Reklamı Kapat

Yaverleri ve Yaveleri

FETÖ içre, FETÖ bilmez

“Benim en çok canımı sıkan, dokunan da Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 6 yaverinden 5’inin FETÖ’cü çıkması. Bu bana çok dokunuyor. Adamlar alay etmişler devletle… Ve Başyaveri de sayın Erdoğan Rizeli olduğu için seçmiş, tercih etmiş, başyaver yapmış. Bu bizim hemşehrimizdir. Rizeliler yapmaz böyle bir şey diye. İyi niyete bakar mısınız?”

Bu sözler Pazar günleri Beyaz TV kanalında konuşturulan ünlü itirafçılardan H. Gülerce’ye ait.

Malumu ilam etmek değildir şimdi yazacaklarımız. H. Gülerce’nin neresinden dönülürse kar olacağına ışık tutmak istiyoruz, gözlerinizi kamaştırmadan. Biraz da yeni tahribatlarına yeni taktiklerle ulaşmak istemelerini sermek istiyoruz orta yere. Olaki uyanan olur.

Biraz baştan alalım H. Gülerce’nin Pazar sohbetini. Davutoğlu ve Gül’ün 7 Şubat 2012 MİT Krizi ile acaba demelerine, kendini paralel yapmaktan geri kalmıyor: Ben de o zaman uyandım. Kitabımda da yazdım.

Kendine, devlet gibi adam, sıfatını layık görmesi özel yetiştirilmesindendir’ diyor ve burayı geçiyoruz. Lakin bir sorumuz olacak, cevabını aradığımız. Hem de Davutoğlu ve Gül’ü de kapsayan bir sorudur bu.

Acaba o MİT Krizi olmasa idi, eski hamam eski tas devam mı edecekti, o güne kadar sürüp gelen her paralellik?

“Devlet biliyor muydu, F16’ların yüzde 90’ının FETÖ’cü olduğunu? Bilmiyordu!”

Devlet gibi adamlıktan, devleti en iyi bilenliğeterfisi dikkatlerden kaçmasın.

Devlet ne zaman açıkladı, H. Gülerce’nin iddiası bu bilmeme durumunu. Yoksa H. Gülerce devletin bilmediği kanaatine FETÖ’de medya başkanlığı yaptığı zamanlarda mı ermişti?

Bizim “devşirme” sıfatıyla andığımız kartel tetikçisini de şahit tutuyor bu arada kendine.

“Silahı mı var, tankı mı var, helikopteri mi var, uçağı mı var dedi. Hepsi var, Çıktı ortaya. Hepsi varmış.”

Devşirme’de devlet gibi bir adam. O da bilmiyormuş. Hayatları bilmemek üzerine kurulmuş. Paslaşmaya bakar mısınız?

Bir de tefsir çalışması savunması var H. Gülerce’nin. Pensilvanya’da ilahiyatçılarla tefsir çalışması yapılıyor, diyorlardı. Böyle bir hocadan zarar gelir mi, diyorlardı.

Ne zaman mı duymuş bunları H. Gülerce?

Orada medyanın 1 numarası olduğu zamanlarda. Şu soru niçin hiç dillendirilmemiş, böyle bir “kamuflaj”ıfarkettiği anlarda: Bu devletin üniversiteleri, İlahiyat Fakülteleri yetmiyor mu, yoksa buralarda tefsir çalışmaları yapmak engelleniyor mu? Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlarına saygı eksikliklerini sergilemeye ne hakları var?

Devletin Paralel Yapı dediğini, FETÖ dediğini onca yıl onlarla birlikte çalışırken öğrenememiş, ancak ordan gönderildikten sonra bilmiş H. Gülerce’miz. Herhalde inandırıyor olmalı ki, görevine devam ediyor.

Eğitilmiş dedik, gönderilen dedik, görevde dedik. Ama bunları boşuna demedik. Kendi dediklerini ne olduğuna tanık gösterdik.

Görevimiz Tehlike 

Yazımızın en başına koyduğumuz H.Gülerce konuşmasını bir kez daha okumalıyız. Zira H.Gülerce’nin yeni görevi o satırlarda gizli. Kelime kelime analiz etmemiz anlaşılmasını kolay kılacaktır.

