Reklamı Kapat

Türkiye bu dayatmayı onaylayacak mı?

Bismillahirrahmanirrahim;

REFERANDUM haftasına girdik. Halkımız kafa karışıklığından kurtulamadı. Çünkü anayasa değişikliği üzerinden değil de, çok kere başka konularla kampanya yürütülüyor. Hayat devam ediyor. Elbette, Türkiye’mizin başka konularını da konuşacağız. Ama birbirine karıştırmadan!

Referandumda siyasi parti tarafgirliğine, kamplaşmaya gerek yok. Bu, genel seçim değil; cumhurbaşkanlığı seçimi değil. Yeni anayasa oylaması, bugünkü hükümet ve cumhurbaşkanının dışında ele alınmalı. Ülkemize yakışır anayasaya kavuşmak hepimizin faydasına. Bu güzel sonuca ulaşabilmek için “hayırda yarışmalı”; görevimizi düğün, bayram şenliğiyle yapmalıyız.

Türkiye halkına siyasi olgunluk yakışır. “Evet”, “Hayır” holiganlığına gerek yok. Siyasi partiler halka rehberlik etmeli. Vatandaşlarımız da medenice birbiriyle fikir alış verişi yapmalı; konuyu birlikte düşünmeliler. En iyiye, en güzele ulaşmak için!

Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. “Yeni anayasa değişikliğinin neler getirip neler götüreceğini” anlatan 36 sayfalık bir kitapçık hazırladı. O kadar iyi niyetle ve objektif hazırlanmış ki, kitapçık içinde “hayır oyu kullanılacak” yönlendirmesi, baskısı yerine, rehberlik yapılıyor. Bazı kardeşlerimiz, tercihini başkasının gözünün içine sokacak bir dayatma yöntemi kullanıyor. Işınlama imkânları olsa kalplere hükmedecekler.

Milli konulara duyarlı Yazar İshak Koç gözlemini anlattı: “Farklı haber kanallarını zapladığınızda daha fazla evet, hep evet, illa ki evet falan deniyor.” Tabiatıyla aynı üslupla “Hayır” diyenler de var. Dayatmayı bırakıp birbirimize saygılı olmamız, birlikte düşünmemiz daha güzel değil mi?

MİLLİ KONULAR HASSASTIR

REFERANDUMUN yapısı gereği bir kısmı “Evet”, bir kısmı “Hayır” tercihi yapacak. Bu kaçınılmaz. Ama milli konular ayrılık kabul etmez. Yüzde 99 değil; yüzde yüz bütünleşme sağlanması idealdir. Güvenlik, dış saldırı, terör gibi Türkiye’nin bütününü ilgilendiren konular bunlar arasında.

Avrupa’nın bazı ülkeleriyle aramızda siyasi kriz yaşandı. Yöneticilerimiz ülkemizi temsil ederler. Dış düşman hangi yöneticimize sataşırsa hedef Türkiye’dir. Böyle bir olayda 80 milyon olarak kenetlenmemiz zorunlu. Yöneticilerimizi taciz eden Avrupa ülkeleri tıynetlerinin gereğini yaptılar.

Misal olarak, AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık bir TV kanalında, “Almanya ve Hollanda’nın yaptıkları ‘Evet’ oylarını 2 puan artırdı” diyerek bu 2 ülkeye teşekkür etti. (13. 3. 2017) Sayın vekilim, bu milli bir konuydu; hepimizi ilgilendirirdi; referandumdan ayrı değerlendirmek uygun düşerdi. Vatandaşlarımızın hepsinin tepki göstermesini amaçlayan üslup kullanmalıydık.

Yine, 1 Nisan 2017’de, Saadet Partisi İstanbul İl Binası’na, büyük bir vinçle AKP logolu dev “Evet” pankartı asma girişiminde bulunuldu. Bu ne insanlığa, ne siyasi nezakete, ne de hukuka sığardı! Ne kadar çaresiz kaldılar ki, Saadet Partisi’nden binlerce kat tanıtma imkânına sahip bir parti bu büyük saygısızlığı yaptı. Ülke kimlerin eline kalmış, dedirtti. Siyasiler, kadrolarına sahip çıkmalı; toplumsal huzur ve barışı bozmamalılar.

DAYATMA SON BULMALI

ESAT’IN kimyasal silahlarını bahane eden ABD, Suriye’yi vurarak işgali resmen başlattı. Bilelim ki, asıl hedef Türkiye! Birbirimize ihtiyacımız var. Lütfen, kardeşliğimizi bozacak üsluptan kaçınalım.

Milli konulardaki titizliğiyle tanınan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu uyarıyor: “Kamplaşma, kutuplaşma en büyük tehlikedir. Düşman “Evetçi”, “Hayırcı” ayrımı yapmaz. Ülkeye saldırı olursa “Evetçi”, “Hayırcı” demeden silah altına alınır. Ayrılığa değil, birleşmeye ihtiyacımız var.”

Diyanet İşleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu bugünkü hassas ortamda uyardı: “Allah bu dini kavga için göndermedi.” (6. 4. 2017)

İzah, ikna dururken; dayatmayı, güçle baskı oluşturmayı “yöntem” olarak seçenlere gerçekleri söylemekten çekinmeyen Yazar Nihat Genç şunları söylüyor:

“Ne geleceğimizde, ne de tarihte görmeyeceğimiz büyük bir mutlakiyetçi dayatma var. Ben, Anadolu toprağının bu mutlakiyetçi dayatmaya karşı çıkacağını düşünüyorum. Büyük kitlelerin sağ, sol, Müslüman herkesin “hayır” oyu vereceğini düşünüyorum. Çünkü bir ülkenin sorunudur tek bir gücü elinde tutmak. Ne dinimizde bu böyle, ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne ilkel toplumlar, ne modern toplumlar… Tek bir gücün, bir insanın ağzına verilmesi görülmüş şey değil.” (A. G. Dergisi, Şubat 2017, Sayı 205, Sh. 16)

Siyasiler konuyu TV’lerde birlikte tartışabilseydi, toplum sağlıklı değerlendirme imkânı bulurdu. Olayları birlikte düşünüp müzakere edebilmeyi öğrenir, uzlaşma kültürü oluşurdu. AKP Konya Milletvekili Hüsniye Erdoğan’ın, “Hiçbir şey bilmeseniz bile ‘evet’ deyin” (5. 4. 2017) dayatması karşısında bilerek tercih yapabilirdi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?