülkemizde tüm darbelerin ve darbecilerin arkasındaki güç oldular. Demokrasi yoluyla ülkeleri sömürmeleri zora girdiğinde, yani halkın seçtiği yöneticiler içinde onların emrine uyumayan, çıkarlarına ters uygulamalar sergileyenler işbaşına geldiğinde içerideki maşalar eliyle darbelerin zeminini hazırladılar. Ne var ki, darbelere rağmen toplumlarda bu ne biçim demokrasi ve demokratlıktır ki, bizde özgürlükler rafa kaldırıldığında bu demokrasi havarilerinin kılı kıpırdamıyor diye ayağa kalkma olmadı, olanlar da rahatlıkla bastırıldı.

Yakın tarihimizde yaşananları hatırladığımızda bile Batılının bu sahte demokratlığını ve darbe severliğini görmek mümkün. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 müdahalesi, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1977 müdahalesi ve daha niceleri hep seçilmişlere karşı gerçekleştirildi. Halbuki demokrasi halkın egemenliğini esas alan bir rejim olarak göklere çıkartılıyor. Ama kutsadıkları demokrasi sadece kendileri için geçerliydi, sömürü alanlarına giren ülkelerin böyle bir hakları yoktu. Onlara göre toplumlar seçimlerde yanlış yapabiliyordu. Yapılan yanlış ise Batı uşaklarını bir kenara iterek milli özellikleri olanları seçmiş olmalarıydı. Bu darbe sever sahte demokratların ülkemize yönelik en son oyunları 15 Temmuz darbe girişimiydi. Mahkemelere intikal eden iddianamelerden anlıyoruz ki, Akıncı Üssü’nde darbeyi yöneten kişi yakalanıp geçici olarak serbest bırakılışından 3 gün sonra ABD Konsolosluğu’ndan aranmış. Sebep ise vizesinin iptal edildiğini bildirmekmiş. Halk arasında ‘Yersen’ diye bir söz vardır ya aynen öyle. Ayrıca darbe girişimi gecesi bir darbeci generalin ABD ile 9 kez görüştüğü iddianamede yer alıyor. Sömürgecilerin kendileri için demokrat, sömürdükleri ülkelerde darbe sever tutum takınmalarının pek çok örneği var. ABD’nin çıkarlarına ters düşen Latin Amerika ülkelerinde yapılan darbelerin hepsinin arkasında olduğunu artık bilmeyen yok. Uzakdoğu ve Ortadoğu’daki ülkelerinde tüm askeri darbelerin arkasında ABD ve koalisyon ortaklarının olduğu biliniyor. Bu tür dolaylı darbe severlerin ötesinde bir de ülkelerin işgali, mevcut yönetimlerin devrilmesi de bu sahte demokratlarca hak olarak görülüyor. Afganistan’ın ve Irak’ın işgali bunun iki örneğidir. Suriye’de yaşananlar ise tam bir işgal değilse bile isteklerine uygun bir düzenleme yapmanın çalışmalarıdır.

Ya Mısır’da halkın oyları ile seçilmiş Mursi’nin devrilmesi ile başa geçen Sisi’ye başta Obama’nın ardından Trump’ın övgü ve desteğine ne demeli. Netice itibarıyla Batılı kavramlar genellikle İslam dünyasının uyutulması ve uyuşturulması için kullanılıyor. Öylesine kullanılıyor ki, darbe sever işgalci sömürgeciler demokrasiyi kutsal bir kavram gibi kültür emperyalizmi aracılığı ile dünyaya pazarlarken, kendilerine sıra gelince farklı bir tavır sergiliyorlar. Aslında Batılıların bu ikiyüzlülüğünü tespit etmek önemli olmakla birlikte kendi değer yargılarımızı bir kenara iterek kültür emperyalizminin sunduklarına sarılmak gibi bir gafletten kurtulamayan İslam dünyasına ne demeli. Çünkü bizim değer yargılarımız yüzyıllar boyu yeryüzünde hakkın hâkimiyetini tesis etmiş inancımızı bir kenara bırakarak Batılı kavramlara sarıldığımızdan bu yana huzur bulmamızın mümkün olmadığını artık görmek ve silkinmek durumundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?