“Benim en çok canımı sıkan, dokunan da…”

Kendini önemseterek başlamasına psikiyatrlar bir rahatsızlık adı verseler de, o dinleyicilerinin dikkatini daha işin başında dik tutuyor. Canı sıkıldığına göre, ciddi bir şeyler olmalı…

“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 6 yaverinden 5’inin FETÖ’cü çıkması…”

Sana ne, demek geliyor dilimizin ucuna ama…

Sen kimsin? Cumhurbaşkanı’mızın yaverlerinden sorumlu adam mısın? Sen mi suçlanıyorsun yaverler FETÖ’cü çıktı diye?

Cumhurbaşkanımız canım sıkıldı, dokundu dememiş, Başbakanı dememiş, partisinin yetkilileri dememiş, hatta Rizeli olan Meclis Başkanı dememiş… Şimdi kalkmış sen diyorsun. Acaba niye diyorsun?

Püf noktası burasıdır.

H.Gülerce ölü sahiplerinden daha fazla yanan ağıtçı rolüne ayarlanmıştı, kurgulanmıştı diyoruz. Yanık sesiyle devam ediyor destanına. 

“Bu bana çok dokunuyor.”

Bir daha vurgu, dikkatler dağılmasın… Suçlama faslı başlayacak birazdan.

“Adamlar alay etmişler devletle.”

Onlardan hiç haberi olmayan devlet, alaylarından mı alınacaktı? Ama bu da değil H. Gülerce’nin anlatmak istediği. Kızım sana söylüyorum derken, vatandaşı yani dinleyenleri gelin yapıyor. İyice kızalım diye. Bu bize yapılır mı ülen!

Şimdi buraya yazacağımız H. Gülercetesbitleri, tüm konuşmasının içindeki en tehlikeli cümlesidir.

“Başyaveri de sayın Erdoğan Rizeli olduğu için seçmiş, tercih etmiş, Başyaver yapmış. Bu bizim hemşehrimizdir.”

Hafifsemeyi hissediyorsunuz değil mi?

Başka dayanak yok. Yasallık hak getire…

Rizeli olduğu için denirken, Sayın Erdoğan’ın Rizeliliğidir daha öne çıkarılan. H. Gülerce boşuna yapmaz bunu. Bir sebebi olmalı. Hemen gelen cümleler izah yüklü, hem de fazlasıyla.

“Rizeliler yapmaz böyle bir şey diye… İyi niyete bakar mısınız?”

Önce hata var de, sonra öv!

Rizelilerin yapmayacağı böyle bir şey ne? Sayın Erdoğan o bir şeyi biliyordu, fakat Rizeliler yapmaz diye de biliyordu.

CB’nımızın yaptıklarından ve niye öyle yaptıklarından haberli değil sadece H. Gülerce. Niyetinden de bilgili; uzman sıfatıyla.

Şimdi, bugün, 6 yaverden 5’i FETÖ’cü çıktı diye oynayan H. Gülerce’nin, diğer itirafçıların biz bu ihtilalcilerle FETÖ mekanlarında karşılaşıyorduk demelerini hesaba katmayarak, onların kim olduğunu bilmediğine inanmamız, provokasyonunu açıklamamızı engellemez.

15 Temmuz’dan beri şu kadar gün geçmiş..

CB’nımızın yaverlerinden 5’inin FETÖ’cü olduğunun bilinmesinin üstünden aylar geçmiş.

H. Gülerce, referandum tarihine bir hafta kala seslendiriyor bunu. Üstelik Rizeli olmaklıkları kimse tarafından tartışma konusu yapılmamışken, kendi yanmışlığını şahit göstererek gündem yapıyor canlı, canlı.

Sebebi ne ola?

6 yaverden 5’i Rizeli...

6 CB yardımcısından 5’i Rizeli... Olursa...

Bakanların hesabını da siz yapın.

Gelmek istediği yerler buralar H. Gülerce’nin.

6’dan 5’inin Rizelilerden seçilmesinin, tercih edilmesinin H. Gülercece gündem yapılmasının sebebi şu değildir: Rizeliler yetişmezse, ya açık olursa... Ama şudur: Olursa, olanlar gibi olursa olacaklar da...

“iyi niyete bakar mısınız?”

