Reklamı Kapat

Referandum Kafası

Yunanistan avanesinden al yazmalı bir kadın evliya (Kuddisesırruhu) peygamberin iftirasıyla kızını sırt üstü yatırmış hançerleyecekken birden şeytan sırtında sarı bir buzağıyla görünüverir; “Bu tanrıların kurbanıdır, onu kesme bunu kes!” diye buyurur…

Böyle başlayan ve böyle devam eden bir hikayenin neresini düzeltelim? Şöyle söylenebilir belki: Yunanistan değil Arabistan, avanesinden değil Yarımadası’ndan, al yazmalı değil ak saçlı, kadın evliya değil hepimizin atası İbrahim Aleyhisselam, peygamber iftirasıyla değil Allah’ın emriyle, kızını değil oğlu İsmail Aleyhisselam’ı, sırtüstü değil yanı üzre, hançerleyecekken değil…

Bir üst geçidin pankart asılabilecek her yerinde evet yazan devasa pankartları okuyarak yürüyorum. İnsanlar yürüyorlar benimle beraber, benden bağımsız; onlar da okuyorlar. Üst geçidin soldaki merdivenlerinden elektrik direklerine doğru sıkça dizilmiş evet yazılı bayraklar görüyorum. Merdivenlerin tam ortasında öğrenci olduğu rahatlıkla anlaşılan bir genç evet yazılı broşürler dağıtıyor. İşten çıkış yorgunluğuyla bir an evvel evlerine ulaşmaya çalışan insanlar pek itibar etmiyor. Uzatılan ve almak zorunda kaldıkları broşürleri, kalemleri, balonları üç beş adım sonra rastgele savurarak devam ediyorlar yürüyüşlerine.  Evet yazılı broşürler yerlerde sürükleniyor, birikiyor kısım kısım. Yürüdüğümüz cadde boyunca aydınlatma direkleri arasında, caddenin üstünü kapatacak şekilde sıralanmış evet yazılı flamalar dalgalanıyor. Sokağa dönüp eve doğru yürürken sesli araç geçiyor sağ taraftan; evet şarkıları duyuluyor bangır bangır. Apartmanın ana kapısında korkulukla cam arasına sıkıştırılmış tutam tutam evet yazan broşürler görülüyor. Kimisi uçuşup dağılmış sokağa doğru. Su giderlerinde, otomobil tekerlerinde, mazgallarda birikmiş. Apartmanın merdivenlerinde ve daire kapılarında da aynı şeylerle karşılaşılıyor. Üstlerine basmadan, üstüme bulaştırmadan ulaşıyorum eve. Kapı koluna sıkıştırılmış evet broşürünü alıyorum.

Yetkili ve sorumlu Cumhurbaşkanı diye bir başlık atılmış. Böyle bir başlık bugüne değin Cumhurbaşkanı’nın yetkisiz ve sorumsuz olduğunu söylemiş olmuyor mu diye düşünüyorum. Bu ibarenin önüne Cumhurbaşkanına cezai denetim geliyor ifadesi koyulmuş; bugüne kadar Cumhurbaşkanı’nın cezai sorumluluğunun olmadığını anlıyorum. Bunlar özellikle bir vaat olarak insanlara sunuluyorsa, vaatler hiç olmayana, yeterince olmayana, yahut eksik olana dair değil midir? Doğru söyleniyorsa bir itirafta bulunulmuştur ve bunun hukuksal bir karşılığı olmalıdır. Yalan söyleniyorsa o zaman söz konusu metin yeni bir şey getirmiyor yani bir vaatte de bulunmuyordur. Bağımsız ve tarafsız yargı için evet diye bir şey görüyorum. Bu ifade, yargının bugüne değin bağımlı ve taraflı olduğunu söylemek değil midir? O halde halihazırda yargılanan insanların haksızlığa uğradığı söylenmiş olmuyor mu? Bu mağduriyetin mümessibi kim oluyor o zaman? Çift başlılık ortadan kalkıyor diye bir ifade… Çift başlılık denip ardından hükümet partisinden çıkmayan Cumhurbaşkanı ile hükümet partisinden olan başbakanın uyuşmazlığından dem vurulmuşsa bu çift başlılık falan değil yönetim adına ciddi bir zenginliktir. Farklı görüşlerin devletin iki yönetici makamında yer alması birbirlerini denetlemelerini, hataları görebilmeyi ve düzeltebilmeyi getirir. Bu en basit Machiavellist düşünüş şekillerinden biridir. Diğer yandan çift başlılıktan şikayet edip kaldırılacağını söylemek yönetimin tek elden olacağını dolayısıyla tek adamlığı vurgulamak olmaz mı? Şu halde parmaklarla dört gösterip tek vatan, tek bayrak diye sayılan şeylere neden tek adam eklenmesin?

Örnekler çoğaltılabilir. Daha doğrusu tanıtımlarda geçen ifadeler tek tek incelenip analizi yapılarak vaatlerin boşluğu fark edilebilir. Yeni anayasa diye önümüze sürülen metin ve onun tanıtımı olarak billboardlarda, afişlerde, broşürlerde, kitapçıklarda karşımıza çıkan ifadeler yazının başında örneğini verdiğimiz hikayenin kurgusuna fena halde benziyor. İsmi dışında yeni olan ne diye sorsak bu dahi boş bir soru olur.  Anayasa metni olarak öne sürülen, halka arz edilen ve halktan onaylaması istenen şeyin maddeleri bir yana, takdimi bile bu kadar saçma yapılmış. İnsanların bir şeye evet diyebilmek için takdir edersiniz ki sebeplere ihtiyacı vardır. Neye evet dediğini, niçin hayır demesi gerektiğini bilmek ister insan. Bir vaade yönelik olarak insanlardan evet demesini istiyorsanız bu zamana kadar yolunda gitmeyenin yoluna gireceği; iyiye dönüşeceği nasıl garanti edilebilir? Hiç olmayanın bundan böyle de olmamasını onaylamaktan daha doğal bir şey olmasa gerektir. Ne diyebiliriz ki, köpri çok güzel, köprimütişş…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?