Reklamı Kapat

Sen gidersen imkân gider

“Bugün insanlığın aradığı huzur, ne makineleşmede ne de maddî terakkîdedir. Zira bunların ne insafı vardır, ne muhabbeti, ne de vicdânı.” Bu kadar değişken bir yapıya nasıl gelindi? Bu soruyu yanında taşımak bir insan için en büyük yük olmalı. Çünkü her yeni gün bir önceki günü tekzip eder gibi yaşamak ancak bu zamanın insanına mahsus bir özellik olsa gerek. Bundan dolayı anlık duygular, hazlar pek fazla iz bırakmadan yaşamaya yol açıyor. Belki de bu yüzden ne beğenileri, ilgileri ne de aradığı, karar kıldığı şeyde bir denge tutturamıyor. 

İnsan doğa ile girdiği mücadelede muzaffer konumunu ilan etmiş olsa bile kayıpları bakımından sahte bir galibiyetin keyfini sürdüğü söylenebilir. Daha güzel, daha iyi yaşam koşulları elde etmek için giriştiği bu mücadelede tekniği geliştirdikçe; insanlığını, ruhunu, kalbini geriletti. Belki de bu değişken hal; anlık eylemler, duygular bu gerilemenin bir sonucudur.

Vasat (orta) olma özelliğini kaybeden insan için aşırılık ve dengesizlik arasında gidip gelmekten başka bir yol,  yokmuş gibi görünüyor. Tabiatla arasına mesafe koyan insan için ilerleme huzur ve emniyetten ziyade korku ve endişe kaynağı oluyor. Güven, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar modern insanın belki de en büyük problemi haline geldi. Bugün hem bireysel yaşamı hem de toplumsal yaşamı şekillendiren temel sorunların başında “güven- güvenlik” gibi konular geliyor. İnsan kendini izole ettikçe korkuları artırıyor, güvenlik barikatlarını çoğalttıkça huzuru kaçıyor ve bunalımları kronikleşiyor. Bu yüzden de bir türlü huzur bulamıyor. Mutsuz ve tatminsiz bir hayata sahip oluyor. Güvenliğini artırmak için giriştiği çabası, daha steril, daha güvenli bir hayattan ziyade katı, ruhsuz bir hayatı ortaya çıkarıyor. 

Açığa çıkan bu yaşam biçimi en çok da insanın, insani tarafını hedef alıyor. Sürekli bir adım öne geçme zorunluluğu, daha çok sahip olma hırsı, biriktirme tutkusu telkin edilen insan için en büyük fazilet; ne pahasına olursa olsun ‘daima kazanma arzusu’ oluyor. Bu bakımdan modern zamanlarda “erdem”den, “kalp”ten, “vicdan”dan bahsetmek, mitolojik bir söylenceyi telaffuz etmekle eş değer bir şey olarak ya da romantizm olarak adlandırılıyor. İnsan, içinde hapsolduğu fazlalık ve eksikliklerin yani; “tamah etme, acele etme, mal biriktirme, sadece dünya ve onun içindekileri düşünme, taasub, sui zan vb.” özelikler ile nefsinin sürekli bir yönüne yönelik şekillenmiş bir dünyayı yaşamaya daha ne kadar devam edebilir ki?

Sürekli ruhsuz bir zamandan, insandan ve dünyadan dert yakınıyoruz. Ne kadar çok şeye sahip olursak olalım, ne güzellik ne de iyilik hali ortaya çıkmıyor. Yaşanılan anların sevimliliği kaybolduğu gibi,  hayatın da bir manası ve kıymeti kalmıyor. Hayatı yeniden güzel, kıymetli ve yaşanası hale getirmek, insan için en önemli iş olmalı çünkü insana yaptığı işi en güzel şekilde yapma melekesi verilmiş ve bunu kullanması da emredilmiş. İyilik ve güzellik, güzellik ve yararlılık insanın bu biçimsizliğin içinden çıkması için elindeki en etkili yetisidir. Böylesi bir perspektifin içerisinde bir de “Muhsin” olunabilirse işte o zaman dünya, “gam yükü” olmaktan çıkar. O zaman insan hapsolduğu dünyanın kalıplarından çıkarak gerçek manada özgürleşir, güzelleşir ve de güzelleştirir. Kemalata doğru yönelimi ise gerçek bir emniyete ulaştırır. İnsan kendinden giderek bugünkü dünyayı yani kanı, kini, nefreti çoğalttı. Yani kendinden giderek kendini kaybetti. O zaman şimdi kendine gelme zamanı. Kendine gelerek ancak kendini bulabilir ve iyiliği, güzelliği ortaya çıkarabilir. Zaman geçiyor, imkân geçiyor. Gelmez misin ey insan? Hoşça bakın zatınıza…

TAŞ GEMİ

“Şehir değil,/tabut bu/ Kol kola dolaşıyor/Ölüler”

(Cahit Irgat)

Not : Bu hafta, Pentgram’dan “Sonsuz” isimli şarkı var. Gelip geçiyor hayat, dönüyor durmuyor dünya diyor. Kalpten bahsetmenin farklı bir yolu… 

*Mahmut Örün, Emin İgüs’ten, “Ağıt” ı; Eyüp Gedikoğlu, Amina Aloui’den “Hija Mia” yı; Azam ise, Sagopa’dan, “Kendime sarılıp Dolanırım”ı dinleyelim der. Üçü de bir birinden farklı tatlar, hepsi ayrı bir şey diyor. Ama yüreğine yüreğine diyor. Müziğin sesini açıyorum, gökyüzüne bakıyorum ve diyorum ki:

“Belki bahardır, belki yağmurlardan sonradır.

Belki hüzün kuşudur, bir çığlıktır ya da bir ağıttır

Ve hepsi hayata dâhildir.”

Bize Kadar:

1- “Talep eden herkes sahip olmadığı bir şeyi arar ve talep eder; elde bulunan aranmaz” der, İbn Arabi

2- “Her nerede bir yığın varsa orada yalan vardır” der Kierkegaard.

3- Picasso der ki; “Düşleyebildiğin her şey gerçektir.”

4- Ne çok güzellik var kitaplarda, dışarının gürültüsünden kaçıp sığınılacak en güzel yer satırların arasında akıp giden kitaplı zamanlardır. İsterseniz, bu hafta Remzi Çetinkaya’nın önerdiği “Küçük Güzeldir” isimli kitabın içinde kaybolabilirsiniz. E.F. Schumacher’in kitabı ‘Varlık Yayınları’ndan. 

5- Güzel bir film var.  “Departures/ Gidişler” adlı bir film var. Yojiro Takita’ nın ölümü bir kapı olarak anlattığı, uğurlamayı törensel bir hale getirdiği güzel bir film. Okuduğunuz metni, dikkatli okumak gerekir, hayatınızı değiştirebilir.

Dağarcık

“Koro halinde yenildik, herkes haklı çıktı/onlar kaptan oldular, ben sarhoş oldum.” (Ahmet Erhan’dan tadımlık)

TEKKE

“Bedeninden çok gönlünü mamur et. Amelin halis, duan içten ve elbisen gösterişsiz olsun.” (Abdülhâlik Gucdüvânî Hz.’den tadımlık)

Bir Lahza:

“Umursamaz olmak kolay, cesur olup, kendini adamak zordur.” (Detachment  - 2011)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?