Bugün 7 Nisan 2017. Bir çözülmemiş FETÖ itirafçısının analizini böyle yaptık. 

15 Temmuz’u, 16 Nisan’da yazan da bizdik zira.

SEN  BYLOKLA  OYALANIRKEN...

TRTMüzik, güftesi FETObaşına aittir denilen bir şarkıyı yayınlamış.

Kimin dikkatini çekti, kim farketti, kim rahatsız oldu ki, “sehven” açıklamasıyla kurtulmuş olunmuş. (Buradaki kurtulmuşluk, sorumsuzluk manasındadır. Numan Kurtulmuş’la karıştırılmaya...)

Türkiye, TRT Müzik dinlenip durulan bir ülke midir? TRT’nin kendisi ne kadar dinleniyor, biliniyor ki, müzik kanalı etkin olsun.

“Şüyuu vukuundan beter” bir durumla mı karşı karşıyayız.

İlan içerden yapılmış olabilir mi? Duymayan kalmasın...

12 Mart günlerini yaşayan “solcu” etiketli bir insanımızın, o günler geçtikten sonra anlattıklarını hatırlamamızın vaktidir şimdi.

Türkiye dışından yayın yapan “Made in Rusya” tescilli “Bizim Radyo”yu dinlerdik. Ne zamanki “Kara tren” türküsünü çalar, biz baskın olacağını anlardık. Ertesi günkü gazeteler, bizleri haber diye yazamadıklarına yana yana çıkarlardı.”

Tarih tekerrür mü ediyor?

Bizim radyo nere, TRT nere...

“Sehven” demek özür müdür, yoksa sizin olanı işte biz böyle kullanırız, havasının atılması mıdır?

Şifreli mesaj yayınlandı iddiasını kabul ettiğimizde bu soru takılacaktır aklımıza mecburen.

Şiir demeye bin şahidin istendiği o satırlara ben de baktım. Bir mısra var, kripto taraftarlarının mana verebileceği... Ama arkası boştu.

“Düşüncem ‘veda’ diyor bu yerlere...”

O yerler?..

Postakuşu F. Koru’nun, gölünün kenarında oturup bir çay dahi içmemiştir, duygusallığıyla acındırma motifli ayarlamalar yaptığı o yerler midir, terketme telaşlı mesajlarla duyurulan?

İktidarımızın katip gazetecilerinin bir reklam filmine takılıp kalmalarını merak ediyorduk. Yukarıdaki sorumuzun cevabı bakalım kimin posta kutusundan çıkacak? Bir merakımız da bu.

BUZDOLABIMIZ 8,5 AYAK

Başbakan Binali Yıldırım bey meydanlarda ısrarla haykırıyor; 15 Temmuz vatansızlar hareketini kastederek: Siyasi ayak yok!

Lakin inandırıcı bulmuyor bu izahı sosyal medya kullanıcıları... Binali Bey’in ünlü bakanlarının, “O bizim, Erzurum’umuzun medar-ı iftiharıdır” gibi nutukları hâlâ çınladığından kulaklarında...

Hatta “Siz varsınız ya...”gibi cümleler yazıyorlar ekranlarına, ya büyük bir cesaretle, ya her şeyi göze alarak...

Bizdeki çağrışımı ise merhum Demirel üstündendir.

Köprünün altından çok sular geçtiğinden adını şimdi yazmayacağım ve fakat yayına hazırladığım bir kitabıma gazetelerinde bastıkları bir karikatürü koyarak hallerini özetleyeceğim bir camianın öndekileri, bir seçim döneminde ısrarcı olurlar merhum Demirel’e.

– Ne olur, listede bizden de bir isim olsun.

Demirel hep istihbaratlıdır. Gelenlerin ne isteyeceğinin raporunu okumuş ve nasıl bir görüntü vermesi gerektiğinin provasını yapmıştır. İnandırıcılığı, başarısı olacaktır.

Gelenlerin bu isteği seslendirmeleri, görüşmenin final sahnesidir. Sonra artık herkes yoluna...

– Neee?... Siz beni saymıyor musunuz? Binaenaleyh listede istediğiniz isim benim. Bu yetmiyor mu?

Siyasi ayağın olmadığına, galiba insanlar siyasi kafanın olmadığından emin olduklarında inanacaklar.

Bizden böyle söylemek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?